Gündem |

Haşmet Babaoğlu maske sınırlamasının da kaldırılmasını istiyor!

Sabah yazarı Haşmet Babaoğlu: Yüzlerimizi geri verin! Çenemizi kapatmayacağız!

Türkiye'de aşısız kişiler için PCR testi uygulamasına son verildi. Söz konusu genelge İçişleri Bakanlığı'nca valiliklere genelge ile gönderildi.

81 il valiliğine gönderilen genelge, Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu'nun tavsiyesi çerçevesinde oluşturuldu.

Sabah Gazetesi'nin aşı karşıtı köşe yazarlarından Haşmet Babaoğlu alınan bu kararın ardından, maske konusundaki taleplerini dile getirdi.

"Yüzlerimizi geri verin!" başlığını taşıyan köşe yazısında maske zorunluluğunun kaldırılması gerektiğini savunan Babaoğlu şunları kaydetti;

"Kimsin sen? Yüzünün yarısı herkes.

Diyorlar ki, hem "para yok!" deyip hem de kafeleri, lokantaları, ayaküstü atıştırma köşelerini hıncahınç dolduruyorlar... Anlamıyorlar ki, oralarda yüzlerimize kavuşuyoruz. Yüz yüze konuşuyoruz. Yüzlerimiz; yani gülümseyen, somurtan, konuşan, nefes alan biz... Üzerine para alıyorlar. Ne yapalım! Razıyız.

Kafe denilen yerin kahveyle falan alakası kalmayalı iki yıl oldu. Dışarıdaki "hizaya sokulmuş, çenesini kapatmış, soluğu kesilmiş" kalabalıkların arasından geçip bir kafeye girmek insanı ferahlatıyor.

İtalyan Commedia Del Arte geleneğinde ilk başlarda oyuncular, gösterinin sonunda maskelerini kuliste çıkartıp seyircilerini açık yüzleriyle selamlamaya koşarlarmış... Sonra yavaş yavaş iş değişmiş. Maskeler selamlama sırasında alınların üzerinde tutulmaya başlanmış. Yıllar geçtikçe tiyatro geleneğinde maskeler çok değerli nesnelere dönüşmüş, oyuncular gözleri gibi bakmış maskelerine... Bugün de öyle, değil mi? O her an hızla leş gibi kirlenen bez parçalarına nasıl özen gösteriyoruz. Çünkü pandemi sahnesinde oyuncularız. "Hiç kimse"yi canlandırıyoruz.

Küçük PTT şubesi önündeki kaldırımda kuyruk var. Hava soğuk. Ama herkes tek tek içeri alınıyor. 2019'da içeri girip vezneye geldiğimde memur arkadaş, "Merhaba abi, nasılsın?" demişti. Mahalleden göz aşinalığı işte! Şimdiyse içeri girdim, "Selam" dedim, ses yok! Maskenin ifadesi belirsiz, sesi kısık, kimliği muğlak! Belgeni çıkartırsan, var oluyorsun. Şimdilik bir kart, yarın öbür gün sadece dijital yüz ve iz olarak...

Bilirsiniz, yüzlerimiz hasar görür veya zamanın etkisiyle çökerse kendi aramızda "Tanınmaz hale gelmiş" denir. Tanınmak yüzdür, yaşamak (nasıl da izlerini bırakır!) yüzdür...

Eğer sorumluluk almak gerekiyorsa, "Gel de bir konuşalım, hallederiz" deriz. Maskelerle mi oturacağız öyle durumda? Macron muyuz biz?

Her şeyden hoşlanabiliriz. Saçlardan, bedenin salınımından, jestlerden, kokusundan, havasından hoşlanırız. Ama sevilen yüzdür. Bağlanılan yüzdür. Yüzümüzle sever, bağlanırız. Sevdiğimiz her şeyde, dağda, taşta bir "yüz" bulur, yoksa çizeriz.

Yüzlerimizi geri verin! Çenemizi kapatmayacağız!"