Arap İzzet Paşa, Hz. Peygamberin mescidini elektrikle aydınlatmıştı

Prof. Dr. Metin Hülagü: Medine’ye elektriği ilk getiren isim Arap İzzet Paşa oldu. O, İstanbul’da kendi adına kurmuş olduğu vakfın gelirlerinden bir kısmını Medine-i Münevvere’de tesis ettiği hayır kurumlarına sarf etti. Medine toplumunda ihtiyacı olanlara hayır ve hasenatta bulundu.

Prof. Dr. Metin Hülagü
Prof. Dr. Metin Hülagü

Elektrik enerjisinin Osmanlı coğrafyasında kullanılmaya başlanması telgrafın kullanımı ile yakından alakalı olmuştur.

İmparatorluğun elektrikle aydınlatılması için imtiyaz alınmaya çalışılan ilk meskûn mahalleri ise İzmir, Şam, Beyrut, Edirne, Adana, Halep, Eskişehir ve Samsun gibi belli başlı şehirleri olmuştu. 

Kudüs şehri ve Yafa kasabası da elektrik ile aydınlatılabilmesi için müsaade talep edilen yerler listesindeki yerini almıştı. 

Geçen yüzyılda, Şeria nehrinin sularından yararlanarak Kudüs’ün ve hemen yanı başında bir mesafede bulunan Uca suyundan istifade ederek Yafa’nın elektrikle aydınlatılabileceği ve hatta Kudüs’te tramvay bile işletilebileceği beyanıyla hazineden mali destek ve müsaade talebinde bulunulmuştu. 

Şam’ın elektrikle aydınlatılması ise 1903 yılında söz konusu olmuştu. Yapılan ihale neticesinde şehri aydınlatacak olan ilgili firma Şam’a 30 km mesafede Barada şelalelerin bulunduğu araziyi satın almış ve Belçika’dan ithal ettiği tribünleri şelalenin bulunduğu yere yerleştirmiş ve bu suretle ürettiği elektrik enerjisi ile manen zaten aydınlık olan Şam’ı maddeten de aydınlatmıştı. Ayrıca Şam’da şehrin taşrası durumundaki Salihiye ile Hicaz Demiryolu Hattı’nın şehirdeki son istasyonunu oluşturan Kadem Camii arasında işleyen bir tramvay hattı da döşenmişti.

Şam’ın dar, çamurlu ve çıkmaz sokakları aydınlatmak üzere dikilmesi öngörülen 1000 elektrik direğinin yarısı ise kısa bir süre içerisinde dikilmişken geriye kalan 500 elektrik direğin dikilmesi ise Abdülhamid’in doğum yıl dönümü olan 1908 Eylülüne kadar ikmal edilmişti. Ancak ilginçtir, imparatorluk dâhilinde ilk elektrik santralinin kurulduğu yer büyük şehirler değil, 1902 yılında küçük bir su santrali vasıtasıyla elektriğin üretildiği Tarsus olmuştu. Bu tarihlerde İstanbul bile henüz elektrikle aydınlanmış değildi.

Elektriğin aydınlattığı yerlerden birisi ise Medine-i Münevvere’de Hazreti Peygamberin kabrinin de içinde olduğu Mescid-i Nebevi ve Harem-i Şerif olmuştu. 

1900 yılı ve sonrasında Medine’de elektrik yoktu. Şehir klasik aydınlatma tarzı olan fenerler ile aydınlatılmaktaydı. Gece Medine sokakları, elektriksiz bütün şehirlerin sokakları gibi, tabii olarak karanlıktı.

Medine’ye elektriği ilk getiren isim Arap İzzet Paşa oldu. O, İstanbul’da kendi adına kurmuş olduğu vakfın gelirlerinden bir kısmını Medine-i Münevvere’de tesis ettiği hayır kurumlarına sarf etti. Medine toplumunda ihtiyacı olanlara hayır ve hasenatta bulundu.

Bu anlamda Arap İzzet Paşa Vakfı’nın Medine’de bir külliye çerçevesinde inşa ettiği binalar ve yapmış olduğu hayırlar söz konusu oldu. Guraba ve Muhacirin Hastahanesi, Guraba ve Muhacirin Misafirhaneleri (Darülaceze), Mescid-i Şerif Fakirleri için Erkek ve Kız Mektepleri, Medine’de bir mescit, Yetimhane, Ravza-i Mutahhara’da Kur’an-ı Kerim ve Hadis-i Şerif okutulması ve Harem-i Şerif’in elektrikle aydınlatılması Arap İzzet Paşa Vakfı’nın hayır hizmetleri arasında yer aldı. 

Arap İzzet Paşa'nın Medine’de inşa ettirdiği okul 200 kişilik genç bir nüfusa eğitim verebilecek bir kapasiteye sahipti.

Yine onun Medine’de kendi parası ile yaptırmış olduğu hastane 50 hastanın tedavi görmesine müsaitti.  Hastanede 3 ay zarfında, 51 hasta tedavi görmüştü. 

Darülaceze diye adlandırılan tesis ise 50 ailenin barınmasına imkân tanımaktaydı. 

Arap İzzet Paşa Medine’de ayrıca, Sultan Abdülhamid’in doğum gününe denk gelecek şekilde, 12 yetim ve fakir çocuğun sünnetinin yapılmasını da sağlamıştı.

Paşa, yaptırmış olduğu bu hayır kurumları ile kamuya hizmet etmiş, Medine halkının yetimleri, fakir ve düşkünlerinin, kısmen de olsa, tedavi görebilecekleri, ihtiyaçlarını temi edebilecekleri bir barınma yeri ve maddeten ve manen ilgi görebilecekleri bir sığınak oluşturmuştu.

Arap İzzet Paşa, vakıf gelirlerinden ayırıp Medine’de harcanmak üzere tahsis ettiği bir miktar para ile de Medine’de Harem-i Şerif’in daimi surette elektrik ile aydınlatılmasını sağlamıştı. Bu maksatla cami çevresine elektrik üretmeye mahsus makinalar yerleştirilmişti. Söz konusu makinaların idaresiyle meşgul olmak üzere iki de makinist görevlendirilmiş ve hizmetleri karşılığında kendilerine yıllık 180 lira ücret ödenmesi karara bağlanmıştı. 

Şüphesiz ki elektrik motorlarının işleyebilmesi için yakıta ihtiyaç vardı ve lazım gelen petrolün satın alınması için ise her yıl 120 lira verilmesi Paşa tarafından uygun bulunmuştu.

Arap İzzet Paşa'nın Medine’de bir başka hayratı ise Ravza-i Mutahhara’da yani Hazreti Peygamberin mezarının da bulunduğu camide Kur’an-ı Kerim okunarak sevabının evvela Hz. Peygamberin ruhlarına ve sonra da vakfın kurucusu (kendisi ve çocuklarına), babası Holo Paşa, annesi Fatma hanım ve tüm geçmişleri ile bütün Müslümanların ruhlarına hediye edilmesi. Paşa bu işin gerçekleştirilmesi için 4 hafızın görevlendirilmesini sağlamış ve bunlara da hizmetlerine mukabil 22 lira verilmesini münasip görmüştü.


Diğer Yazıları