27 Mayıs 2018
22 °
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
2 dk
İkindi'ye kalan süre
İmsak 03:37 Güneş 05:30 Öğle 13:07 İkindi 17:04 Akşam 20:32 Yatsı 22:17
Mete Yarar

Mete Yarar

İkinci büyük istihbarat harekatı

Son günlerde ardı ardına bizi şoke eden FETÖ operasyonları ile ilgili gelişmeler yaşanıyor. Hem operasyonların şekli hem de itirafçıların kimlikleri ortaya çıktıkça, aslında ne kadar büyük bir organizasyonla karşılaştığımız ve ne kadar büyük bir ihanetle karşı karşıya olduğumuzla da yüzleşiyoruz.

Bu işin ne olduğunu anlayabilmek için aslında geçmişte yaşananlara da bakmak gerekiyor. Ceyhun Bozkurt ile 'Darbenin Kayıp Saatleri'ni yazdığımızda, geçmişte yaşadığım bir örnek bana aslında örgütün nasıl bir yapı içinde olduğunu çok net olarak anlatmıştı. Kitabın içerisinde ayrıntıları var ama kısaca değinmek isterim; 'Darbenin Kayıp Saatleri'nden önce özellikle barikatlar döneminde PKK'nın bölgede yaptıklarını görmek için TRT Belgesel adına, 'Şahit Olun' çekimlerine gitmiştik. Arkadaşlarımızla şahit olduğumuz en önemli örneklerden bir tanesi, bölgede yaşanan, özellikle FETÖ'nün yaptığı operasyonlardı. İki şey dikkatimizi çekmişti; bunlardan bir tanesi PKK ile gerçek anlamda mücadele etmek isteyenlerin, aynı anda FETÖ ile de mücadele ettikleri idi. İkincisi de bölgede psikoloik harekatı yöneten sosyal medya hesaplarıydı.

Bir ile gittik ve o ilde çekimlere başlamıştık. Çekimler sırasında bölgedeki en önemli ve bize olayları anlatacak olan kişiyi sormuştuk. Terörle mücadelenin başındaki kişi bize bir kişiyi göstererek onunla röportaj yapmamızı istemişti. Sebebini sorduğumuzda bize bazı videolar göstermişti. Bu videolarda özellikle öne atılması ve kahramanlığını bize anlatmıştı. Kendisiyle röportaj yaptık ve arkasından da tekrar döndük.

15 Temmuz'a kadar geçen süreçte o ilde bir çok çatışma daha yaşanmıştı. Ve her çatışmanın içinde o kahraman TEM müdürü ve onun sağ kolum dediği ve röportaj yaptığımız kişi de vardı. Bir çok yerde birbirlerini korumuş ve birbirlerini kollamışlardı.

Ve geldiğimiz gün 15 Temmuz günüydü. 15 Temmuz darbe girişimin arkasından özellikle bölgede yaşananları öğrenmek için kendisine ulaşmıştım. Beni şok eden hikayeyi de o zaman anlatmıştı. O sağ kolum dediği şahsın cebinden suikast yapılacak 3 kişinin isminin çıktığını söylemişti. İsimlerden bir tanesi de kendisiydi!

Peki bu liste çıktığında ne yaptın diye sorduğumda onun verdiği cevabı bana iletmişti. 'Geçmişte neden benim canımı kurtardın, bir çok çatışmada neden benim yanımda yer aldın?' diye sorduğunda, 'O gün bana verilen emir senin yanında olmak ve seni hayatta tutmaktı. Senin yaptıklarını yukarıya rapor etmekti. Bugün bana verilen ise bu' dedi. "Peki neden bunu yapamadın?" diye sorduğumda cevap vermedi.

İşte örgütün yapısını anlayabilmek istiyorsanız bu tip örnekleri yerinde görmek zorundasınız. Maalesef bunlar internetten öğreneceğimiz bilgiler değil. Ancak gezerseniz, o insanlara dokunursanız, onların hikayelerinin bir parçası olursanız FETÖ gerçeğiyle yüzleşebiliyorsunuz. Biz elimizden geldiği kadar benimle birlikte olan ekip arkadaşlarım, yazar arkadaşlarımla beraber bunları sayfalara dökmeye çalıştık. Bunları anlattığımız dönem, darbeden neredeyse bir buçuk sene öncesine denk geliyordu.

