Gündem

Hamas lideri Haniye yeni intifada çağrısı yaptı! İsmail Haniye kimdir? / VİDEO

ABD Başkanı Trump'ın Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak kabul etmesinin ardından Hamas lideri İsmail Haniye "yeni intifada" çağrısı yaptı. Türkçe'de "ayaklanma" anlamına gelen ve Arapça bir kelime olan İntifada, Filistin'de iki kez yaşandı. Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump tarafından Kudüs'ün İsrail'in başkenti olarak tanınmasından sonra intifada tekrar gündeme geldi. Filistin Alimler Birliği, ABD Başkanı Trump'ın Kudüs'le ilgili kararına tepki olarak İslam ümmetine intifada çağrısı yaptı. Peki intifada nedir? Daha önce hangi sebepten başlatıldı ve hangi sonuç alındı? İsmail Haniye kimdir? Neden intifada çağrısı yaptı detaylar haber özette...

ABD Başkanı Trump'ın Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak kabul etmesinin ardından Hamas lideri İsmail Haniye "yeni intifada" çağrısı yaptı. Türkçe'de "ayaklanma" anlamına gelen ve Arapça bir kelime olan İntifada, Filistin'de iki kez yaşandı. Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump tarafından Kudüs'ün İsrail'in başkenti olarak tanınmasından sonra intifada tekrar gündeme geldi. Filistin Alimler Birliği, ABD Başkanı Trump'ın Kudüs'le ilgili kararına tepki olarak İslam ümmetine intifada çağrısı yaptı. Peki intifada nedir? Daha önce hangi sebepten başlatıldı ve hangi sonuç alındı? İsmail Haniye kimdir? Neden intifada çağrısı yaptı? Detaylar haber özette...

intifada

ABD'YE BÜYÜK TEHDİT: ASKERLERİNİZ HEDEFİMİZ

Irak'taki etkili Şii milis gruplardan el Nucaba örgütü ise Irak'taki ABD askerlerinin artık resmen hedefleri olduğunu açıkladı. El Nucaba adına Reuters'e yapılan açıklamada, "Bu, ABD askerlerine yapılan saldırıları meşrulaştırmıştır" ifadesini kullanıldı.
Örgütün lideri Akram el Kaabi açıklamasında "Trump'ın aptalca kararı, Amerikan güçlerini hedef almak için bir meşru neden ve ümmetin vücudundan bu yapıyı (İsrail) söküp atmak için büyük bir kıvılcım olacak" dedi.
Yaklaşık 10.000 militana sahip olduğu belirtilen örgüt, Haşdi Şabi terör örgütünün şemsiyesi altında faaliyet gösteriyor.

KARAR CEHENNEMİN KAPILARINI ARALAMIŞTIR"

ABD Başkanı Trump'ın Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıması üzerine Hamas'tan dün de, "Karar cehennemin kapılarını aralamıştır." açıklaması gelmişti.

HANAYE

İSMAİL HANİYE KİMDİR?

Filistin'in 10. başbakanı İsmail Haniye, 1963 yılında Gazze’deki El-Şatti mülteci kampında doğmuştur. Öğrencilik yıllarında Müslüman Kardeşler Hareketi'ne katılmıştır: Daha sonra Hamas örgütünün başına getirilmiştir.

İsmail Haniye 1963 yılında Gazze’deki El-Şatti mülteci kampında doğdu. İlk ve orta öğrenimini Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği'nin finansman desteği sağladığı Filistin kamplarında açılan okullarda tamamladı. Lise yıllarında Müslüman Kardeşler Hareketi'ne katıldı. Bunun yanında İslamcı Öğrenciler Derneği’nde de siyasi çalışmalarda bulundu. İslam Üniversitesi Arap dili ve edebiyatı bölümünden mezun oldu. 1987'de de yaptığı çalışmalar sebebiyle hapis cezasına çarptırıldı.

