19 Nisan 2018
19 °
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
6 sa 31 dk
İmsak'a kalan süre
İmsak 04:39 Güneş 06:13 Öğle 13:09 İkindi 16:53 Akşam 19:54 Yatsı 21:21
Mete Yarar

Mete Yarar

İşimiz kolay diyen bir adım öne çıksın

Bazen memleketimize fazla mı yükleniyoruz demekten kendimi alamıyorum. Eleştiriyoruz, eleştiriyoruz doyamıyor tekrar baştan başlayıp tekrar eleştiriyoruz.
Suriye konusu açıldığında hemen mülteciler konusunu gündeme getiriyor ve başlıyoruz eleştirmeye... Peki sormak lazım; Türkiye ne yapmalıydı?
Irak konusu gündeme geldiğinde, Barzani konusu ve Irak politikası tartışılmaya başlandığında hemen faturaya kesmeye hazır bir grup ortaya çıkıveriyor. Ardından Türkiye'ye veryansın başlıyor...
Irak'a ABD saldırısı 2003 başladığında herkes Türkiye'nin onurlu davranışını alkışlıyordu.
Şimdi yine fatura Türkiye'ye kesilmeye başlandı. Girmeliydik diyenler ayağa kalkmaya başladı.
Kırım krizi çıktığında birçok kesim Türkiye'den tepki vermesini bekledi. Yeterli görmeyenler yine başladılar Türkiye'ye yüklenmeye.
İsrail Gazze'ye abluka uyguladığında en büyük tepkiyi Türkiye vermiş olmasına rağmen yine kimseye yaranamayan Türkiye oldu.
Dünyanın bir yerinde başı sıkışan bir Müslüman veya soydaş olsa herkes Türkiye'nin elinin oraya uzanmasını istedi. Uzansa "neden uzandı" diyen, uzanmasa "biz niçin varız" diyen bir koro her olayda yerini aldı...
En insaflı eleştiren Türkiye'yi yetersiz kalmakla suçladı. Suriyeli mültecilere 25 milyar, üstüne de geçen yıl dünyanın her yerinde muhtaç olanlara 6 milyar ABD doları harcarken bile eleştirmeye doyamayanlar oldu.
"Neden Myanmar'a asker göndermiyoruz?" diyenleri de duyduk, "Niye kendi sorunlarımızın dışındaki işlerle ilgileniyoruz?" diyeni de...
Bu eleştirileri yapanlardan ne tek alternatif bir proje duyuyoruz ne de bu sorunlarını yaratanlara karşı tek bir eleştiri.
Türkiye ne dünyadaki adaletsiz gelir dağılımının, ne kara para trafiğinin, ne radikalizmin, ne açlığın, ne de ırkçılığın kaynağı...
Başkalarının yarattığı kaosun tam ortasında kalmış olmanın bedelini toplum olarak ödeyen bir ülke.
Dünyada artan bunca sorun varken işimiz kolay diyen bir adım hatta bir kaç adım öne çıkmasını istiyorum...
Çünkü bir adım atanların sonra fikir değiştireceğinden ve adım atmadım diyeceğinden endişe ediyorum.
Bu sorunlar varken eleştiri dışında sözü olanları da konuşmaya ve proje üretmeye çağırıyorum. Çünkü bu dönem soyut bir kavram olan devleti suçlamakla çözülemeyecek kadar büyük sorunları içinde barındırıyor. Diğer ülkeler bu sorunu önce tartışarak sonra proje oluşturarak sonra da uygulayarak çözmeye çalışıyorlar. Maalesef ülkemizde bu süreç proje yapılarak ve eleştirilerek sürdürülüyor.
Gelin bir konuda anlaşalım; Türkiye'nin de gücünün bir sınırı olduğunu kabul edelim ve fazla zorlayarak bunu yok etmeyelim. Ayrıca gücü oranında yaptığı yardımları da küçümsemeyelim.
Eğer daha fazla yardım yapan bir ülke olmasını istiyorsak kayıtdışı ekonomiyi düşürmek zorundayız, vergimizi vermek zorundayız, sorunlarımızı Meclis'te tartışarak çözmek için çaba sarf etmek zorundayız, kaynaklarımızı terörle mücadele yerine kalkınmaya sevk etmek zorundayız, Apple gibi dev teknoloji şirketleri yaratarak seviye atlamalıyız, kurduğumuz sivil toplum örgütlerinin gücü ile politika üretmeyi öğrenmek zorundayız, üniversitelerimizin ilk yüz içinde yer alması için uğraşmak zorundayız. Bunları yapalım ki heryere uzanalım...
Eleştirenlere de tavsiyem proje üretin, sorumluluk alın ve sahaya çıkın. Bunu yapın ve sonra eleştirin ki samimiyetiniz ortaya çıksın...
Hayatlarında bırakın bir adım öne çıkmayı ayağa kalkmayaların artık konuşmasını dinlemekten usandım.
Diğer Yazıları