18 Aralık 2018
9 °
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
24 dk
Yatsı'ya kalan süre
İmsak 06:44 Güneş 08:17 Öğle 13:06 İkindi 15:24 Akşam 17:44 Yatsı 19:11
Sevda Noyan

Sevda Noyan noyansevda@gmail.com

Gündemden uzak...

Aslında yoğun bir gündemin tam göbeğinde oturuyorken, yazacak binlerce konu ve kişi varken, nedense bugün canım herşeyden ve herkesten uzak olmak istiyor...

Yoğun geçen on günün ardından hayatımın en önemli lükslerini yaşamanın ve bunların tadına varmanın sakinliği çöktü üstüme...

Merak edenler için... Bu lükslerim... Kitap okumak... Polisiye dizi izlemek... Örgü örmek... Yazma denemeleri yapmak... Dikiş dikmek....

Elbette hepsi hayatımdaki tek bağımlılığım olan kahve eşiliğine....

Gelelim bugün sizinle paylaşacağım kısa öyküme...

Bu öykü Makas dergisinde yayınlandı ve şu aralar yazmaya çalıştığım öykü kitabımın bir parçası...

AVUKAT

“Ya Osman, bağırıp durma! ...

Canım, ne bileyim ne için çağırdığını, dedim ya, heyecandan soramadım ...

Tövbe, tövbe vallahi günaha sokacaksın beni ...

Seni boşamak için avukata versem hatırlarım herhalde ...

Bak tekrar ediyorum, arayan kadın dedi ki, avukat Löffelman mıydı neydi adı, sizi yarın ofisinde bekliyor dedi, ofisimiz Diusburg merkezde, adını unuttum şimdi bilmem ne ştrase.

Hah! Birkenştrase 33 numaralı apartmanın 4. katında eşinizle birlikte bekliyoruz. Aynen böyle dedi ...

Bak Osman, delirtiyorsun beni, çok istiyorsan, kadın telefon numarasını verdi, aç sor! ...

Yoooo, çocuklardan hiç bahsetmedi ...

Gerçekten mi? Ne zaman? ...

Bunun avukatla ne ilgisi var?

 Yooo, okul ceza vermiş ya! Hem niye saklıyorsun, oğlun da aynı senin gibi, sıkıya gelince salla küfürü! Sonra ceza mı aldın, okuldan mı uzaklaştırıldın, hiççç umrunda değil!

Bak, bu oğlan başımıza iş açacak, söylemedi deme! Yaşar öyle miydi! Aklıllı oğlum benim, ilk gözağrım ...

Evet, bana benziyor.

Doğru bildin, tebrik ederim. Efendi olan bana, terbiyesiz olan sana benziyor! ...

Tamam, tamam ...

Vallahi sen iyice paranoyak oldun, beni kim niye mahkemeye versin? ...

Bir kere oldu o, onun da cezasını ödedik ya! ...

Evet, makbuzu saklamıştım ...

Allahaşkına, benim işte hiç sıkıntım oldu mu?

İhtiyarlar memnun olduğu için kaç kez ikramiye aldım ya, ne çabuk unuttun! ...

Hayır, seni ve beni çağırdı.

Yani ikimizi ...

Off ya Osman! Unuttum işte! Daha doğrusu, arayan kadın buzdolabı gibi konuşunca. Bir de kalem arama derdine düştüm, kaç kez dedim telefonunun yanından almayın şu kalemi diye! ...

Aman, amannnnn! Abart daha abart! ...

Acaba farkında olmadan bir olaya şahit mi olduk? ...

Doğru söylüyorsun. Köyden geldiğimden beri birlikte bir yere gitmedik. Zaten dul karı gibi tek gidiyorum her yere ...

Aman sustum, sustum! Sanki tek biz aldık kredi ile ev! Herkes aldı! Ama ne gezmelerinden, ne eğlencelerinden geri kalıyorlar ...

Şikayet değil, gerçek söylediğim ...

Bana da yetti 28 yıldır ...

Gelmeseydin, köyde çobanlığa devam ederdin. Mutlu mesut koyunların, kuzularınla bok kokusu içinde yaşardın! ...

Doğruyu söyleyince küfürü salla bakalım! Anam söyledi, alma şu ablamın çoban oğlunu, sana kıymet vermez diye, ama akıl mı bıraktın bende! Mektup, mektup üstüne! Benim olmazsan yok kendimi uçurumdan atarım, yanıyorum, bitiyorum, yalvarmalar ...

Ne çabuk unuttun! ...

Oldu bi’kere n’apalım ...

