Hayvanları koruma cemiyeti

Prof. Dr. Metin Hülagü

Prof. Dr. Metin Hülagü

İttihatçı idare tarafından gerçekleştirilmiş olan 1910 yılı itlafı sonrasında hayvan hakları konusunda Türkiye’de atılan ilk adımlardan birisi hayvanların mevcudiyet ve hukukunu savunup kendilerini himaye etmek üzere bir cemiyetin kurulması gelişmesi olmuştur. 

1908 yılında İttihat ve Terakki Cemiyeti tarafından İkinci Meşrutiyet’in ilanı sağlanmışsa da yeni meşruti idare İstanbul sokak köpekleri için hiçbir fayda sağlamamış, bilakis sonlarını getirecek olan siyasi yönelimleri çerisinde olmuştu.

İstanbul sokaklarından toplatılan köpeklerin Sivriada’ya gönderilerek orada ölüme terk edilmeleri hayvanların korunmasına yönelik olarak ilk sivil toplum örgütlenmesinin de gerekçesini oluşturmuştu.

Sokaklardaki binlerce itin geçen zaman içerisinde bin bir bahane ileri sürülerek acımasız bir surette katledilmeleri söz konusu hayvanlara karşı benzeri yeni uygulamaların gerçekleştirilmesinin önüne geçilmesi gerektiği fikrini doğurmuştu.

Bu doğrultuda, hayvanların korunmasına yönelik olarak, 1912 yılında İstanbul Himaye-i Hayvanat Cemiyeti, bugünkü adıyla Hayvanları Koruma Cemiyeti kuruldu.

Himaye-i Hayvanat Cemiyeti Osmanlı Devleti’nde kendi alanında kurulmuş olan ilk resmi cemiyet olarak gözükmektedir.

Pera’da faaliyet gösteren bu cemiyetin kurulmasında İngiltere’nin İstanbul sefirinin eşi Bayan Lowther’ın ciddi katkıları olduğundan söz edilir.

Cemiyetin kurucu kadrosu ise, son dönem Osmanlı tarihinde önemli roller oynayan, askeri ve sivil bürokratlardan oluşmuştu.

Şehzade Yusuf İzzettin Efendinin himayesinde bulunan cemiyetin fahri üyeleri şu isimlerden oluşmaktaydı:

Fahri Üyeler:

Şehzade Vahdeddin Efendi

Şehzade Selahaddin Efendi

Şehzade Abdülmecid Efendi

Sadrazam Said Paşa

Şeyhulislam Nesib Efendi

Meclis-i Ayan Reisi Gazi Ahmed Muhtar Paşa

Meclis-i Mebusan Reisi Halil Beyefendi

Rum Ortadoks Patriği Yuvakim Efendi

Ermeni Cemaati Patriği Ohannes Arşaruni Efendi

Musevi Cemaati Hahambaşı Hayim Nahum Efendi

Bulgar Cemaati Eksarhı Yusuf Efendi

Avusturya-Macaristan Sefiri Marquise Pallavocini’nin hanımı

İngiltere Sefiri Sir Gerard Lowther’ın hanımı

Fransa Sefiri Mösyö Bompard’ın hanımı

Amerika Birleşik Devletleri Sefiri Mösyö Rockhil’in hanımı

İran Sefiri Mirza Mahmut Han

Rusya Sefiri Mösyö Giers

Baron Marschal von Bieberstein

Yunan Sefiri Mösyö Gryparis

İsveç Sefiri Mösyö Anckarsvard’ın hanımı

Sırbistan Sefiri Nanaovitch

Hollanda Sefiri van der Does de Villebois’ın hanımı

İspanya Sefiri Marquise de Prat’ın hanımı

Belçika Sefiri Baron Moncheur’in hanımı

Romanya Sefiri Mösyö Misu’nun hanımı

Karadağ Maslahatgüzarı Mösyö Plamenatz

Başkan:

Hüseyin Hilmi Paşa (Ayan ve Eski Başbakan)

İkinci Başkan:

Prens Said Halim Paşa (Şura-yı Devlet Reisi)

İsmail Cenabi Bey (Teşrifat-ı Umumiye Nazırı)

Veznedar:

Sir Henry Babington-Smith (Türkiye Milli Bankası Heyet-i İdare Reisi)

Kâtip:

Ayandan Besarya Efendi

Yusuf Razi Bey, (Şura-yı Devlet Azası)

Azalar:

İbrahim Paşa (Ayandan)

İbrahim Bey (İstanbul Valisi)

İsmail Hakkı Efendi (Ayandan)

Ekrem Bey (Ayandan)

İsmet Bey

Nusret Sadullah Bey

Kont Leon Ostrorog (Adliye Nezareti Eski Müşaviri)

Sir Edwin Pears

Emrullah Efendi (Maarif Nazırı)

Halil Bey (Müze-i Hümayun Müdürü)

Asım Bey (Hariciye Nazırı)

İzzet Fuat Paşa (Tümgeneral)

İsmet Bey (Belediye Meclis Üyesi)

Şerif Ali Haydar (Ayandan)

Damat Ferit Paşa (Ayandan)

Mavrokordato Efendi (Ayandan)

Mahmut Şevket Paşa (Harbiye Nazırı)

Mahmut Muhtar Paşa (Tümgeneral)

Muhittin Bey (Beyoğlu Mutasarrıfı)

Nusret Bey (Ankara Mebusu)

Kâtip:

Alice Washburn (Heald) Manning (Robert Kolej’den)

Doktor Clemo (İngiliz Sefaretinden) 

Osmanlı toplumunda hayvanları himaye cemiyetlerinin Avrupa’ya nispetle geç kurulmuş olması muhtemeldir ki, toplumun her bir ferdinin, başta hayvanlar olmak üzere, canlı olan her varlığı koruma bilincine sahip olmasından kaynaklanmıştı.

Dini inançlara dayalı ve kültürel kaynaklı toplumsal bir davranış biçimi olan bu tutum nedeniyledir ki Osmanlı toplumunda hayvanları koruma cemiyeti gibi kurumların oluşumu gecikmiş olmakla birlikte bu durum eksiklik değildi. Zira gecikmeyi belirleyen temel unsurlar olarak toplumdaki dini hayatın canlılığı ve dolayısıyla hayvanların zarar görmemeleri gerçeğine ilaveten değişik maksatlarla tesis edilmiş olan vakıflar ve vakıf kültürünün mevcudiyeti söz konusuydu.

Himaye-i Hayvanat Cemiyeti Birinci Dünya Savaşı arifesinde kurulmuş bulunduğundan faaliyetlerini 1914 yılına kadar ancak devam ettirebilmişti. Bu tarihten itibaren ise faaliyet alanı sadece İstanbul ile sınırlı kalan cemiyetin çalışmalarına zorunlu olarak son verilmişti.

Himaye-i Hayvanat Cemiyeti mevcut fahri ve asli üyeleri ile icra ettiği işler bakımından mukayese edildiğinde yapılan şeylerin pek bir kıymete haiz bulunduklarını söylemek doğru olmayacaktır. Cemiyet hakiki anlamda hayvan haklarını savunmaktan ziyade, itlerin itlafını isteyen ve itlaf edilmeleri için imza dahi atmış bulunan isimleri de listesinde barındırmış olmasından ötürü, şekilsel olarak kalmıştı. Ayrıca üyeleri arasında itlerden hiç de hazzetmeyen yabancı devletler sefirlerinin olması da düşündürücü bir durumdu. Silah çekip itleri vuran yahut onları zehirlemekte herhangi bir beis görmeyen yabancı elçilerin yahut itlere karşı kültürel ve dinsel olumsuzlukla yaklaşan Avrupalı şahsiyetlerin cemiyetin üyesi olmaları hiç de makul bir durum değildi.

Dolayısıyla cemiyetin kurucu ve idareci üye listesi, döneminin hakikaten önde gelen isimlerinden meydana gelmiş olmakla birlikte bu durum galiba 1910 yılında gerçekleştirilen itlafın kamuoyunda meydana getirdiği rahatsızlığı izale etme amaçlıydı. Zira cemiyetin hayvan haklarını savunma konusundaki samimiyet ve becerisi, cemiyetin varlığına rağmen itlafın devam etmesi nedeniyle, tartışılabilir bir durum arz etmektedir.

Diğer Yazıları