16 Temmuz 2019
25 °
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
1 sa 27 dk
Öğle'ye kalan süre
İmsak 03:45 Güneş 05:38 Öğle 13:15 İkindi 17:13 Akşam 20:42 Yatsı 22:27
Popüler Haberler

İstanbul tanzim satış noktaları ve fiyatları!

İstanbul tanzim satış noktaları ve fiyatlar! 15 milyon nüfuslu İstanbul'da 50 tanzim satış noktası kurulacak. Her hafta mahallelerde kurulan pazarlarda artan fiyatlar neticesinde uygulamaya konulmuş olan tanzim satış büyük ilgi gördü. İstanbul tanzim satış noktaları ve fiyatları vatandaşlar tarafından büyük bir merakla araştırılıyor. Tüm detaylarıyla haberimizde...

İstanbul tanzim satış noktaları ve fiyatları!

Belediyelerin uygun fiyata sebze satacağı tanzim satış noktaları pazartesi, yani bugün itibari ile faaliyete geçiyor. 15 milyon nüfuslu İstanbul'da 50 tanzim satış noktası, 6 milyon nüfuslu Ankara'da ise 30 tanzim satış noktası kurulacak. Yapılan haberler sonucunda İstanbul'da tanzim satış noktalarının nerede olduğu ve fiyatlar vatandaşlar tarafından merakla araştırılmaya başlandı. Tüm detaylarıyla haberimizde...

İstanbul’da Aksaray Meydanı’nda kurulan mobil tanzim satış noktasında açıklama yapan İstanbul Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Dr. Hayri Baraçlı, enflasyonla topyekün mücadele adına Tarım ve Orman Bakanlığı desteğiyle İstanbul’un 50 noktasında büyük çadırlarda vatandaşlara sebze meyve satışı gerçekleştireceklerini kaydetti. Baraçlı, “Bizler bu uygulamamızı gerçekleştirirken tarladan toplanan ürünün fiyatının aynen İstanbul’daki vatandaşlarımıza yansıtılması için çaba sarf edeceğiz.” ifadelerini kullanmıştı.

İSTANBUL’DA 50 NOKTADA

“Tüm ekip arkadaşlarımız, zabıta ve halkla ilişkiler ekibimiz öncülüğünde satışlarımızı bu noktalarda gerçekleştireceğiz” diyen Baraçlı, ürünlerin kalitelerinin ön planda olacağını, amacın enflasyonla mücadele ederek vatandaşın temiz ve lezzetli ürünleri almasını sağlamak olduğunu vurguladı.

Baraçlı, “İstanbul’daki 50 tanzim satış noktasında vatandaşın sebze ve meyve fiyatları ile ilgili problemlerini ortadan kaldırmak için ilk etapta domates, salatalık, ıspanak, patates, soğan, patlıcan ve biber olmak üzere çalışmalarımız başlayacak.” değerlendirmesini yaptı. Satış noktalarındaki tüm araçlarda BELTUR görevlileri olacağı öğrenilirken, Arnavutköy, Adalar, Şile, Silivri ve Çatalca’da üreticilik yapıldığı için bu 5 ilçede satış olmayacağı belirtildi.

Belediye görevlileri tarafından kurulan tanzim satış noktasında hafta içi hergün sebze satışı yapılacak. ‘Halk sebze, üreticiden tüketiciye', ‘Enflasyonla topyekun mücadele' pankartları asılan çadırda patates, soğan, kabak, domates, salatalık, biber ve patlıcan, marketlerdekinden daha uygun fiyata tüketiciye satılacak. Kredi kartının da geçerli olacağı tanzim çadırlarında fiyatlar pazartesi günü belirlenecek. Tarım Kredi Kooperatifleri'nden gelecek ürünler, kar amacı gütmeden halka verilecek.

30 TANZİM ÇADIRI DAHA

Ankara’da ise Abdi İpekçi Parkı'nın yanında Sıhhiye, Kızılay Meydanı, Kurtuluş, Ulus metro çıkışı, Mamak İtfaiye Meydanı gibi alanlarda toplam 30 tanzim çadırı daha kurulacak. Başkent'te vatandaşlar, bu noktalardan daha uygun fiyata alışveriş yapabilecek.