1992 yılında da Hamas üyesi 415 kişilik bir grupla Güney Lübnan'a sürgün edildi. 2001 senesinde de serbest bırakılması üzerine ülkesine geri döndü. Bu dönemde İntifada Koordinasyon Komitesi’nde Hamas temsilciliğine tayin edildi. 1999-2004 yılları arasında da Şeyh Yasin'in özel kalem müdürlüğünü yaptı. Daha sonra örgütün başına geçen Haniye, yapılan seçimlerde Filistin'in 10. başbakanı olarak göreve geldi. Fakat 2007'de Gazze Şeridi'ndeki Hamas ile El Fetih arasındaki çatışmaların zirveye çıkması üzerine vazifesinden alınmıştır.

BİRİNCİ FİLİSTİN İNTİFADASI NEDİR?

İsrail’in, aralık 1987’den 1993 Oslo Anlaşmasının imzalanmasına kadar süren, Filistin topraklarını ele geçirmesine karşı, Filistinlilerin ayaklanmasıdır.

FİLİSTİNLİ İNTİFADASI NEREDE BAŞLAMIŞTIR?

Filistinli intifadası 9 Aralıkta Cebaliye mülteci kampında başlamıştır.

Filistinli intifadasının sebepleri

1. İsrail’in baskıları

2. Hukuk dışı ölümler

3. Toplu tutuklamalar

4. Evlerin yıkılması

5. Sürgünler

İNTİFADAYI ATEŞLEYEN OLAY

İsrail ordusuna ait bir aracın dört Filistinli’ye çarpıp öldürmesi, ayaklanmayı ateşledi. Aracın dört Filistinliye kasıtlı çarptığı söylentisi hızlı bir şekilde Gazze’de, Batı Şeria’da ve Doğu Kudüs’te yayıldı.
İntifada süresince gerçekleşen eylemler

1. Genel grev,

2. Gazze ve Batı Şeria’daki İsrailli kurumları boykot,

3. Ordu emirlerine karşı sivil itaatsizlik,

4. İsrail yerleşkelerinde çalışmamak,

5. İsrail ürünlerini satın almamak,

6. Vergi ödememek,

7. Filistinli araçları İsrail ehliyetleriyle kullanmayı reddetmek,

8. Duvarlara ve yerlere grafitiler yapmak,

9. Sokaklara barikatlar kurmak,

10. Filistin sınırları içindeki İsrail’e ait askeri binalara taş ve molotof kokteyli atmak.
İntifadanın sonuçları:
1. İntifada Filistinlilerin müzakereye katılmalarını, Madrid Konferansı ve Oslo Anlaşmalarına katılmalarını sağladı.

2. İntifada Filistin sorununa uluslararası farkındalık sağladı.

3. Filistinliler, İsrail-Filistin sorunundailk defa iki taraf olduğunu gösterdi.

5. İntifada Yaser Arafat ve taraftarlarına özgüven verdi ve politik programlarını ılımlılaştırdılar. Kasım 1988’de Arafat, Filistin Milli Konseyi’nde tarihi İsrail’in meşruyetini tanıma kararıyla ilgili çoğunluğun oyunu aldı. 1947’den beri bütün Birleşmiş Milletler çözüm önergelerini tanıdı ve iki devlet çözümünü desteklediğini belirtti.

İKİNCİ İNTİFADA

El Aksa İntifadası olarak da bilinen Filistin'in İsrail'e karşı ikinci isyanı.

Eylül 2000 sonlarında başlayıp, 2005’te biten, İsrailliler ve Filistinliler arasındaki şiddetin arttığı, ikinci Filistinli ayaklanmasıdır. Ayrıca Oslo Savaşı olarak ta bilinir.

İKİNCİ İNTİFADA'NIN BAŞ AKTÖRÜ: ARİEL ŞARON

İsrail-Filistin barış süreci ağır aksak devam ederken, İsrail’in muhalefetteki Likud Partisinin lideri, eski savunma bakanı ve Lübnan’da 1982 yılında meydana gelen Sabra ve Şatilla mülteci kamplarındaki katliamın askerî sorumlusu olan Ariel Şaron, tamamı robokop kıyafetli 1000 İsrail askerinin koruması altında, Kudüs’teki Harem-i Şerif kompleksine bir ziyarette bulundu. Şaron, ziyaretinin sebebini “bir Yahudi ve İsrailli olarak Museviliğin kutsal mekânlarını ziyaret etme hakkını kullanmak” olarak açıklarken, bir çok kişi tarafından bu davranış, Camp David görüşmelerinde Filistinlilere verileceği duyulan haklar nedeniyle görüşmeleri baltalama plânının bir parçası ve yaklaşan seçimler için İsrailli barış karşıtlarına yatırım olarak yorumlandı.

