Prof. Dr. B. Zakir Avşar

Gençlik...

Geleceği gençler belirleyecek. Harflerle kuşakları ifade etmek istemiyorum. Z kuşağı dendiği zaman istisnasız her gencimizi kapsayan bir özellikler bütünü çıkmıyor karşımıza. Mamafih, Z kuşağı özellikleri olarak ifade edilen hususların pek çoğu gençlerimizde kendini gösteriyor. Yine de harfli adlandırmadan ziyade gençler olarak ifade etmek istiyorum…

Gençler dışa açıklar. Kendilerinden önceki kuşaklara göre daha iyi kullandıkları bilişim sistemleri üzerinden dünyayı takip edebiliyor, dışımızdaki gelişmeleri öğrenebiliyorlar.

Öğrenme süreçlerinde pek çok değişik kanal ve kaynakla kendilerini zenginleştirebiliyorlar.

Eleştirel düşünme, itiraz etme, farklı görüşler ortaya koyma yetileri de, özellikleri de var.

Bunun bizi memnun etmesi gerekiyor.

Ülkemizi, milletimizi seviyorlar ama başka ülkelerde ve milletler arasında yaşayarak hayat deneyimlerini artırmak istiyorlar.

Bir kısmı bunu ifade ederken ülkesine ve milletine küsmüş gibi bir izlenim verse de, küs veya kavgalı olduğu milletimiz, ülkemiz değil; onun tasavvuru içinde mukayese ettiği ülkeler gibi idare edilmediğini düşündüğü yapı ile sorunlu…

Fırsat eşitliği istiyorlar.

Uzun eğitim öğretim süreçlerinden geçiyorlar, çoğu yabancı diller biliyorlar ve üniversite eğitimi alıyorlar. Bunun değerli bulunacağı bir hayat arzusu taşıyorlar.

Kamu yönetiminin ve siyasetin kendilerine yaklaşımında adil olunmasını talep ediyorlar.

Bunlar da elbette son derece normal ve aklı başında istekler.

Zaman zaman ortaya çıkan “skandallar” içinde yönetimleri sorguluyorlar ve gözlerini adalet ve kontrol mekanizmalarına çeviriyorlar.

Neticeleri takip ediyorlar, “kamu vicdanı” oluyorlar ve seslerini yükseltiyor, tutumlarını daha protest bir yerde ortaya koyuyorlar.

Her şeyi güllük gülistanlık olarak değerlendirdiğimiz, gençlerimize verdiklerimize bakıp “daha ne istiyorlar?” dediğimiz takdirde anlaşma ve uzlaşma zemini ortadan kalkar…

Gençler aslında bizim de isteyip dile getiremediğimiz hususları daha cesur bir şekilde istiyorlar.

Kesinlikle haklılar. Geleceğin Türkiye’sinde onlar yaşayacak, kendilerinden sonraki nesilleri de onlar yaşatacaklar…

Geçmiş yıllarla yapılan mukayeseler kendi içinde tutarlılık gösterse bile her şeyi çözmüyor. Her sorunu izaha yetmiyor, ikna edici olmuyor.

Büyük Türkiye tasavvuru ile yetiştirdiğimiz, her şeyin daha iyisinin olacağına güdülediğimiz gençlerimize dönüp “Adım Hıdır, elimden gelen budur; bununla yetinin” diyemeyiz.

Böylesi bir refleks kesinlikle ilkeli ve ahlaklı bir tutum olmaz, olamaz.

Gençlerimize bu ülkenin tüm imkân ve kabiliyetlerinden eşit olarak faydalanacakları, millet ve devlet hizmetinde kendilerine yer bulacakları bir atmosferi sadece vaat etmek değil, oluşturmak zorundayız.

Geçmiş yıllarda da yapılan araştırmalarda gençlerin yurtdışında yaşama arzuları yüksekti. Bir kısmı buna fırsat bulamadığı için arzularını yerine getiremedi, bir kısmı o deneyimi yaşadı ve “vatanım” diyerek geri döndü, bundan sonrasında da aynısı olur, dolayısıyla bunlar önemli değil ama önemli olan şudur: Gençlerin itirazlarını ciddiye alalım, taleplerini karşılamak için samimi çabalara girelim. Özellikle yolsuzluk, yoksulluk sarmalında yaşamaya mahkûmlarmış gibi bir düşünceye kapılmalarına mani olalım.

“Bal tutan parmağını yalar, nepotizm bitmez, fırsat eşitliği sağlanmaz” türünden gençlerimizin yakındığı konularda haklı olduklarını unutmayalım.

Tüm gençlerimize üniversite kapıları aralamak fevkalade önemli. Anne babaları da mutlu eden bir durum. Ancak, mezuniyet sonrası tüm anne babalar için de, gençler için de kâbusa dönüyor.

Üniversite mezunu gençlerin işsizliği üniversite bitirmemiş gençlere göre çok daha fazla sürüyor.

Umarım bu konuda daha akıllı ve hakkaniyetli adımlar atılır.

Diğer Yazıları