17 Temmuz 2019
22 °
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
4 sa 43 dk
Öğle'ye kalan süre
İmsak 03:46 Güneş 05:39 Öğle 13:15 İkindi 17:13 Akşam 20:41 Yatsı 22:26
Medya

Medyada kirli oyun...

Independent ve suikastçılar: Aynı para, aynı patron!

Türk medyasında son dönemde önemli gelişmeler yaşanıyor. Yabancı sermayenin desteklediği çeşitli medya grupları Türkiye'de önemli yatırımlar yapmaya başladı.

Independent ve suikastçılar: Aynı para, aynı patron!

Son olarak Batılı 4 medya devi Türkiye’de işbirliğine başladı. Alman kamu yayın kuruluşu Deutsche Welle, İngiliz BBC, Fransız France 24 ve ABD’nin Voice of Amerika’sı ortak Türkçe YouTube kanalı kurdu.

Tarihte ilk kez 4 farklı ülkeden 4 yayın kuruluşunun bir araya gelerek açtığı ve “+90” ismiyle yayına başlayan kanalın mottosu “Tarafsız gündeme bağlan” oldu!

Ancak söz konusu iş birliğinin "Erdoğan" karşıtlığında birleşeceğine yönelik güçlü emareler var.

Konuyu bugün köşesine taşıyan Yeni Şafak Genel Yayın Yönetmeni İbrahim Karagül, "İngiliz BBC, Alman Deutsche Welle, Fransız F24, ABD Voice of America , dört Batılı ülkenin resmi yayın organı Türkiye’ye karşı ortak YouTube kanalı açıyor, neden? Deutsche Welle Erdoğan’ı devirmek için milyonlarca avro yeni bütçe ayırıyor, sizce neden?" sorularını gündeme getirdi.

Karagül, Suud-BAE menşeili Arap sermayesi ve Batılı ülkelerin Türkiye’ye aktardığı fonların izinin sürülmesi gerektiğini belirtti.

İşte o köşe yazısı;

* BAE’nin suikastçısı neden intihar etti? Yeni bir Kaşıkçı cinayetini mi önledik? Yoksa yeni hedef Türkiyeli biri miydi? * İki Veliaht, o kadar pervasızlaştı ki, siyasî suikastlara bile girişebilirler? * Independent ve suikastçılar: Para da aynı, patron da aynı…

BAE (Birleşik Arap Emirlikleri) tarafından İstanbul’a gönderilen ve on gün önce MİT tarafından ele geçirilen sonra da tutuklanan iki casustan biri, Zaki Yusuf Hasan, önceki gün Silivri’de intihar etti.

Konuşmamak için mi intihar etti, çok konuştuğu için nasılsa beni buraya gönderenler işkenceyle öldürecekler diye korkup da mı intihar etti, henüz bilinmiyor. Net bilgimiz yok ama kişisel kanaatim; konuştu, bilgi verdi, başına gelecekleri bildiği için intihar etti şeklinde..

Çünkü Cemal Kaşıkçı’nın öldürülme biçimi onlar için de, o tetikçiler için de ürkütücü bir örnek teşkil ediyor.

Başarısızlığın, efendilerini ele vermenin nasıl bir son olduğunu biliyorlar. Kaşıkçı cinayetinde de, sonrasında da herkes, bu adamların nasıl bir vahşete imza atabildiklerini gördü.

YENİ BİR KAŞIKÇI CİNAYETİ Mİ? YOKSA BU SEFER TÜRKİYELİ BİRİLERİ HEDEFTE OLABİLİR Mİ?

Bir gün parçalara ayrılıp bavullarla bir yerlere nakledileceğini ya da yok edileceğini elbette o da düşünmüştür.

Peki, o iki BAE’li casus, İstanbul’a niye gönderilmişti?

Kaşıkçı cinayeti benzeri yeni bir cinayet mi işlenecekti?

Bir Arap muhalifi mi öldürecek ya da kaçıracaklardı?

Kaşıkçı cinayetinden sonra deşifre edilen operasyon ekibini yeniden kurmak için mi görevlendirilmişlerdi?