ANTFADA1

KARŞILIKLI BÜYÜYEN ŞİDDET DALGASI

Bu ziyaret, Şaron’dan nefret eden Filistinlilerin protestolarını da tetikledi. Şaron ve beraberindekiler bölgeyi terk etme aşamasındayken 200-300 kişilik bir grup tarafından taşlanmaya başlandı. Sayıları gittikçe artan protestocular, ağlama duvarında ibadet eden Yahudilere yönelik taşlı saldırılara da başlayarak şiddetin seviyesini artırdılar ve ateşli silahlar kullanarak bir İsrail polisini öldürdüler. Göstericilere her zamanki gibi daha yoğun bir ateşle müdahale eden İsrail askerleri ise 4 Filistinliyi öldürdü.
Filistinlilerin protestoları ertesi gün Batı Şeria’daki diğer bölgelere, bir sonraki gün İsrail içindeki Arap bölgelerine yayıldı. Filistinli ve İsrailli sivil göstericilere her iki tarafın güvenlik güçlerinin de katılması ve eskisinden farklı olarak ateşli silahların daha yoğun kullanılması tansiyonu iyice yükseltti. İsrail ordusu, çatışmalara müdahalede kullandığı şiddetin seviyesini taarruz helikopterlerini ve tankları kullanmak suretiyle daha da artırdı.

FİLİSTİNLİ BABANIN OĞLUNU KORURKEN ÖLMESİ

Çatışmaların üçüncü gününde, iki ateş arasında kalan Filistinli silahsız bir baba ve oğlunun kendilerini ateşten korumaya çalışırken İsrail askerlerinin doğrudan ateşine maruz kalmaları ve 12 yaşındaki oğlunun babasının tüm çabasına rağmen TV kameralarının önünde öldürülmesi, Filistin toplumunu çileden çıkardı ve yıllarca sürecek olan ikinci intifadanın, diğer ismiyle El-Aksa intifadasının başlangıcı oldu.

İSRAİL ASKERLERİNİN PENCEREDEN ATILMASI

Bu olaydan iki hafta sonra, Filistin kontrolündeki Ramallah kentinde, iki İsrail askerinin tutuklanarak götürüldükleri Filistin polis karakolunda bıçaklanarak öldürülmesi ve cesetlerin ikinci kattaki pencereden atıldıktan sonra Filistinlilerce tekmelenerek parçalanması, bu olayların da İsrail TV’lerin de canlı olarak yayımlanması karşılıklı şiddet dalgasının daha da büyümesine neden oldu.

İsrail Ordusu'nun gösterilere müdahalesi, alışılageldiği üzere, “taş atanlara ateşli silahlarla karşılık vermek” idi. Ancak, bu defa Filistinliler otomatik piyade tüfeklerini, roketatarları ve havanları kullanmaya başlamışlardı. İsrail de kendisinden beklendiği gibi Filistinlilere kara, hava ve deniz platformlarından açtığı ateşlerle karşılık verdi. İsrail saldırılardan Filistinli siviller de aşırı derecede zarar gördü ve askerlere tehdit oluşturmamasına rağmen açılan ateşlerle yüzlerce masum insan öldü ve yüzlerce ev oturulamaz hale geldi.

3 BİN 500'DEN FAZLA FİLİSTİNLİ ÖLDÜ

İntifadanın daha ilk ayında, Filistin Kızılay’ının belirlemelerine göre, 1938 kişi gerçek mermilerle, 3810 kişi ise kauçuk kaplı çelik mermilerle yaralandı. ABD’li üç doktordan oluşan İnsan Hakları Savunucusu Doktorlar Ekibinin yerinde yaptığı incelemede, bu yaralanmaların yarısından fazlasının baş bölgesinden, diğerlerinin büyük çoğunluğunun ise arka bölgeden olduğu tespit edilmiştir. El-Aksa intifadasında 3500’ün üzerinde Filistinli öldü. Bunların 663’ü 17 ve daha küçük yaşlardaydı.

