22 Nisan 2021
17 °
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
1 sa 43 dk
İkindi'ye kalan süre
İmsak 04:33 Güneş 06:08 Öğle 13:08 İkindi 16:54 Akşam 19:58 Yatsı 21:26
Dünya

CIA'yı suçladılar!

Hintliler, sel felaketlerini işte bu nedene bağlıyor

Hindistan'da bu ay meydana gelen ve 50'nin üzerinde kişinin hayatını kaybettiği sel felaketiyle ilgili konuşan bölge halkı, söz konusu olayların doğal bir şekilde olmadığını savunuyor. Himalayalar'ın eteklerinde kurulan Raini köyünde yaşayanlar, sel felaketinin nedeninin ABD Merkezi Haber Alma Teşkilatı CIA'nın çalışmalarından kaynaklandığını iddia ediyor.

Hindistan'da Himalayalar'ın eteklerine kurulu Raini köyünün sakinleri, nesillerdir dağın karla kaplı zirvesinde nükleer cihazların gömülü olduğuna inanıyor.

İngiliz yayın kuruluşu BBC Türkçe'nin haberine göre, köy sakinleri Uttarakhand'da bu ay 50'den fazla kişinin hayatını kaybettiği sellerin, bu cihazların "infilak etmesi" nedeniyle meydana geldiğini söylüyor.

Ancak bilim insanları selin parçalanmış bir buzuldan kaynaklandığı görüşünde.

250 haneli köyün muhtarı Sangram Singh Rawat, diğer köy sakinleri gibi bu açıklamayı inandırıcı bulmuyor ve "Kışın ortasında buzul nasıl parçalanır? Hükümet konuyu araştırmalı ve nükleer cihazları bulmalı" diyor.

"YÜKSEK İRTİFADA CASUSLUK OPERASYONU"

Raini sakinlerinin korkuları, ABD'nin Hindistan'la yaptığı anlaşma kapsamında Çin'in nükleer denemelerini izlemek için Himalayalar'ın bazı noktalarına nükleer yakıtla çalışan cihazlar yerleştirdiği 1960'lı yıllara kadar gidiyor.

Çin ilk nükleer denemesini 1964'te yapmıştı.

ABD'de yayımlanan Rock and Ice Dergisi'nde sık sık bu konuda yazılar yazan Pete Takeda, bu dönem için "Soğuk Savaş paranoyası zirvedeydi. Her türlü plan, yatırım ve yolun mübah olduğu yıllardı" diyor.

Ekim 1965'te bir grup Amerikalı ve Hint dağcı, yedi plütonyum kapsülü ve 57 kiloluk bir izleme cihazını 7.816 metre yüksekliğe sahip Nanda Devi'nin zirvesine yerleştirmek için yola çıktı.

Burası Hindistan'ın en yüksek ikinci zirvesi ve Çin sınırında.

Ancak aniden bastıran kar fırtınası dağcıların zirveye çıkmasını engelledi. Geri dönme kararı alan dağcılar, 1,8 metrelik bir anten, iki telsiz cihazı, bir batarya ve plütonyum kapsüllerinden oluşan yüklerini bulundukları noktada bırakıp geri döndü.

O dönem bir dergi, bu cihazların rüzgâr almayan bir kuytuda bırakıldığını yazdı.

Hint ekibine liderlik eden, sınır muhafaza birliğinde görevli tanınmış dağcı Manmohan Singh Kohli, "Aksi halde birçok dağcı ölebilirdi" diyor.

Ertesi bahar dağcılar cihazları aramak için aynı noktaya yeniden tırmandı. Ama cihazlar kaybolmuştu.

Bu olayın ardından Nanda Devi'ye yarım asır boyunca kayıp malzemeleri bulmak için keşif tırmanışları yapıldı. Cihazlara ne olduğunu bugün hâlâ kimse bilmiyor.

'Plütonyum belki de Ganj sularına karışıyor'
Takeda bir yazısısında, "Plütonyum kapsülleri büyük ihtimalle dağ buzuluna gömülmüş halde. Belki de un-ufak oldu ve bu tozlar Ganj Nehri'ne karışıyor" diye yazmıştı.

Ancak bilim insanları bunun abartılı olduğunu söylüyor.

Plütonyum atom bombasının ana maddesi. Plütonyum bataryalarda Plütonyum-238 diye bilinen ve yarılanma ömrü 88 yıl olan farklı bir izotop kullanılıyor.

"DAĞCILAR ŞÜPHE ÇEKMEMEK İÇİN YÜZÜNÜ BOYADI"

İngiliz seyahat yazarı Hugh Thompson, "Nanda Devi: A Journey to the Last Sanctuary" (Nanda Devi: Son Sığınağa Yolculuk" adlı kitabında cihazları yerleştirme görevi verilen Amerikalı dağcıların köylülerin şüphesini çekmemek için Hindistan'da üretilen bir losyon sürerek yüzlerini "esmerleştirdikleri"ni yazıyor.

Thompson'a göre dağcılardan köylülere düşük oksijenin insan sağlığına etkilerini araştırdıklarını söylemeleri istendi. Nükleer malzemeleri taşıyan hamallara da bunların içinde bir tür hazine, muhtemelen altın olduğu" söylendi.

"CIA ÜSSÜNDE HIZLANDIRILMIŞ EĞİTİM"

Outside adlı Amerikan dergisine göre dağcılar zirveye tırmanmadan önce Kuzey Carolina'daki bir CIA üssünde, hızlandırılmış nükleer casusluk eğitimi aldı.

CIA'in başarısızlıkla sonuçlanan bu operasyonu Hindistan'da 1978'e kadar sır olarak kaldı.

Washington Post gazetesi o tarihte Outside'ın haberiyle harekete geçerek, CIA'nin o dönem aralarında Everest'e çıkanların da olduğu bir grup dağcıyı, casusluk operasyonunda kullandığını, bu kişilerin Himalayalar'daki iki zirveye nükleer cihazlar yerleştirmekle görevlendirildiğini yazdı.

Gazeteye göre eski bir CIA yetkilisi 1965'teki ilk tırmanışın başarısızlıkla sonuçlandığını ve cihazların kaybedildiğini, iki yıl sonraki ikinci tırmanışın ise "kısmen başarılı olduğunu" söyledi.

1967'deki üçüncü girişimde ise bu kez görece daha kolay olan bir görev vardı.

Cihazlar bu kez 6 bin 861 metre yüksekliğe sahip Nanda Kot zirvesine yerleştirilecekti. Görev başarılı oldu.

Operasyona katılan 14 Amerikalı dağcıya üç yıl süren hizmetlerinin karşılığı olarak ayda biner dolar ödeme yapıldı.

Nisan 1978'de dönemin Hindistan Başbakanı Morarji Desai, parlamentodaki bir konuşmasında Hindistan'la ABD arasında 1960'larda Nanda Devi'ye nükleer cihazlar yerleştirilmesi için "üst düzey" bir anlaşma yapıldığını açıkladı.

Deasi bu operasyonun ne kadar başarılı olduğu konusuna bilgi vermedi.

Günün Videosu
Yorumlar