İSTANBUL SEBZE SATIŞ MEYDANLARI

1

KAĞITHANE MEYDANI

26

ÜMRANİYE MEYDANI

2

MECİDİYEKÖY MEYDANI

27

ESENLER MEYDANI

3

AVCILAR MEYDANI

28

ESENYURT MEYDANI

4

KADIKÖY MEYDANI

29

ÇEKMEKÖY MEYDANI

5

BAKIRKÖY MEYDANI

30

K.ÇEKMECE MEYDANI

6

AKSARAY MEYDANI

31

ZEYTİNBURNU MEYDANI

7

EMİNÖNÜ MEYDANI

32

BAHÇEŞEHİR 1.KISIM

8

TAKSİM MEYDANI

33

BAŞAKŞEHİR 2.ETAP METRO ÇIKIŞI

9

KASIMPAŞA KIZILAY MEYDANI

34

BÜYÜKÇEKMECE

10

BEYLİKDÜZÜ MEYDANI

35

EYÜPSULTAN MEYDAN

11

BAYRAMPAŞA MEYDANI

36

ATAŞEHİR ÖRNEK MAHALLESİ

12

BAĞCILAR MEYDANI

37

BEYKOZ KAVACIK MEYDAN

13

GÜNGÖREN MEYDANI

38

ÜSKÜDAR KİRAZLITEPE

14

SULTANBEYLİ MEYDANI

39

FATİH KARAGÜMRÜK MEYDAN

15

SULTANGAZİ MEYDANI

40

BOSTANCI LUNAPARK

16

GOP MEYDANI

41

PENDİK SAHİL MEYDAN

17

SARIYER MEYDANI

42

HALKALI MEYDAN

18

BEŞİKTAŞ MEYDANI

43

ÜMRANİYE MEYDAN AVM OTOPARK

19

ÜSKÜDAR MEYDANI

44

ATAŞEHİR MEYDAN

20

ŞİRİNEVLER MEYDANI

45

İSTİNYE İSPARK

21

KARTAL MEYDANI

46

ZEYTİNBURNU AVM

22

MALTEPE MEYDANI

47

ALİBEYKÖY SİLAHTAR

23

PENDİK MEYDANI

48

HALİÇ

24

TUZLA MEYDANI

49

BAYRAMPAŞA YILDIRIM MAHALLESİ

25

SANCAKTEPE MEYDANI

50

ESENLER 100.YIL MAHALLESİ

İSTANBUL

İstanbul’un târihi çok eski çağlara dayanır. Nitekim Kadıköy’ün Fikirtepe semtinde yapılan kazılarda M.Ö. 3000 senelerine âit âletler ve iskeletler bulunmuştur. İstanbul’un ilk sâkinleri, Traklardır. Bilâhare Rumlardan bir kafile Megare şehrinden “Byzans” idâresinde bu bölgeye gelirken Sarayburnu-Ahırkapı arasında “Bizantion” (Bizans) şehrini M.Ö. 657-658’de kurmuşlardır. Balıkçılık ve çiftçilikle geçinen bu şehir sâkinleri, kısa zamanda zenginleşmişler ve şehir Boğaz’dan geçen gemilerin uğradığı bir ticâret merkezi olmuştur. İlk surlar “Bizas” (Vizas) tarafından M.Ö. 7. asırda yapılmıştır.

Roma İmparatoru Constantinus bu şehri genişletip 7 tepe üzerine inşâ ederek M.S. 324’te başkent yapmış ve şehre kendi ismini vermiştir. Haliç’ten Cerrahpaşa semtine kadar surlar yaptırmıştır. M.S. 395’te Roma İmparatorluğu ikiye bölününce bu şehir, Doğu Roma İmparatorluğunun (Bizans) başkenti olmuştur. İstanbul’a “Deutera Rome” (İkinci Roma) da denmiştir. İstanbul’u 447 senesinde Türk Hun imparatoru Attila kuşattı. Yapılan anlaşma netîcesinde Bizans’ı yıllık vergiye bağladı. Avar Türkleri 616’da İstanbul önlerine geldiler. 626’da İstanbul’u kuşattılar. Aynı târihte Sâsânîler de, Kadıköy-Üsküdar’da kuşatmaya katıldılar. Bizans ağır şartlarla sulh anlaşması imzâlıyarak bu kuşatmadan kurtuldu.