Silahlı çatışmaların dışında İsrail ordusunun El Aksa intifadası sırasında sebep olduğu insan hakları ihlalleri savaş dönemlerini aratmayacak düzeyde gerçekleşti. Ev yıkımları, yargısız infazlar, toplu öldürmeler, işkence, dayanaksız tutuklamalar, kötü hapishane koşulları, istimlâkler, seyahat özgürlüğünün kısıtlanması, özel mülkiyetin tahribi gibi daha önceki dönemde de karşılaşılan ihlaller bu dönemde daha da ciddi boyutlara ulaştı. İsrail kontrol noktalarındaki geçişlerden kaynaklanan gecikmeler sonucu onlarca hasta, tedavisinin zamanında yapılamaması nedeniyle öldü.

12 BİNDEN FAZLA FİLİSTİNLİ YARALANDI

İntifadanın birinci ayına denk gelen ekim ayı sonunda ilk bombalı intihar saldırısı dalgası başladı ve 2000 yılı sonuna kadar Hamas ve Filistin İslâmî Cihat örgütlerinin militanları tarafından askerî hedeflere yönelik toplam dört saldırı meydana geldi. Karşılıklı şiddet nedeniyle yıl sonuna kadar İsrailli 21 asker ve 22 sivil ölürken, 300’den fazla kişi yaralandı. Buna karşılık İsrail askerleri ve yerleşimciler tarafından 300’den fazla Filistinli öldürülürken, 12.000’den fazla kişi yaralandı.

VE ARİEL ŞARON BAŞBAKAN...

Aralık ayında, çatışmaların durdurulması için ABD’nin girişimleriyle başlayan görüşmeler devam ederken Ehud Barak’ın başbakanlıktan istifa etmesi ile İsrail 2001-Şubat ayına kadar sürecek bir seçim dönemine girdi. Barak ve Ariel Şaron’un yarıştığı ve şiddet olayları açısından sakin geçen ve hiçbir bombalı intihar saldırısının meydana gelmediği seçim döneminin sonunda her iki tarafın barış karşıtlarının “umudu” olan Ariel Şaron, İsrail’in yeni Başbakanı oldu.

Seçimleri takip eden dönemde çoğunluğu İsrail’in 1967’den önce işgâl ettiği bölgelerin dış sınırı olan “yeşil hat içerisinde” olmak üzere yeni bir bombalı intihar saldırısı dalgası başladı.

MÜLTECİ KAMPLARI BOMBALANDI, ARAFAT KARARGAHINA MAHKUM EDİLDİ

Bombalı intihar saldırılarındaki Hamas ve Filistin İslâmî Cihat örgütlerinin tekeli, 2002 yılı başından itibaren El Aksa Şehitleri Tugayının sahneye çıkmasıyla kırıldı. Karşılıklı şiddet seviyesi; İsrail’in Filistin’e içinde Katyuşa roketleri dahi bulunan silâh yükü getiren bir gemiyi ele geçirmesi, Filistinli örgütlerin eylemlerine misilleme olarak Filistinli örgüt liderlerine yönelik suikastları, B. Şeria’daki Filistin Yönetimine ait resmî binaları ve mülteci kamplarını bombalaması, Gazze Şeridinde ve Batı Şeria’da zırhlı birliklerle operasyon düzenleyerek Arafat’ı karargâhında ev hapsine alması, buna karşılık daha çok intihar saldırısı ve misillemeler ile gittikçe arttı.

İSRAİL'E İNTİHAR SALDIRILARI

Şubat-2002 sonuna kadar ayda ortalama üç adet saldırı meydana gelirken, Beyrut’ta toplanan Arap Birliğinin Suudi Arabistan Kralının öncülüğünde Filistin-İsrail Barış Plânı teklifini açıkladığı Mart-2002’de bir ayda 135 kişinin ölümü ile sonuçlanan toplam 18 bombalı intihar saldırısı gerçekleşti.

