Metin Külünk

İki sandık bir koltuğa sığmaz

Yeni Anayasa tartışmaları devam ediyor. Yamalı bohçaya dönmüş 12 Eylül’ün karanlık dönemlerini anımsatan bir anayasanın yeni bir döneme girilirken artık sistemi kaldıramadığı açık.
Dünya artık 35 yıl öncesinden görülemeyecek kadar girift, toplumsal yapılar ve değişimin kendisi geri dönülmesi imkansız bir hızla ilerlemeyi gerektiriyor.
Çünkü bilgi toplumu, çok çerçeveli ve beraberindeki hızı çoklu yapıların değişimi üzerine kurgulanıyor. Yeni dünya, bilgi ve onu kullanmayı bilenlerin dünyasıdır. Bu yarışta ne kadar hızlı davranılmazsa o kadar geri kalınır.
Hızın ve gücün ekseni yeni bir toplumsal uyum programından geçiyor. İşte yeni anaysa tartışmaları bu değişim ve etkileşim mecrasından bakarak yürütülmelidir. Mevcut sorunların Türkiye’nin geleceğine dair alınacak kararları ne derecede etkileyeceği, yeni anayasanın efektifliği ve etkinliğine bağlıdır.
Yeni inşa edilen yolu görmek için yeni bir pencereden bakmak gerekir. Eski pencereden sizin dışınızda gerçekleşen gelişmeleri görmek olanaksızdır.
İşte bu devleti ilgilendiren temel sorunların çözümünde “net” adımlar atmak istiyorsak mevcut sistemin açmazlarını doğru tespit etmemiz gerekiyor ve artık şu gerçeği kavramak gerekiyor: Parlamenter sistem, ülkenin katılaşmış, adeta kemikleşmiş meselelerini çözmekte son derece yetersiz kalmıştır. Miadı dolmuş, son kullanım tarihi geçmiş en azından bu coğrafyanın getirdiği sorumlulukları gelecek projeksiyonundan yansıtmaya engel teşkil etmektedir.
Parlamenter yapının bütünleştirici işlevini kaybettiği aksine çok parçalılığı ve bu minvalde çözümsüzlüğü getirdiği görülüyor. Millet devlet bütünleşmesini tamamlayıcı olmaktan uzak, değişimi ve birleştiriciliği engelleyen bir çok sorunun çözümünü güçleştirmektedir.
Ülkemizin ve bu coğrafyanın tüm unsurlarını bir araya getirecek, gelecek perspektifine haiz tek sistem başkanlık modelidir. Bu konuda tümüyle uzlaşı halinde hareket edilmesi ve bunu bir tartışma konusu olmaktan çıkarmak gerekmektedir. Öyle ki yeni anayasanın hiç kuşkusuz ana aksı zaten başkanlık sistemini gerektirmektedir. Milletimiz bu konudaki net tavrı görmüş, bu projeksiyondan seçim sandığına net olarak iradesini beyan etmiştir. İşin böylesi bir halk desteğiyle yürütülmesinde kafaları karıştıracak yaklaşım ve önerilerden uzak durulmalıdır.
Bunlardan yeni anayasanın olası bir oylamada başkanlık ve parlamenter sistem tercihlerinin yer aldığı çift sandıklı karmaşık bir öneriyle gelinmesi son derece yanlıştır.
Çünkü mevcut sistemin devamlılığı değil asıl maksat baştan başa köhnemiş eski sorunları silecek yeni bir yapıyı hazırlayıp halka son sözü söyletmektir.
Buradaki algı karmaşasına yol açacak her türlü sorgulamayı kabul edilemez olarak görmeliyiz. İçinde bulunduğumuz hızlı değişimin getirdiği yeni yüzyılı kavrayabilecek yaklaşımları tartışmalıyız.Öngörülü ve akılcı yaklaşımın özü budur.

Diğer Yazıları