27 Mart 2019
9 °
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
3 sa 37 dk
İmsak'a kalan süre
İmsak 05:24 Güneş 06:50 Öğle 13:15 İkindi 16:44 Akşam 19:30 Yatsı 20:50
Gündem

"Daha önemli bir hal aldı..."

Fırat'ın doğusuna operasyon o bölgeye kayabilir!

Fırat'ın doğusuna yapılması beklenen operasyon ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Altınbaş Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Kasım Han, İdlib’in daha önemli bir hal aldığını belirterek, önceliğinin bu bölgeye geçebileceğini söyledi.

Fırat'ın doğusuna operasyon o bölgeye kayabilir!

Türkiye ve Rusya'nın Suriye'de 4 milyon civarı sivilin barındığı İdlib'de ateşkesin korunması için vardığı mutabakat, Esed rejiminin son günlerdeki saldırılarıyla oldukça zorlu bir sürece girdi. Çok sayıda sivilin hayatını kaybettiği saldırıların ardından İdlib’te adeta diken üstünde bir süreç başlarken, önümüzdeki dönemde Türkiye-Rusya-Suriye denkleminde atılacak adımlar ve olası senaryolar daha sık tartışılmaya başlandı.

Altınbaş Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Kasım Han, Yeni Şafak’a yaptığı açıklamada, Astana Süreci’nin Suriye meselesine ilişkin değişik platformlarda işletilen süreçler arasında en etkin ve aynı zamanda ürettiği sonuçlar bakımından tarafları adına en verimli ve anlamlı sonuçları üreten süreç olduğunu söyledi.

"ASİMETRİK UNSURLARI GÖZ ÖNÜNDE BULUNDURMAK GEREKLİ"

"Suriye'ye dair işletilen diğer tüm mekanizmaları da göz önüne alınca aslında en etkin ve verimli sonuçları da yine Astana mutabakatı veriyor" diyen Han, "Ancak, burada esas risk şu noktada; İdlib meselesi sadece kendi aralarında belirli bir denge kurabilecek eşit taraflar arasında varılmış mutabakatlar üzerinden işlemiyor. Aynı zamanda bu tarafların kurdukları dengeler ve tercihleri üzerinde basınç yaratacak asimetrik diğer unsurlar ve aktörleri de göz önünde bulundurmak gerekli. İdlib'te bu unsurlardan fazlasıyla var ve en önemlilerinden biri Heyet Tahrir El-Şam (HTŞ)" ifadesini kullandı.


Prof. Dr. Ahmet Kasım Han.

HTŞ’nin şuan İdlib'te mevcut durumu kullanarak Rusya ve Türkiye'nin kurduğu, kısmen Şam yönetiminin de katıldığı ve İran'ın da yakından izlediği dengeyi bozduğuna dikkati çeken Han, şöyle devam etti:

"Bu dengenin bozulması İdlib mutabakatını zorluyor. 10 maddelik bu mutabakatta gerginliği azaltma bölgesinin kurulması, silahsızlandırma bölgesi, ağır silahların bölgeden çıkarılması gibi önemli detaylar vardı.

Bunların yanı sıra Suriye'nin en önemli ticaret yolları üzerinde bulunan, Halep'i Şam'a bağlayan M5 ve Lazkiye'ye bağlayan M4 karayollarının da güvenli geçişe açılması ve hem Rus üslerinin bulunduğu bölgede, hem de Halep ve söz konusu karayolları üzerinden Şam ana hattında baskının azaltılması gibi meseleler de mevcuttu."


TÜRKİYE İÇİN İDLİB DAHA FARKLI VE KRİTİK ANLAMLAR TAŞIYOR

Han, “Türkiye'nin İdlib konusunda farklı endişe noktaları var” dedikten sonra bunlardan ilkinin işin ‘insani’ boyutu olduğunu ifade ederek “Burada temel yaklaşım hem milyonlarca insanla ifade edilebilecek bir mülteci dalgasının önüne geçmek, hem de insani trajedilerin yaşanmasını engellemek. Bu nedenle Türkiye için bölgede istikrar sağlanması çok önemli” cümlelerini kullandı.

İdlib madalyonunun bir yüzünde bunlar varken, diğer yüzünde de 'Türkiye’nin güvenliği' olduğuna vurgu yapan Han, "Burada karşımıza çıkan temel esas, göç dalgasına katılan mültecilerin içine sızacak radikal militanların Türkiye'ye girmesini engellemek. İşin güvenlik boyutunda bu hassasiyet var" dedi.

"REJİM YAŞANANLARI BİR FIRSAT OLARAK GÖRÜYOR"

Han ayrıca, "İdlib'te radikal unsurlar dengeleri zorluyor. Bu süreç, Türkiye-Rusya yakınlaşmasının sonuçlarından memnun olmayan Suriye yönetimi için de bir fırsat yaratıyor ve bu fırsattan istifade rejim güçleri bölgedeki bazı noktaları bombalıyor" değerlendirmesinde bulundu.

"Çatışma ortamı yayılırsa ve büyürse ne olur?" sorusuna da yanıt veren Han, şunları söyledi:

"Rusların, büyük ihtimalle Suriye ile hareket edeceğini bilmemiz lazım. Kaldı ki bölgedeki çatışmaların uzaması durumunda rejimin İdlib'e müdahalesi 'meşru müdafaa' hakkı üzerinden değerlendirilebilir bazı çevrelerce. İş bu noktaya giderse Türkiye için en kötü senaryo gerçekleşmiş olur."

OPERASYON ÖNCELİĞİ FIRAT'IN DOĞUSUNDAN İDLİB'E GEÇEBİLİR

"İdlib, Fırat'ın doğusuna düzenlenecek bir operasyona göre şuan daha öncelikli bir sorun haline geldi" tespitinde bulunan Han, "Fırat'ın doğusu uzun soluklu ve stratejik bir hedef ancak İdlib bunun önüne geçti. Bu biraz insanın canı nerede yanıyorsa, kalbi de acil orada atar gibi düşünülmeli" dedi.

Han, "Türkiye ne yapmalı?" sorusuna ise şu yanıtı verdi:

"İdlib konusunda Rusya ile 'Astana ruhu' üzerinden yakın ilişki kurmak ve Rusya'yı oyunda tutmak zorundayız.

Öte yandan farklı kanallarla yürütüldüğünü bildiğimiz Türkiye-Suriye görüşmelerinde, Şam yönetimiyle İdlib konusunda bir noktada mutabakata varmamız lazım. Türkiye ve Suriye arasında yürütülen 'utangaç ilişki' diye nitelenebilecek ilişkinin yerini 'daha fazla görülebilir' bir ilişkiye bırakması beklenebilir.

Bu yeni ilişkinin anahtarı da İdlib olabilir. Çünkü İdlib Türkiye için Suriye meselesinin tam ortasına doğru taşınıyor görüntüsü var."