Hazret-i Peygamberin İstanbul’un fethedileceğine dâir müjdesi ve şehri fethedecek emir ve askerleri medh etmesi, asırlar boyunca bütün İslâm ordularının gönlünü tutuşturarak, onların îmân seli hâlinde dalga dalga bu şehre akmalarına sebeb oldu. Nitekim üçüncü halîfe hazret-i Osman’ın hilâfeti zamânında, Sûriye vâlisi olan hazret-i Muâviye, Bizans’a karşı ilk deniz seferini başlattı. Bizans donanmasını Finike’de 655 senesinde yendi. 668-669 senesinde İslâm orduları İstanbul’u kuşattılar. Bu kuşatmaya Peygamber efendimizin (sallallahü aleyhi ve sellem) sancaktârı Hâlid bin Zeyd Ebû Eyyûb-i Ensârî (radıyallahü anh) ile pekçok Sahâbe-i kirâm (radıyallahü anhüm) ve hazret-i Muâviye’nin oğlu Yezid katıldılar. O esnâda 80 yaşında bulunan Eyyûb Sultan hazretleri (Ebû Eyyûb-i Ensârî radıyallahü anh) şehid oldu (Bkz: Ebû Eyyûb-i Ensârî). Yine hazret-i Muâviye devrinde İstanbul ikinci defâ kuşatıldı (673-680) ise de “Gregeois” adı verilen Rum ateşinin verdirdiği zâyiatlar sebebiyle kuşatma kaldırıldı.

Emevî’ler devrinde Halîfe Süleymân zamânında 713-717 arasında İslâm orduları Mesleme emrinde, İstanbul’u kuşatmışlar ve şehir düşme hâline gelmişken, netîce alınamamıştır. 781 senesinde Hârun-Reşid şehri muhâsara etmişse de, senelik vergiye bağlayıp geri çekilmiştir. 813 senesinde Bulgar Türkleri lideri Kurum Han, Bizans ordusunu Edirne Meydan Muhârebesinde imhâ etti, fakat surları aşamadı. 1090’da Peçenek Türkleri Küçükçekmece’ye kadar geldiler, şehri kuşattılar. Şehir düşmek üzereydi. Bizanslılar Kuman Türkleri ile anlaştılar. Kuman Türkleri, Peçenek Türklerini yenerek İstanbul’u kurtardılar. 1071 Malazgirt Zaferinden birkaç sene sonra Selçuklu Türkleri, Üsküdar önlerine geldiler. İznik’i başkent yaptılar. Bu sırada Haçlı Seferleri başladı. Böylece İstanbul’un fethi ve Türklerin Avrupa kıtasına çıkması, 3.5 asır engellenmiş oldu. Anadolu’da Türkiye Selçukluları Devletini kuran Anadolu Fâtihi Süleymân Şah, 1080 senesinde bir bahar günü Üsküdar tepelerinden birinin üzerinde İstanbul’u seyrettikten sonra şehâdet parmağı ile İstanbul’u göstererek, şu veciz ve mânâlı konuşmayı yaptı:

“Bu güzel belde neden bizim olmasın? Neden gazâ meydanlarında zaferden zafere koşturduğumuz bayraklarımız bu muhteşem şehrin surları üzerinde dalgalanmasın? Neden ümmeti olmakla şereflendiğimiz, yolunda olmayı hayâtımızın gâyesi bildiğimiz, âlemlere rahmet olarak gönderilen, hak ve son Peygamber, şan ve şerefi çok yüce olan sevgili Peygamber efendimizin sevgisine lâyık serdar ben, bu sevgiye layık askerler siz olmayasınız?”