2 Mart 2002 cumartesi akşamı, Şabat sonrası kutlama için Kudüs’teki bir sinagog önünde toplanan çoğu kadın ve çocuklardan oluşan kalabalığın yanında, Yahudi din adamı kılığında El Aksa Şehitleri Tugayına mensup 18 yaşındaki bir militan üzerindeki bombayı patlattı. Patlamada, 10 kişi ölürken, 50’den fazla kişi yaralandı.

11 Mart 2002’de, Kudüs’te Başbakan’ın evinin 100 metre yakınındaki bir kafeteryaya giren 22 yaşındaki bir Hamas militanının düzenlediği bombalı intihar saldırısında 11 kişi öldü, 54 kişi yaralandı.

21 Mart 2002’de, Kudüs’ün başka bir işlek caddesi olan King George Caddesindeki bir kafeteryada 22 yaşındaki bir El Aksa Şehitleri Tugayı militanı üzerindeki bombayı patlattı ve 3 kişinin ölümüne, 86 kişinin yaralanmasına sebep oldu.

27 Mart 2002’de, Netanya’daki Park otelin lobisine giren kadın kılığındaki bir Hamas militanı üzerine sardığı metal parçalarla takviyeli 10 kg.lık bombayı patlattı. Patlama anında, Yahudilerin kutsal günlerinden olan “Hamursuz bayramı” sonrasında kutlama maksadıyla toplanan 250 kişilik bir topluluktan 30 kişi öldü ve 140 kişi yaralandı.

KORUYUCU DUVAR OPERASYONU

Park otelde düzenlenen bu saldırı İsrail hükümetinin, belki de uzun süreden beri planladığı, bir askerî harekat ile sonuçlandı. Netanya saldırısından 24 saat bile geçmeden, İsrail hükümeti 20.000 yedek askeri göreve çağırdı. Artık kaçınılmaz olduğu bilinen harekâtın hazırlıkları devam ederken dahi, Kudüs, Tel Aviv, Hayfa gibi şehirlerde, 20 kişinin ölümü ve 100’den fazla kişinin yaralandığı 7 bombalı intihar saldırısı düzenlendi.

İsrail, 3 Nisan’dan itibaren “Operation Defensive Wall-Koruyucu Duvar Operasyonu”adını verdiği harekâtı başlattı. Operasyonun ilân edilen maksatları; teröristlerin yuvası haline gelen şehirleri ve köyleri ele geçirmek; teröristleri ve onları destekleyenleri yakalamak ve tutuklamak; İsrail vatandaşlarına karşı kullanılma ihtimali olan silahlara el koymak; teröristlere ait tesisleri, patlayıcı depo ve laboratuarlarını, silâh üretim yerlerini ve gizli üsleri ortaya çıkarmak ve imha etmek olarak açıklanmıştı. Hedefler ise; El Halil ve Jeriko şehirleri hariç tüm Filistin yerleşim bölgeleriydi. İşgale direnen Filistinliler ile İsrail birlikleri arasındaki en yoğun çatışmalar ise Beytüllahim, Cenin, Nablus ve Ramallah’ta meydana geldi. Bu arada, Filistinli örgütlerin de yeşil hat içerisindeki bombalı intihar saldırıları devam ediyordu.

12 Nisan 2002’de Kudüs’te bir otobüs durağında El Aksa Şehitleri Tugayına mensup 21 yaşında bir kadın militan çanta içinde taşıdığı bombayı patlattı. Saldırıda, 6 kişi ölürken, 106 kişi yaralandı.

7 Mayıs 2002 saat 2300 sıralarında, Tel Aviv’deki bir kulübe giren 28 yaşındaki bir Hamas militanı, çantasındaki bombayı patlattı. Saldırıda 16 kişi öldü ve 55 kişi yaralandı.

19 Mayıs 2002’de, Netanya’da bir Pazar yerinde, İsrail askerî kıyafeti giymiş 18 yaşında bir Filistin Halk Kurtuluş Cephesi (FHKC) militanının üzerindeki bombayı patlatmasıyla 3 kişi öldü, 59 kişi yaralandı.