Ya da Türkiye’de bir başka sansasyonel bir suikasta ya da bombalamaya mı hazırlanıyorlardı?

Bu sefer Türkiyeli birileri hedefte olabilir miydi?

DAHLAN’IN TERÖR ÇETESİ TÜRKİYE’DE NE YAPIYOR? KONU ÇOK CİDDİYE ALINMALI..

Son günlerde, 31 Mart seçimleri öncesi ve sonrası gelişmelere, içeride bazı örgütlenmelere, Ege ve Doğu Akdeniz’deki sıcak hareketliliğe, Türkiye’yi her alanda köşeye sıkıştırmaya dönük çokuluslu organizasyonlara, S. Arabistan, BAE ve Mısır istihbarat örgütlerinin bu kapsamlı projede aldıkları yeni ihalelere bakınca, karşı karşıya olduğumuz şeyin hiç de küçük çaplı olmadığı aşikâr.

Muhammed Dahlan’ın ekibinden, Filistinli, Yaser Arafat’ı zehirleyen çetenin parçası, BAE ve Suud ortak amaçlarına çalışan, ama açık biçimde İsrail istihbaratı tarafından yönetilen bu adamlar, Türkiye’de ne tür bir örtülü operasyon için hazırlık yapıyordu? İki suikastçıdan başkaları da var mı?

Bu kişilerin “içeriden operasyon” ya da “iç işgalci” olarak tanımladığım çevrelerle ilişkileri nedir? Bu kişiler Türkiye’de kimlerle görüştü, nerelere gitti, bağlantıları neler?

İKİ VELİAHT: MUHAMMED B. SELMAN VE BAE’Lİ MUHAMMED B. ZAİD YENİ 15 TEMMUZ’UN YOLUNU MU AÇIYOR?

Dahlan, bütün coğrafyanın kiralık katili ve suikast ve terör timlerini yönetiyor. İsrail, Mısır, Suud, BAE ve ABD istihbaratından ihaleler alıyor. Ekibi tamamen İsrail istihbaratının kontrolünde, kendisi de.

Suudi Muhammed bin Selman ve BAE’li Muhammed bin Zaid, bu iki veliaht, coğrafyanın en yaygın terör, suikast timlerini yönetiyor, örtülü operasyonlar yapıyor, cinayetler işliyor, terör örgütlerini finanse ediyor.

Bu yeni eksen, Libya’da, Yemen’de, Sudan’da, Somali’de, Cezayir’de, Suriye’de ve hemen hemen bölgenin her noktasında oldukça kirliişler, açık müdahaleler yürütüyor.

Öyle bir Türkiye düşmanlığı var ki, Türkiye’ye ait ne varsa hepsine saldırıyor. Türkiye içinde bile bazı çevreleri fonluyor, yeni bir 15 Temmuz, yeni bir Gezi gibi büyük operasyonların alt yapısını oluşturuyor.

YÜZ YIL ÖNCE OSMANLI’YA KARŞI BÖYLE CEPHEYE SÜRÜLMÜŞLERDİ..

Muhammed bin Zaid ve Muhammed bin Selman, terör örgütlerine, suikast çetelerine nasıl ihale dağıtıyorsa kendileri de ABD ve İsrail adına ihaleler alıyor, bütün coğrafyayı onların denetimine hazırlamak için var güçleriyle çalışıyor. BAE’nin parası, Suudilerin gücü, Mısır’ın istihbarat imkânı bu anlamda seferber edilmiş durumda.

Türkiye, bu ülkelerin açık düşmanlığı ile yüz yüze. Coğrafyanın her köşesinde Türkiye’nin karşısında bu ülkeler var. En büyük hedefleri Türkiye’yi durdurmak, büyük bir yıkıma uğratmak.

Birinci Dünya Savaşı’nda İngiliz saflarında kimler varsa, o zaman Osmanlı karşısına kimler dikilmişse, bugün yine onların torunları Türkiye ile savaşıyor.

İKİ VELİAHT, O KADAR PERVASIZLAŞTI Kİ, SİYASİ SUİKASTLARA BİLE GİRİŞEBİLİRLER..

