22 Ağustos 2019
28 °
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
1 sa 13 dk
Öğle'ye kalan süre
İmsak 04:39 Güneş 06:13 Öğle 13:12 İkindi 16:58 Akşam 20:01 Yatsı 21:29
Sevda Noyan

Sevda Noyan noyansevda@gmail.com

İzmir yolunda Balıkesir Emniyeti'ne misafir oldum...

Perşembe sabahı erken saatlerde oğlumla birlikte otomobil ile İzmir'e gitmek için yola çıktık.Yeni yapılan otobanın rahatlığı ve yolun kısalmış olması sevinci ile elimizde kahvelerle sohbet ederek yol alırken Balıkesir'de rutin trafik kontrolüne takıldık.

Klasik ehliyet ruhsat istendi derken görevli trafik polisi tekrar yanımıza gelerek kimliğimi istedi. Bir iki dakika sonra bir daha yanımıza gelerek hakkımda yakalama kararı olduğunu tebliğ etti.Şaşkınlıkla nedenini sorduğumda ise köşemde yazdığım " Akit televizyonunda neler oluyor? " başlıklı yazımda söz konusu olan Abdülrahim Karslı'nın hakkımda suç duyurusunda bulunduğunu ve suçlamalara karşılık ifade vermem için Balıkesir Adliyesine götürüleceğimi anlattılar.

Otomobilimizde bize eşlik eden sivil bir memur arkadaşla birlikte Balıkesir Emniyeti'nin yolunu tuttuk.

Emniyet müdürlüğüne geldiğimizde bizi bir odada misafir ederek çay ikramında bulundular. Evraklarımız hazır olunca, farklı iki sivil emniyet asayiş biriminde görevli polis arkadaşla birlikte adliyeye gittik.İki saatlik bir beklemenin sonunda İstanbul Kartal Adliyesi'ndeki görevli savcı ile görüntülü bir bağlantı kurarak en nihayet ifademi verdim.

Elli altı yıllık hayatımda ilk kez bir suçlama ile karşı karşıya kaldım ve polis nezaretinde emniyete götürüldüm.

Yaşadığım bu olaydan elde ettiğim sonuçlar ise şu şekilde;

-Yola çıkarken istediğin kadar program yap, yol kısaltılmış, otomobilin iyi olsun, hiç fark etmiyor gideceğin yere nasip ne zamansa o zaman varıyorsun.

-Gençlik yıllarda verdiğim ideolojik mücadelede en büyük korkumuz olan emniyete götürme olayının yıllar sonra gerçekleşmiş olması da benim için bir ironiydi.

-Özellikle bize eşlik eden görevli polis arkadaşlar gerçekten kalbimizi fethettiler. Bizi tam bir misafir gibi ağırladılar. Rabbim onları ve memleketi için görev başında olan tüm emniyet mensuplarını muhafaza etsin.

-Dava dosyası devam ettiği için içimden geçen duygularımı kelimelere dökmekte kendime set koyma zorunluluğu yaşıyorum.

Bakalım bizim dava nasıl sonuçlanacak? Cümle alemin bildiğini yazdığım için suçsuz mu bulanacağım yoksa haksızlığa uğrayan ben mi olacağım? Hayırlısı diyelim...

HACIBABA BALKANLAR'DA...

Yoldaşım ve hayat arkadaşım Münib Engin Noyan son beş gündür Makedonya, Kosava ve Arnavutluk yollarında.Gençlerle birlikte olmak, konferans vermek sılahi rahim yapmak için yolcu...

Yaptığımız telefon konuşmalarında heyecandan sesi titriyordu. Aslen Prizden'den yola çıkmış, Sultan Abdulhamid hanı korumak için Der Saadet'e gelmiş, bir tabur Arnavut askerin komutanı olan bir dedenin torunudur Engin... Ata topraklarında olmak, köklerini bir kez daha ziyaret etmek çok istediği bir seyahatti. Özellikle son dönemlerde öğrenmek için üstün bir çaba içine girdiği Arnavutça lisanınıda kontrol etmiş olacak bu vesile ile...Besbelli yaş ilerledikçe insanın köklerine gitmesi çok daha anlamlı oluyor. Eee ben geri kalır mıyım!!! Niyetim en kısa sürede benim ata topraklarım olan Yunanistan'nın Gümülcüne ( Komitini) şehrini ziyaret etmek.

SOĞUK HAVA SEVERLER BURADA MI?

Allah'ım sevmiyorum sıcak havayı ama velakin denizde yüzmek beni çok rahatlatıyor.Benim için yaz mevsiminin iki avantajı var, denize girmek ve karpuz yemek.Şimdiye kadar bunun dışında bir faydasını görmedim desem yeridir.Bu kadar sıkıntının yanında bu avantajlarında esamesi okunmaz.
Bu mevsimde şayet köyümüzde kalıyorsak ( köy dediğime bakmayın, Seferhisar'a bağlı canına okunmuş, insanların her türlü tacizine uğramış bir sahil köyü) tek tesellim geceleri denize karşı bin yıldızlı terasta uyumak. Evlerin içi hamam misali yanarken ben battaniye, ceket ve çorapla uyuyorum. Denizden gelen meltem esintisi beni mest ediyor. Bu sefamda sabah güneşin doğuşu ile eziyete dönüşmeye başlıyor.
Şayet bir gün param olursa en büyük hayallerimden biri yaz mevsimini soğuk ülkelerde geçirmek.Hayal bu olurmu olur...

NOT:Hep bir gitme, terk etme ve susma modundayım bu aralar...Laf aramızda herkesten ve her şeyden çok çabuk sıkılıyorum.Ruh halim karışık...Yalnızlığa doğru bir eğilimim var.Bu durumumu bozan tek istisna ise torunlarımla olduğum zamanlar.Hayırlısı diyelim...Bu tür dönemler benim gibi çocuk ruhlar için çok sık rastlanan bir olay.Buradaki esas zorluk ise bu ruh halini nasıl anlatacağım meselesi...

Diğer Yazıları