Oldu canım, beş çocuğu kendi başıma mı yaptım, yoksa babamın evinden mi getirdim? Sevmesem çoktaaan boşardım seni, soluğu köyde alırdın! Artık yaşardın kıymetli ananla ...

İşine gelmeyince, karıştırma anamı, değil mi? Ama o bizi zamanında çok karıştırdı! Unuttum sanma o eski günleri! Senin de ananla bir olup beni ağlatmalarını! Hele Ahmet'e hamile iken yaptıklarını...

Evet kinciyim şekerim! Var mı? ...

Hadi alttan alma şimdi! Vallahi çok kırıldım! ...

Aramam ben! Sen ara sor ...

Akşama kadar düşünsek de ne çıkar ...

Yok canım, belediye ile ne zaman bir sorunumuz oldu ki? ...

Sen anladın mı, mahkemeye değil avukatın ofisine çağırıyorlar! ...

Ayhh! Canımdan bezdirdin, bilmiyorum! Hiç bir şey aklıma gelmiyor! ...

Tamam, hadi akşam geç gelme, takılma yine şu lokal denen kahveye ...

Tamam. Aklıma birşey gelirse ararım.”

ERTESİ GÜN

“Ay Şerife şok olacaksın! ...

Dur şimdi eve girdim! ...

Avukattan geldik ...

Yok canım, boşanmıyoruz. Bunca yıldan sonra ...

Dur kız, az dinle sözümü kesme! Güzel haber vereceğim! Osman şoku atlatmak için lokale gitti. Benim de anlatmak için aklıma ilk sen geldin. Bekle, sigaramı yakayım, çok heyecanlandım ...

Şimdi anlatıyorum: hani Haynrih vardı ya ...

Evet, seni kovmuştu hani evinden ...

İşte son bir yıldır ben gidiyordum, haftada üç güne çıkarmıştı sen ayrıldıktan sonra ...

Tabii canım, bana da yaptı huysuzluklarını ama benim inadıma kim dayanır! Kabullendi yenilgiyi, kuzu gibi oldu! Aslında o sert görünüşünün altında çok iyi kalpli, yalnız bir yaşlıydı. Biliyorsun, kimi kimsesi de yoktu. Bir kez bile gelen olmadı çalıştığım süre içinde. Evdeki herşey eski püsküydü, hatırlarsın ...

Evet. En çok da iğneden korkardı, homurdanırdı iğne yerken ...

Yok ya, acırdım ona. En son dönemler iyice alışmıştım. Çok dua ettim, acısı dinsin diye. Neyse, aklıma geldikçe hala üzülüyorum. İnsan sonuçta. İşte o Haynrih üç ay önce öldü ... Aynen! ...

97 yaşındaydı. Cenazesinde kimse yoktu. Ne yapmış biliyor musun? İnsanın inanası gelmiyor! Dün beni ve Osmanı avukat çağırdı. Meğer o benim parasız, kimsiz kimsesiz diye üzüldüğüm Haynrih çok eskiden tanınmış bir kameramanmış! ...

Kameraman, kameraman. Hani film çeken var ya! Hem de kimin özel kameramanıymış bil bakalım? ...

Hadi uğraşma, aklına bile gelmez! Söylüyorum: Hitler’in! ...

Evet, o Hitler! Aynen o! ...

Haynrih yıllardır saklanıyormuş. Avukata bir mektup bırakmış, vasiyet gibi. Anlatmış herşeyi ...

Dur kız, anlatıyorum! Bize ailece miras bırakmış! ...

Hahahaaa! Bilemedin! Para değil! Zaten hiç parası yokmuş. İsmini değiştirmiş, yıllardır devlet yardımıyla yaşıyormuş ...

Çatladın değil mi? ...

Bize ne mi bırakmış? Çektiği filmleri! Hitler’in hiç bir yerde yayınlanmamış olan filmleri! Evet!...

Ayol şok olduk gidince! Avukatın ofisinde kelli felli adamlar oturmuş bizi bekliyorlardı ...

Sen öyle san! Meğer çok değerliymiş bu filmler ...

Evet! Bize bu filmler için, şimdi sıkı dur, tam tamına altıyüz bin euro teklif ettiler! ...

Yaa! Aynı senin gibi biz de şaştık kaldık! ...

Devlet kuşu değil, devlet kuşu değil, Hitler kuşu kondu kafamıza ayol, Hitler kuşu!”

NOT:Yoldaşım Münib Engin Noyan dün gece Esra Elönü'nün sunduğu Arafta sorular programına katıldı...Öncelikle mesaj yazarak dua eden ve güzel temennilerde bulunan tüm kardeşlerimizden Rabbim razı olsun...Çok samimi ve oldukça verimli geçen program inşallah hayırlara vesile olur...

Diğer Yazıları