Mesele Türkiye’ye düşman olmalarıyla sınırlı değil. İki Veliaht’ın yaptığı kötülükler tahammül sınırlarını çoktan aşmış durumda. Ellerinden gelse, bu ülkenin siyasi liderlerini hedef alacaklar, bu kadar pervasızlaşmış durumdalar.

Ege’de ardı ardına tatbikatlar, adaların silahlandırılması, Doğu Akdeniz’e askeri yığınak ve Türkiye’nin çevrelenmesi, Suriye’nin kuzeyinde yüzlerce kilometrelik cephe açılması ile başetmeye çalışan Türkiye, bu iki Veliaht’ın, Muhammed Dahlan’ın terör çetesi, FETÖ ve PKK ile organize biçimde ülkemize karşı pis işleriyle de uğraşmak durumunda.

Sadece terör, suikast meselesi değil. Ekonominin çökertilmesinden coğrafyadan yalıtmaya, yeni iç işgallerden medya operasyonlarına kadar büyük bir kötülükle karşı karşıyayız.

INDEPENDENT VE SUİKASTÇILAR: PARA DA AYNI, PATRON DA AYNI.

Mesela Independent ve Şark-ul Avsat’ın Türkiye’de mevzilenmesi ile BAE casusları aynı damardan besleniyor, organik olarak aynı yapının birer alt unsuru. Biri soft power, biri en alçakça cinayet (istihbarat bile demiyorum) şebekesi.

Para aynı yerden, organizasyon aynı yerden, yönetim aynı yerden, talimatlar aynı yerden, kullanılan insan kaynağı özellikle belirlenmiş yerlerden.

Biri cinayet işliyor, diğeri zihinsel operasyon yürütüyor. Her ikisi de ülkemize karşı açık savaş yürütüyor.

BÜTÜN BATI VE İKİ VELİAHT’IN ORTAK MEDYA ATAKLARI: BU, BİR MEDYA MESELESİ DEĞİL!

İngiliz BBC, Alman Deutsche Welle, Fransız F24, Amerikan Voice of America gibi, dört Batılı ülkenin resmi yayın organları sadece Türkiye’ye yönelik yayın yapmak için ortak YouTube kanalı açıyor, sizce neden?

Deutsche Welle Erdoğan’ı devirmek için milyonlarca avro yeni bütçe ayırıyor, sizce neden? 31 Mart seçimleri öncesi ve sonrasında FETÖ’cü sosyal medya ağları bu gelişmelerle paralel biçimde yeniden organize ediliyor, sizce neden?

Bu oluşumlarla, yabancı medya operasyonları arasındaki paralellik kimsenin dikkatini çekmiyor mu? Bu sadece bir medya meselesi değil, kimse anlamıyor mu?

Bu oluşumlarla istihbarat operasyonları arasındaki ilişki kimseyi rahatsız etmiyor mu? Bırakın ilişkiyi, açık biçimde bu ülkede operasyonlar yapılıyor, buna ne kadar tahammül edilebilir?

Hiç kimse, bu çerçevede Türkiye’ye aktarılan fonların izini süremiyor mu?

YENİ BİR FIRTINA BU VE FOTOĞRAF NET. “TÜRKİYE EKSENİ” GÜÇLENDİRİLMELİ..

Kapsamlı bir “müdahale”nin zemini hazırlanıyor. Her alanda yoğun bir mesai izliyorum şahsen. Dışarıdaki hareketlilik, içerideki haraketlilik, bu hareketliliklere bağlı daha kirli gelişmeler… Fotoğraf netleşiyor…

“Türkiye Ekseni” sarsılmamalı, çok daha güçlendirilmeli. Çok cepheli bir mücadele içindeyiz. Bunun siyasi partisi yok. Bu sadece “Türkiye’ye ait” olmakla ilgili bir durum. Selçuklu’dan Osmanlı’ya, oradan Cumhuriyet’e ve sonrasına doğru akıp giden bir siyasi mirasla, genetikle alakalı bir durum..

Ve artık, “Türkiye Ekseni”nin üstünde bir siyasi kimlik yoktur. Olmadığını yakın gelecekte çok daha net göreceğiz. Herkes durduğu yeri bir daha kontrol etsin…