20 Eylül 2018
24 °
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
2 sa 17 dk
Öğle'ye kalan süre
İmsak 05:16 Güneş 06:42 Öğle 13:04 İkindi 16:30 Akşam 19:13 Yatsı 20:33
Sevda Noyan

Sevda Noyan noyansevda@gmail.com

"Hangi Müslüman"

Türkiye'nin en önemli entellektüellerinden olan rahmetli Atilla İlhan'ın “Hangi Batı” isimli kitabını okumayanlara mutlaka öneririm.

Rahmetli günümüzde yaşasaydı herhalde ''Hangi Müslüman’' diye de bir kitap yazardı zannı için de yazıma başlıyorum.

Evet soruyorum…

Hangi Müslüman?

Güzel bir örnek günümüzde!

El-Emîn sıfatının en güzel şekilde hakkını veren Allah Rasulu Hz.Muhammed’i (ASVS) örnek alıyor muyuz? Daha doğrusu alma çabasını gösteriyor muyuz?

Verdiğimiz sözlerin sadece muhatabına değil aynı zamanda Allah'a da verildiğini hatırlıyor muyuz?

Aile hayatında, sosyal hayatta, iş hayatında ne kadar güveniliriz?

Bize verilmiş emanetlere gerçekten gözümüz gibi bakıyor muyuz, yoksa ganimet muamelesi mi yapıyoruz?

Bu gibi sorulardan sayfalar dolusu yazılabilir; cevaplarını sadece insanın kendisi ve Allah bilir.

Amma ve lakin bu cevapların hareketlerimize olan yansıması yakınlarımızı doğrudan doğruya, toplumu ise dolaylı olarak etkiler…

''Din samimiyettir’' diyen Hz. Muhammed (ASVS) tam da bu durumlara dikkat çekmiştir besbelli.

Mubarek üç ayların ilk ayının son günlerinde olduğumuzun farkında mıyız…

Bizler için en güzel hesap görme dönemidir bu günler.

Hayatımızın, son bir yılın ve Ramazan ayının hesbını yapıp ekside mi, artıda mı olduğumuzu kendimize itiraf etmenin zamanı geliyor.

Manevi duyguların en çok yoğunlaştığı Ramazan ayı dünya ve Müslümanlar için hiç kolay geçmeyecek…

Dünya korkunç bir terör saldırısıyla karşı karşıya. Bu terör sadece bomba ve ölüm saçan silahlarla değil aynı zamanda Müslümanların imanın en zayıf halinde olmalarını sürdürmesi için de görevini çok iyi yapıyor!

Bu terör saldırısı öyle güçlü ve saldırgan ki, silahları cebimizde, elimizde ve evlerimizin tam göbeğinde…

Sanal alem ve israfa öyle dalmış ki Müslüman, yerinden kıpırdayacak hali kalmamış!

Bu terör saldırıları beni öyle bir hale getirdi ki her geçen gün bu dünyadan iyice soğuyorum.

Aklıbaşında olduğunu düşündüğüm kişilerin ufacık çıkarlar için düştükleri durumlar tüylerimi ürpertiyor!

Müslümanın Müslümana kanı haramken bir günlük dünya için dökülen kanlar beni dehşete düşürüyor!

Edep Ya Hu, biraz Edep diyorum!!!

Çoğu zaman “Siz aklınızı mı yitirdiniz?” diye sorasım geliyor…

“Siz hangi dini yaşıyorsunuz?

Hani nerede Allah'ın emrettiği insanlık için çıkarılmış en hayırlı ümmet?

Ey mümine kadınlar, israf size haram değilmi ki “moda show”larında boy gösterip harcama yarışı yapıyorsunuz?

Ey mümin erkekler, ya sizler Allah’ın size verdiği ailesine kavvam olma sorumluluğunun ne kadarını yerine getiriyorsunuz?

Ey Müslümanlar, üç günlük olduğunu bildiğiniz bu dünya için daha ne kadar onurunuzdan vaz geçeceksiniz?

Allah’ın sizlere verdiği emanetleri nasıl teslim edeceksiniz?”

Sosyal medya bataklığında iyice çamurlaşan yazan ve konuşan takımını görünce susmanın asaletini daha iyi anlıyorum…

Acayip bir haldeyiz, lafa gelince mangalda kül bırakmayan klavye mücahitleri beni çok derinden etkiliyor. Sahte kaplanlar her yerde… Bu kaplanların besini, güce yakın olmak! Bunlar tam bir ölümüne çıkarcı güruhu… Her yerde olma savaşı verenler… Her fotoğraf karesinde yer bulma derdindeler…

Her gecenin bir sabahı olduğunu bilmesek, aydınlığa en yakın zamanın en karanlık olduğunu bilmesek, Allah'ın vaadi olan adaletine güvenmesek, vay halimize!

Allah bizlere merhamet etsin ve aklını kulanan kullarından eylesin!

Rabbimiz dualarımıza icabet edecektir elbet!

NOT: Geçtiğimiz günlerde yoldaşım Munib Engin Noyan, bana bir makale okudu… Müslümanların bu gün yaşadığı hezimeti çok iyi analiz etmiş ve çözümlerini tek tek sıralamış çok yerinde tespitlerle yazılmış… Okuması bitince "Kim yazmış?” dedim… Gülümsedi… “Şaşırmaya hazır ol!” diye devam etti… Endülüs medeniyetinin… O yıkılmaz zannedilen 800 yıl boyunca Avrupa'nın bu gününü borçlu olduğu medeniyetin son dönemlerinde yazılmış bir makaleymiş… İşte O zaman Rabbim'in "Sizden öncekilerden hiç ders almaz mısınız? " diye neden sorduğunu tam olarak idrak ettim…

Gerçekten ahiret bilinci yeterince yerleşmediği zaman hayatımıza… Ölümün ne kadar yakın olduğunu unuttuğumuzda ancak bu kadar cesaretli olabiliriz… Gerçek müminin şiarı ancak şu olabilir: "Karşındaki muhatabın, sana nasıl davranırsa davransın, sen sadece Allah'ın önerdiği gibi davran! İşte o zaman Firavunun karşısında dimdik ayakta duran Hz. Musa (AS) gibi olursun!”

Elhamdüllillah, bu davranışı benimsemiş bir liderim var...

Diğer Yazıları