12 Ağustos 2020
32 °
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
2 sa 5 dk
İkindi'ye kalan süre
İmsak 04:26 Güneş 06:04 Öğle 13:14 İkindi 17:04 Akşam 20:14 Yatsı 21:46

Merve Şebnem Oruç

İyi Parti’nin 'İstenmeyen Adamı'nın söyledikleri…

İyi Parti Balıkesir Milletvekili İsmail Ok, dün akşam CNNTürk’teki “Tarafsız Bölge” programında kurucu olduğu partisinden neden istifa ettiğini uzun uzadıya anlattı.

Ok Şubat ayında istifa etmiş ve istifası büyük gündem olmuştu. İyi Parti cephesi İsmail Ok’un “şahsi kaprisleri” yüzünden istifa ettiğini iddia etmişti. Ancak o süreçte kendisinin yaptığı açıklamalar, CHP’nin HDP ile ilişkisini ve İyi Parti içerisindeki bazı milletvekillerinin bu mevcut durum hakkındaki rahatsızlığını ortaya koyma bakımından önemli bir delil teşkil ediyordu.

Millet İttifakı’nın HDP ile örtülü iş birliği sayesinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığını kazanan Ekrem İmamoğlu’nun seçimden hemen sonra HDP’li belediyeleri ziyaret etmesi ve yine Millet İttifakı’nın belediye başkanlarının eşlerinin Demirtaş’ın yazdığı kitabın tiyatroya uyarlanan oyununa gitmesi idi İsmail Ok’a göre istifasının sebebi. Ok, bunlar ve benzeri örnekleri, “İyi Parti’nin ittifak ortağı CHP’nin HDP ile adı konulmamış bir ortaklık yaptığının meydana dökülmesi” olarak nitelemişti.

O zaman kendisine “Günaydın” demiştik. CHP’nin HDP ile ittifak yaptığını, İyi Parti’nin de buna en naif ifadeyle göz yumduğunu, Yeğenimden biliyorum, 10 yaşındaki bir çocuk bile görebiliyor, anlayabiliyordu. Gerek HDP’nin önde gelen isimlerinin söyledikleri gerek PKK terör örgütü liderlerinin çağrıları, o dönemde bu ittifakı ayan beyan ortaya koyuyordu ve İyi Parti resmi olarak bu açıklamalar hakkında hiçbir açıklama yapmıyordu.

İsmail Ok’un istifası sonrası şahsen, İyi Parti’de bazı milletvekillerinin HDP ile örtülü ittifaka “köprüyü geçene kadar” ses çıkarmadığını, sandıkta kazanmak susulan bu gerçeğe sadece seçim ittifakı anlamı yüklediklerini düşünmüştüm. CHP’nin HDP ile ittifakı gönülden yaptığını anlayınca İyi Parti’de çatlak seslerin çıkmaya başlayacağını tahmin etmiştim.

Ok, dün gece Soros vakıflarında görev yapanların partide kritik pozisyonlara gelmesini, “Denge ve Denetleme Ağı” adındaki ABD tarafından fonlanan sözde vakıfla bağlantılı isimlerin 2014’te dönemin ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden’la İstanbul’da basına kapalı görüşme gerçekleştiren isimlerin partiye kabulünü kabul edemediğini söyledi; ancak daha önemlisi Meral Akşener’in bu kişilerin özgeçmişinden haberdar olduğunu dile getirdi. İyi Partililer herhalde İsmail Ok’un istifasının bu nedenle “şahsi kapris” olarak değerlendirmiş ve onun bu gibi bazı İyi Partilileri “çekemediğini” ima etmişti. 

Ok’un dün geceki açıklamalarından özetle şunu anladım: Uzun süre parti içinde kamuoyuna yansımayacak şekilde mücadele vermiş, başarılı olamayacağını anlayınca, hatta değişmeyen bu tavrı nedeniyle tabiri caizse “ocak dışı bırakılarak” dışlanınca istifa etmekten başka çaresi kalmamış. Bir başka deyişle, havlu atmış.

 Şaşırtıcı mı? Hayır. Esas şaşırtıcı olan, niye onun ve onun gibi düşünenlerin, en başından beri apaçık ortada olmasına rağmen tüm bu gerçekleri görmezden geldikleri…

Ülkücü kökenli olan çoğu İyi Partili, hala bildikleri bu gerçeklere göz yumuyor; arada sırada yükselen birkaç tepkili sese rağmen, partilerinin politikalarında hala hiçbir değişiklik olmuyor. Nitekim İsmail Ok da dün gece, parti içerisinde parti sözcüsü Yavuz Ağıralioğlu gibi bazı isimleri bir kenara ayırarak mevcut durumun değişmediğini ve değişmeyeceğini, Meral Akşener’in kendisine söylediklerinden yola çıkarak ortaya koymuş oldu. Örneğin, Akşener’in “Ülkücüler bir değer üretmiyor,” ifadesi, İyi Parti’nin kâğıt üstündeki “milliyetçi” siyasetinin sadece bir vitrin olduğunu, esasen bu çizgiden başka bir yolda yüründüğünü, bu çizginin de CHP-HDP çizgisi olduğunu, bunun da bilinçli bir politika olduğunu ortaya koyuyor.

Ok’un söyledikleriyle beraber, halihazırda son dönemde İyi Parti içerisinden dışarıya sızmaya bazı rahatsızlıkların zeminini daha iyi gördük. Partinin en tepesinde değişen bir şey olmadığına ve olmayacağına göre, kendilerini ülkücü ya da milliyetçi olarak tanımlayanların bu duruma daha ne kadar tahammül edecekleri esas soru işareti. Anlaşılan o ki, onlar hala Ok’un daha önce yaptığı gibi parti içerisinde nafile bir mücadele vermeye çalışıyor. Acaba, nereye kadar ilkesel kimliklerini bastıracaklar, ne kadar dayanacaklar veyahut boyun eğmeyi mi tercih edecekler, izleyip göreceğiz.

Yorumlar
Diğer Yazıları