Bugün dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Salih Zeki Çolak'ın korumasının darbe gecesi vurulması ile yaşanan sürecin ardından şahit olduğumuz olaylara baktığımızda bazıları için bu şok edici olabilir. Ama inanın bizler için çok da sürpriz değil. Şahsın kendisinden kaynaklanandan bahsetmiyorum. Bu tip olaylarla karşılaşmayı bekliyorduk.

MİT özellikle darbenin arkasından Meclis'e gönderdiği raporda bu konuya dikkat çekmişti. "Hususiler"den bahsediyor ve "Hususilerin" ne ByLock kullandığı, ne Zaman gazetesi aldığı, ne de bu şahıslarla ilgili en ufak bir görüntünün içinde yer aldığını söylüyordu.

Ve bu şahısların önümüzdeki dönemde suikast ve buna benzer bir çok olayın içinde yer alabileceklerini belirtiyordu. Tabii benim gibi bir çok arkadaşım da bu olaya dikkat çeken yazılar yazmaya devam ediyordu. İşte bugün karşılaştığımız konu bu Hususiler...

Bu Hususileri ortaya çıkaran en büyük hamle de bence ikinci ByLock diyebileceğimiz ankesörlü telefonlar üzerinden yapılan istihbarat çalışması.

Sonuçta beş milyonun üzerinde telefon görüşmesini inceleyip bunlar arasındaki bağlantıyı kurmak, arama yerleri, aranan kişiler konusunda özel bir çalışma yapmak, bunların kamera kayıtlarını birleştirmek, aralarında illiyet bağı kurmak aslında çok da kolay bir şey değil. Bu işin sayesinde bugün özellikle 15 Temmuz'dan sonra ortaya çıkan FETÖ imamlarının da birçoğu ele geçirildi. FETÖ imamlarının ele geçirilmesi ile beraberde diğer hususi örgüt mensupları...

İşte işin zor kısmı bundan sonra da devam edecek.

İstihbarat yapısı gibi teşkilatlanmış bir örgütü deşifre etmek istiyorsanız bunu yalnızca yargı süreciyle ortaya çıkartamazsınız. Bu işin asıl zor kısmını istihbarat örgütünün elinde ve istihbarat örgütü eliyle bu örgütün deşifrasyonunun yapılması gerekiyor. Bunu da gördüğümüz kadarıyla ByLock operasyonu ve daha sonrasında yaşanan örgütle ilgili olan bağın kurulmasında ve yine ankesörlü telefonlar üzerine yapılan özel istihbarat çalışmaları savcılıkları, Milli İstihbarat Teşkilatı'nın ve buna dahil olan bilir kişiler tarafında icra ediliyor. Süreç bu şekilde ilerlemek zorunda...

Evet yılbaşının son sürprizi, son şok eden haberiydi, kahraman yüzbaşı ile ilgili çıkan haber... 15 Temmuz'dan bir veya birkaç gün sonraydı; televizyonda söylediğim bir cümleyi birkez daha hatırlatıyorum: "Bugün kahraman gördükleriniz hain, hain gördükleriniz kahraman çıkar!"

Bu sözcük genel anlamda o gece neler yaptığını bildiklerimiz üzerine söylenmiş bir kelime değildi. Özellikle FETÖ ile ilişkilendirilen kişilerle ilgili veya FETÖ bağlantısı olmayan kişilerle ilgili bir fikir sahibi olmak istiyorsanız çok uzun süreçli bir çalışmaya bakmak zorundasınız. FETÖ ile mücadele ile ilgili süreçte 15 Temmuz'dan önce neler yaşandığını okumak zorundasınız. Bana bazı kişilerle ilgili zaman zaman soru soruyorlar, söylediğim tek bir şey var; "Ben safahatını bilmediğim kişilerle ilgili fikir beyan edemem" diyorum. Safahat da 15 Temmuz'dan önceki en az on yıllık bir sürece bakarak söylüyorum. Bu sürece bakmazsanız inanın doğru karar veremezsiniz.

Evet FETÖ ile mücadele bitti diyenlere, 15 Temmuz ile ilgili süreç bitti diyenlere aslında son şok cevap yine FETÖ'nün hususilerinden geldi. Önemli şahıslara ne kadar yakın olduğunu görmeniz adına bir kez daha söyleyelim; en son itirafçı Kara Kuvvetleri Komutanı'nın koruma müdürü... Daha fazla söze gerek var mı?

Diğer Yazıları