Haçlı seferlerinin dördüncüsü, 16 Nisan 1204’te, Bizans’ı Türklerden kurtarmak gâyesiyle tertip edildi. Haçlı ordusu şiddetli bir savaştan sonra İstanbul’a girdi. Bu orduda bulunan fakir Avrupalı askerlerin İstanbul’un zenginliği karşısında gözleri kamaştı. Üç gün üç gece şehri yağma edip 10 binlerce Bizanslıyı öldürdüler. Şehrin eserlerini yakıp yıktılar. Kıymetli eşyâları yağma ettiler. Kadınların ırzına tecâvüz ettiler. Bu barbarlığa, askerlerle birlikte Katolik râhip ve papazları da katıldılar. 1204-1261 arasında Haçlı Ordusu İstanbul’u harâbe hâline getirmiştir. 1261’de Paleologoslar emrindeki Bizanslılar, Lâtinleri kovdular. Bizans İmparatorluğunun başkentini İznik’ten yeniden İstanbul’a taşıdılar. Haçlı seferleri bitince Bizans ile Osmanlılar karşı karşıya kaldılar.

Osmanlı Devletinin ikinci sultanı Orhan Gâzi Üsküdar’a geldi. Bizans İmparatoru ile görüştü. Bizans İmparatorunun İstanbul’a dâvetini kabul etmedi. 1390 ilkbaharında Yıldırım Bâyezîd İstanbul’u kuşattı ise de, vergi karşılığı kuşatmayı kaldırdı. Yıldırım Bâyezîd Anadolu Hisarını yaptırarak, 1397’de İstanbul’u tekrar ablukaya aldı. İstanbul’u feth için kararlıydı. Tîmûr ile 1402’de yaptığı Ankara Savaşı, bu fethi, yarım asır geriye attı. Yıldırım Bâyezîd’in oğlu Mûsâ Çelebi, 1411’de İstanbul’u muhâsara etti, fakat alamadı. Yıldırım’ın torunu Sultan İkinci Murâd, 1422 senesinde (15 Haziran 24 Ağustos arasında) İstanbul’u kuşattı. İstanbul’un düşmesi an meselesiydi. Bizans, Roma kilisesi ve İran’ın işbirliğiyle Anadolu’da büyük bir isyân çıkarıldı. Bunun üzerine İkinci Murâd Osmanlı ordusunu kuşatmadan alıp, Anadolu’ya gönderdi. Son defâ kuşatıp, şehri fetheden Fâtih Sultan Mehmed Hanın ilk icraatı Anadolu Hisarı karşısına Rumeli Hisarı (Boğazkesen Hisarı)nı inşâ ederek, İstanbul Boğazını kontrolu altına almak oldu. Boğaz’dan Türklerin izni olmadan geçmek imkânsız hâle getirildi. Anadolu Hisarını tâmir ettirdi. Matematik, balistik ilminde bir dehâ olan Sultan İkinci Mehmed Han, plânlarını kendisinin çizdiği büyük toplar döktürdü. Bizans ve Venedik donanması Haliç’te olup, Türk donanmasına nazaran çok güçlüydü. Fâtih, Osmanlı donanmasını geceleyin karadan yürüterek Haliç’e indirdi.

Nihâyet bu güzel şehir, 29 Mayıs 1453 Salı sabahı, Osmanlı ordusunun yaptığı son bir hücumla fethedildi. Böylece, hazret-i Peygamberin asırlardır, İslâm ordularını arkası gelmez dalgalar hâlinde İstanbul’a sevkeden müjdesi gerçekleşmiş, Roma İmparatorluğu da târihe gömülmüş oluyordu.

