FETÖ'nün işkence mangaları-1

Fetullahçı terör ve casusluk örgütlenmesinin en sevmediği kimlikler, kavramlar ve kişiler listesi çıkarsak en tepeye yazacaklarımızı şu şekilde sıralamak mümkün:

  • TÜRK: Fetullahçı teröristler Türk’ü sevmezler. Milli kimliksiz olmak onların olağan halidir. Tek kimlikleri vardır, bağlı bulundukları kuklacının kuklası olmak. Bu nedenle Türk kimliği, Türk milleti gerçeği karşısında kırmızı görmüş boğa gibi saldırganlaşırlar (saldırganlaşırlar dediğime bakmayın. Çok korkaktırlar. Ancak sırtlanlar gibi toplu olduklarında saldırganlaşabilirler. Tek kaldıklarında silik tiplerdir. Kızdıklarını bile anlamazsınız. Belki de farketmezsiniz. Ama içten içe bilenirler)

Türk’e düşman oldukları için milliyetçileri, ülkücüleri, Atatürkçüleri, ulusalcıları da sevmezler.

  • İSLAM DİNİ VE DİNDARLAR: Dine bakış açıları, aynen Yezid liderliğindeki Emevilerin bakış açısı gibidir. Dini, kendi stratejileri çerçevesinde evirip çevirip kendilerine uyarlamaya çalışır ve militan tabana yuttururlar. Ancak İslam dinini bilen dindarlardan haz etmezler. Çünkü onları kandıramaz, onların bulunduğu ortamda kendi üretilmiş dinlerini pazarlayamazlar. Onlar Haçlı’nın askerleridir.

Merhum Necmettin Erbakan gibi dindarları sevmemelerinin nedeni de budur.

  • ATATÜRK: Atatürk’ten hiç haz etmezler. Çünkü Atatürk liderliğindeki Kurtuluş Savaşı, onların ağababalarını mağlup etmiş ve son ve ebediyen yaşayacak Türk devletini kurmuştur. Devlet kurulduktan sonra da o dönemin FETÖ’lerini tepelemiştir. Yani hem ağababaları kızgın olduğu için hem de kendilerinin dedeleri tepelendiği için nefret doludurlar. Bu nedenle Atatürk’ün İslam dinini hakettiği yere yükseltmeyi amaçlayan bakış açısına düşmandırlar.  Pensilvanya’da mukim teröristbaşı da doğum yılı 1941 olmasına rağmen militanlarına 11 Kasım 1938’de doğduğunu söyler. Aklı sıra “Deccal öldü Mehdi doğdu” demeye getirmektedir. Atatürk onlar için Deccal, yani Şeytan’dır.

  • ANTİ-EMPERYALİSTLER: Kendisi doğrudan emperyalizmin kuklası olan bir örgütün elbette anti-emperyalist düşünceye sahip olanları da sevmesi beklenemez. Yolları önündeki engellerden bir tanesi de bu kesimdir.

 

İSTEDİKLERİ MANKURTLAŞMIŞ ŞAKİRTLER

Örgüte, bu kesimlere mensup değil, militanlarca beyinleri sıfırdan doldurulmuş, mankurtlar, şakirtler lazımdır. Örgüt tarafından 13-14 yaşındaki çocukların hedeflenmesinin temelinde bu yatmaktadır.

Zaten FETÖ terör ve casusluk örgütlenmesinin ana omurgasını da eğitimciler oluşturmakta. (Detayları için bkz. Hilmi Demir, “FETÖ/PDY sözlüğü”, Türkiye gazetesi, 25 Ocak 2020- link  https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/hilmi-demir/611901.aspx )

Bu eğitimciler, örgütün tüm ana görevlerinde sorumluluk sahibidir. Bir öğretmen, örgüt hiyerarşisi içinde koca koca insanları yönetir, denetler. Dersanelerin kapatılmasının canlarını yakmasının bir nedeni işte budur. Eğitim kadrolarına ve kuluçkaya darbe indirilmiştir.

İşte bu yapının her alanda olduğu gibi sızdığı yapılardan biri de askeri liseler ve harp okulları. Kurulduğu andan itibaren Türk Silahlı Kuvvetleri’ni aynen emniyet, yargı gibi tam kontrol altına almaya çalışan terör ve casusluk örgütü, bu sızmayı temelden yapmayı amaçladı.

TERÖRİSTBAŞININ TALİMATLARI

Talimat elbette teröristbaşı Gülen’den gelmektedir. Gülen, 1984 yılının Temmuz ayında Manisa/Turgutlu’da bölge il sorumluları ve yurt müdürlerinin katıldığı bir toplantıda “Fen Liseleri, Anadolu Liseleri, Askeri Liseler, Siyasal, Tıp ve Hukuk Fakültelerine yönelik olarak öğrencilerin hazırlanması gerekmektedir…” demiştir. (“Kestanepazarı'ndan Pensilvanya'ya Fetullahçı Terör Örgütü (Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı İddianame)”, Yayına hazırlayan: Abdülkadir Özkan, Kopernik Yayınları, İstanbul, 2017, s. 71-72)

Aynı yılın Eylül ayında yine müritlerine yaptığı bir konuşmada, “Öğrencilere en başta ilkokul öğretmenliği, orta ve lise öğretmenliği, ikinci planda subaylık, polislik ve hukukçu olma” talimatı vermiştir. (Age., s. 71)

1987 yılı Ağustos ayında, “Kendi cemaatlerine ait yurt ve okullarda eğitim alan kişilerin mimlendiklerini, bu nedenle askeri okullarla polis kolejlerine girmesi istenen talebelerin lise son sınıfta devlet okullarına kaydettirilmesi ve bu yolla mimlemenin önüne geçilebileceği” uyarısında bulunmuştur. (Age., s. 72)

Görüldüğü gibi terör ve casusluk örgütü FETÖ, 1980’li yıllardan itibaren stratejisini belirlemiş, askeri okullara sızmaya başlamış, süreç içerisinde mensuplarını personel daireleri ve askeri okul idare kadroları başta olmak üzere birçok stratejik noktaya yerleştirmişti. 2006 yılına gelindiğinde artık bu okulları yönetir hale gelmiştir. Kendi militanlarını aktifleştiren, kendilerinden olmayanları etkisizleştiren örgüt, okullardaki öğrenci yapısını da Türkiye Cumhuriyeti’nin, Türk milletinin değil tamamen kendi lehlerine çevirmek için düğmeye basmıştır.

