18 Haziran 2018
20 °
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
48 dk
Güneş'e kalan süre
İmsak 03:24 Güneş 05:25 Öğle 13:11 İkindi 17:10 Akşam 20:46 Yatsı 22:37
Ece Vahapoğlu

Ece Vahapoğlu info@ecevahapoglu.com

Kalpten iletişim

İletişim, yaşamın anahtarı. Sonuç almanın temeli…

İletilmek istenen bilginin göndericiden alıcıya aktarıldığı... İletişim, bilgi, duygu ve düşünce alışverişi yapılan bir süreç.

Bu süreçte yani iletişimde her iki taraf da tatmin olmalıdır. Alış ve veriş karşılıklı olmalıdır. Sadece mesajımızı iletmekle kalmayıp, mesajın doğru gittiğinden emin olmak ve karşıdan istediğimiz ölçüde bir tepki almak da gereklidir; ve zaten hepimiz temelde bunu bekleriz.

Mutlu bir yaşam için, iş, özel, sosyal ve toplumsal alanda güzel iletişim kurmaya ihtiyacımız var. İyi hissetmek istiyoruz. Ruhsal, zihinsel ve bedensel ihtiyaçlarımız için de iletişimin doğru olması gerekli. Sözlü veya sözsüz bir şekilde derdimizi anlatmak isteriz. Anlatmak ve anlaşılmak isteriz.

Ne var canım? Kafamızdakileri karşıya söyleyeceğiz işte. Ama gerçekte durum hiç de böyle kolay değil. Pek çok insan için aşılması en zor konulardan biri etiki ve doğru iletişim.

Kendini fade edebilmek…

Peki öyleyse; bir fikri iletirken doğru iletişimi nasıl sağlayabiliriz?

Aynı fikri, doğru iletişimle karşıya geçirebilirken yanlış yani egosal iletişimle tamamen yanlış iletiriz hatta fikri iletemeyiz.

İletişim sadece sözlü veya yazılı değil; enerjiseldir de. Aslında büyük ölçüde de enerjidir, karşıya geçen. Ben buna çok inanırım. O yüzden de, yazımın başlığındaki gibi, kalpten gelen iletişim karşıya mutlaka geçer.

Bazen ağzımızı açmasak veya cep telefonuyla mesaj atmasak bile, sadece uzaktan hissetmekle birilerine enerjisel mesaj yollayabiliriz. Mutlaka hissedilir. Pembe hayaller kurmuyorum. Bu spiritüel yaklaşım pek çok bilimsel araştırmayla da kanıtlandı. Albert Einstein’dan tutun da kuantum teorilerine kadar pek çok kez bu konudan bahsedildi. Günümüzde de daha çok konuşulan bir bakış açısı hatta…

Belki de insan kılığına girmiş biz ruhsal varlıklar, aslında bu küçücük ama derin bilgiyi kavrayabilsek asla yalan söyleyemeyiz ve kolaylıkla her istediğimizi evrene ve diğer canlılara iletebiliriz.

Friedrich Nietzsche bu duruma, beden diline vurgu yaparak, şöyle bir yorum yapmış; “İnsan ağzıyla yalan söyler, fakat o esnadaki ağız hareketleriyle de doğruyu söyler.”

Pek çok insan gibi ben de - farkındalığımı yaşamadan önce - eskiden daha egosal yani yüzeyden zihinle konuştuğumu fark ettim; artık daha dengeli, net, objektif ve samimi mesajlar verebiliyorum. Hatta gerektiği yerde ‘hayır’ demeyi de biliyorum. Sadece düşüncelerimi değil, hislerimi de paylaşıyorum. Zaten karşıya geçen aslında duygular, değil mi?

Bir düşünün; bazı reklam filmleri bizi neden ağlatır? Duygularımıza hükmettikleri için… Uzmanlar duygulara dokunan çalışmaları ortaya koyduğu için…

İş hayatına baktığımızda, kurumsal iletişim veye halkla ilişkiler gibi alanlar planlı bir algı yönetimi olsa da samimi, duygulara dokunan ve müşterinin işine yarayan bir mesaj verdiğinde başarılı getirir.

Öğrenme, araştırma ve paylaşma merakı hepimizin içinde var. Dünyamız, bilginin duyulması ve yayılmasının çok hızlandığı bir yere doğru gidiyor. Bu kadar bilgi arasında sıyrılmak için arada bir kendi içimize dönmek gerekiyor. Kendi sessizliğimize… gerçek iletişime…

İçe dönmek demek de yetmiyor; aslında kaynak enerjimize bağlanmak gerekiyor. Peki “kaynak enerji” nedir? O elle tutulmaz, gözle görülmez Yaradan enerjisine…

Mantığımızla veya egosal taktiklerle çoğu zaman hiçbir yere varamayız. Mantıksal ve kalıpsal çıkarımlar bizi kısıtlar; iletişimi koparır. Kısa vadede bir şey kazanmış gibi görünür ama öyle değildir. İçeriyi değiştirmeden dışarıyı değiştiremeyiz.

Ve hep hatırlayalım; evrensel kaynak enerjisini içimizde taşıyoruz. O kaynağı her an içimizde hissetmek çok büyük güç veriyor. İhtiyacımız olan tek güç!

Aydınlanma çağındayız. Şimdilik belki dünya nüfusunun küçük bir bölümü bu seviyeye geçti ama giderek artacağına eminim. Görüyorum da… Çünkü mucizeler oluyor. Her an! Mucizeler, onları görmeye hazır olanların karşısına çıkıyor.

Ben de öğrendikçe bu faydalı bilgi ve uygulamaları hepinizle paylaşmak istiyorum. Sadece bedensel sağlıklı yaşam, spor ve beslenme bilgilerimi değil… Işığı yaymak çok güzel bir duygu. Her bireyin kendisini keşfedip uyanması ve kalpten iletişim kurması dileğiyle…

Diğer Yazıları