İstanbul fethini gören bir Hıristiyan târihçi, Fâtih Sultan Mehmed Han için: “Sonunda o kahraman Türk, 74 imparator tarafından savunulan muhteşem İstanbul’u aldı. Fâtih, şan ve şeref bakımından, İskender’i ve Roma’yı geçmiş oldu.” demekten kendini alamadı. Trabzonlu Georgis ise: “İkinci Mehmed şüphesiz Kiros’tan, İskender’den ve Sezar’dan büyüktür...” Bizans târihçisi Prens Dukas ise; “Böyle bir hârikayı kim gördü ve kim işitti. İkinci Mehmed, karayı denize tahvil etti ve gemileri dalgalar yerine dağların tepelerinden geçirdi.” demektedirler.

İstanbul’un fethi, Türk târihinin en mühim hâdisesi ve Türklerin târihte kazandığı zaferlerin en muhteşemidir. Bütün İslâm dünyâsını da büyük bir sevince boğan bu fetih dolayısıyla günlerce süren şenlikler yapılmış, câmilerde şehidlerin rûhlarına hatimler okunmuştur. Târih boyunca 26 defâ kuşatılmış olan İstanbul’un fethinin Fâtih Sultan Mehmed Hana nasip olması, şüphesiz bir “Kader-i İlâhî” idi. (Bkz. İstanbul’un Fethi)

1453’ten sonra yaklaşık beş asır, hemen her sokağı yeni baştan îmâr edilen İstanbul, târihinin en parlak günlerini yaşadı. Ufuklarını dantel gibi ören minâreler ve kubbelerle, dünyânın hiçbir şehrine nasip olmayan bir güzelliğe büründü. Türk milletinin elinde, gönüllerdeki İslâm îmânı ve aşkı her karış toprağına nakşedilerek Türk-İslâm medeniyet ve kültürünün merkezi oldu. Yirminci asır başlarında, İttihat ve Terakkî ileri gelenlerinin mâcerâcı politikası netîcesinde, Osmanlı Devleti emri vâki ile Birinci Dünyâ Savaşına katıldı. Îtilaf devletleri 5 savaş gemisi ile İstanbul’a gelerek, İstanbul 13 Kasım 1918’den 2 Ekim 1923’e kadar işgâl kuvvetleri elinde acı günler yaşadı. İstiklâl Harbinden sonra İstanbul’u işgâl için gelen gemiler, şerefli Türk Bayrağını selâmlayarak gittiler.

İstanbul ilk olarak yedi tepe üzerinde kurulmuştur. İstanbul ambleminde de yer alan bu tepe şunlardır: 1) Topkapı Sarayı: Ayasofya ve Sultanahmed Câmiinin bulunduğu tepe. 2) Çemberlitaş ve Nuruosmaniye câmilerinin bulunduğu tepe. 3) Bâyezîd Câmii, Süleymâniye Câmii ve Üniversitenin merkez binâsının bulunduğu tepe. 4) Fâtih Câmiinin bulunduğu tepe. 5) Çarşamba’da Sultan Selim Câmiinin bulunduğu tepe. 6) Edirnekapı’da Mihrimah Câmiinin bulunduğu tepe. 7) Altınmermer (Samatya) Tepesidir.

İstanbul için pekçok şâir asırlar boyunca nefis şiirler yazmış, bu muhteşem beldenin güzelliklerini, üstünlüklerini dile getirmeye çalışmıştır. Bunlar arasında Divan şâirlerinden Nedim’in:

Bu şehr-i Stanbul ki bî-misl-ü bahâdır
Bir sengine yekpâre Acem mülkü fedâdır
Bir gevher-i yekpâre iki bahr arasında
Hurşîd-i cihan-tâb ile tartılsa sezâdır
Câmilerinin her biri bir kûh-i tecellî
Ebrû-yi melek, andaki mihrâb-ı duâdır
Mescidlerinin her biri, bir lücce-i envâr
Kandilleri meh gibi lebrîz-i ziyâdır

beyitleri meşhur olmuştur. Son devir şâirlerinden Yahyâ Kemâl Beyatlı da.

Hüznün, ferahlığın, bizim olsun yazın kışın,
Hiçbir zaman kader bizi senden ayırmasın.

mısrâlarıyla bütün Türk milletinin ortak duâsını dile getirmiştir.