Kendilerinden olmayan öğrencilere baskılar, işkenceler adım adım artırılmış, her türlü düşünce zenginliğimizde yoğrulmuş Türkiye Cumhuriyeti’ne bağlı Türk çocuklarını bu okullardan ya atmış ya da ayrılmaya zorlamıştır. Amaçları kendi kimliksiz şakirtlerinin önünü açmaktır.

Soruların çalınmasıyla da desteklenen bu operasyon neticesinde 2006-2014 yılları arasında yaklaşık dört bin askeri öğrenci, Fetullahçıların işkencelerine ve kumpaslarına maruz kalmış, askeri okullardan ayrılmış veya atılmıştır. Bu süreçteki gariplikler, geçmiş yıllarla karşılaştırılınca çok daha net anlaşılmaktadır.

Bu sürecin mağdurlarından eski Kuleli Askeri Lisesi öğrencisi Yağız Aksakaloğlu’nun aktardığı bilgilere Kara Harp Okulu’nda 2001-2007 yılları arasında “sağlık gerekçesi dâhil” toplam ayrılan öğrenci sayısı yaklaşık 150. Ancak 2008-2014 yılları arası ise “sağlık gerekçesi hariç” bu sayı sadece KHO’da yaklaşık 2000. Bu sayılara sivil liselerden Kara Harp Okulu’na geçiş yaparak intibak kampında ayrılanlar dâhil edilmemiştir.

Yine Aksakaloğlu’nun Girdap-Askeri Okullarda Katliam kitabında aktardığına göre, 2000-2006 yılları arasında Hava Harp Okulu’ndan ayrılan öğrenci sayısı 71 iken, 2006-2014 yılları arasında “Ayrılmak zorunda bırakılan” öğrenci sayısı 780. (Yağız Aksakaloğlu, “Girdap-Askeri Okullarda Katliam”, Pankuş Yayınları, Birinci Baskı, Ekim 2021, s. 232)

Ayrılanların yerlerine kimlerin doldurulduğunu aktarmıştık: Fetullahçı şakirtler.

Peki Türk çocukları askeri okullardan neden ayrılmıştı? Maddeleyelim:

  • İşkence mangası olarak da bilinen “Şok mangası”na belirli öğrencilerin alınması ve bu mangalarda yıldırmaya yönelik keyfi eğitimlerin yapılması

  • Diğer öğrencilerden, yani şakirtlerden farklı olarak gece geç saatlere kadar ağır eğitimler ve sürekli hakaret

  • Keyfi ve caydırıcı uygulamalar

  • Fiziksel ve psikolojik baskılar

  • Sivil hayatta daha başarılı olacağı söylenerek ayrılmaya teşvik etme

  • Sürekli olarak haksız yere disiplin cezaları verilerek okul disiplin puanının düşürülmesi

  • “Eğitim zayiatı olursun” şeklinde tehdit

  • Uykusuz bırakma

  • İstirahat saatlerinde eğitim yaptırmak

  • İnsanlık dışı uygulamalar

  • Domuz bağı ve dayak

  • Hırsızlık suçlamasıyla (iftira) tehdit etme

 

Kendisi de FETÖ kumpası mağduru emekli Kurmay Albay Mustafa Önsel’in “Ağacın Kurdu” kitabında aktardığı işkenceleri sınıflandırdığımızda karşımıza çıkan tablo şu: (Mustafa Önsel, “Ağacın Kurdu: TSK’de Şakirtlerin İşgali mi?-Fetullah’ın askerleri”, Alibi Yayıncılık, Temmuz 2016)

- Disiplin cezası vermek amacıyla kontrolü zor ya da imkânsız genel sorumluluklar yüklemek

- Tehdit

- Şantaj

- İtibarsızlaştırma

- Şok mangası uygulaması ile işkenceye varan eğitimler ve askerlik mesleğinden soğutma

- Sınav kâğıtlarında oynama yapılarak devre kaybettirme (sınıf tekrarı) ve akabinde okuldan atma

- İşkence

- Askerlik mesleği ile alakasız fantezi içeren anlamsız emirler

- Aşağılama ve sözlü taciz

- Uykusuz bırakma amacıyla yerine getirilmesi imkânsız emirler

- İyimser yolla okuldan ayrılmaya teşvik etmek

- Özellikle sınav zamanları ağır idari işler yükleyerek öğrencinin başarısını düşürme ve devre kaybettirme (sınıfta bırakma)

- Disiplin notunu aniden indirerek okuldan atma amacıyla sürekli savunma (ceza) vermek.

Görüldüğü gibi, 2006-2014 yılları arasında şakirtler normal askeri eğitim alırken, Türk çocukları FETÖ militanlarınca işkenceye tabi tutulmuştur. Bu işkencecilerin tamamı 15 Temmuz sonrasında TSK’dan ihraç edilmiştir. Bunlar ya tutuklanmış ya da firaridir.

 

YARIN: İŞKENCE ANLATIMLARI

Diğer Yazıları