26 Ağustos 2019
25 °
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
2 sa 19 dk
İmsak'a kalan süre
İmsak 04:45 Güneş 06:17 Öğle 13:11 İkindi 16:55 Akşam 19:55 Yatsı 21:21
Ceyhun Bozkurt

Ceyhun Bozkurt oceyhunb@gmail.com

F-35’lere Türkiye'yi FETÖ eklemledi

Soğuk Savaş bittikten sonra Vizesiz Müttefik kitabımda ayrıntılarını aktardığım gibi Türk-Amerikan ilişkilerinde kırılma noktaları oluşmaya başlamıştı. Özellikle ABD’nin 1980’lerden itibaren etnik Kürt milliyetçiliği oluşturma politikası, bölgedeki 4 ülkenin toprak bütünlüğünü tehdit eder hale geldi. ABD, başta Türkiye olmak üzere bölge ülkelerini tehdit eden terör örgütü PKK’ya büyük yardımlara başlamıştı.

Özellikle Çekiç Güç üzerinden yapılan yardımlar, Türk ordusunda alarm seviyesini yükseltti. Zirve ise Eşref Bitlis Paşa’nın uçağının düşmesi/düşürülmesi oldu. NATO’ya biat etmiş Komutanların haricindekiler artık Türk-Amerikan ilişkilerini sorgular hale geldi.

Türk ordusunda NATO’daki müttefikimize yönelik algı değişiyordu. Bu değişimin neticesinde askeri araç, gereç, mühimmat gibi konularda ABD’ye olan bağımlılığın azaltılması gündeme geldi,. Çünkü olası bir savaşta ABD’nin Türkiye’ye mühimmat vermemesi söz konusu olabilirdi. Bazı çalışmaların düğmesine basıldı. Örneğin uçaklara güdümlü mermi üretimi, Deniz Kuvvetlerinde yerli füze gibi konular o dönemlerden itibaren gündeme gelmeye, teknolojisi kendisine ait olmayan veya en azıdan kaynak kodları kendisine verilmeyen silah sistemlerine soğuk bakılmaya başlanmıştı. Adım adım daha da ileri adımlar atıldı. Örneğin 2005 yılında, Milli Gemi Projesi MİLGEM’in inşasına başlandı. Hava Kuvvetlerinde de milli uçak konusunda kafa yoran komutanlar vardı. F-35’ler böyle bir dönemde gündeme geldi.

Emekli Hava Pilot Tümgeneral Beyazıt Karataş’ın “ABD’nin saadet zinciri” olarak tanımladığı F-35 projesine Türkiye’nin eklemlenmesi 2002 yılında oldu.

Maliyeti de korkunç. Emekli Hava Pilot Kurmay Albay Osman Başıbüyük’ün aktardığı bilgilere göre, 116 uçağın tamamını almamız durumunda yer destek sistemleriyle birlikte proje 16-18 milyar dolara mal olacak. Bu fiyata uçakların ömür devri boyunca idame işletme masrafları dahil değil. Bu masraflar ortalama satın alma bedelinin üç katını bulmakta. Kabaca bir hesap yapılacak olursa, proje 16 milyar dolara mal olsun diyelim. Uçakların ömrü boyunca yapılacak bakım idame masrafları 3x16 = 48 milyar dolar tutar. Uçakları 30 yıl kullandığımızı varsayalım, bu uçaklar için harcayacağımız yıllık miktar (16+48)/30= 2,13 milyar dolar (Günümüzün dolar kuru ile hesaplandığında 12 milyar 55 milyon TL). Proje kapsamında alacağımız uçakların tamamının alınması durumunda Hava Kuvvetlerinin personel giderleri dahil, yıllık bütçesi, uçakların bir yıllık idame işletme masraflarını karşılamaya yetmiyor. Ekonomimize de büyük zarar verecek bir proje yani.

Özetle zaten başarılı olup olmayacağı belli olmayan, tüm lojistiği ABD’de olduğu için Hava Kuvvetleri’nde bu ülkeye bağımlılığı yüzde 100’e çıkaracak, ekonomimizi de olumsuz etkileyecek bu projeye hangi güç Türkiye’yi ciddi bir şekilde eklemledi? FETÖ…

Milli savunma sanayii üzerine çalışan komutanların tamamı kumpaslarla hedef alınıp içeri atılınca F-35 projesi hızlandırıldı. Hem de diğer ülkeler henüz kararını kesinleştirmemişken…

Bu proje için ABD’ye giden ilk kişi Tuğgeneral Mehmet Arif Pazarlıoğlu’ydu. Pazarlıoğlu, 15 Temmuz’da Genelkurmay Komuta Kontrol ve Hava Füze Savunma Daire Başkanıyken işgal girişiminin en önünde yer aldı ve 16 Temmuz sabahı gözaltına alındı. Sıraya dizilen FETÖ militanı generallerin arasında yer alıyordu.

Pazarlıoğlu görevi Tuğgeneral Fethi Alpay’a devretmişti. Alpay’ın, Moda’daki düğüne giden havacı generalleri darbeye ikna etmeye çalıştığı, daha sonra helikopterle Hava Harp Okulu Komutanlığına döndüğü ve kamuflaj kıyafetlerini giyip okul dekanı darbeci Albay Ahmet Gümüş ile darbe faaliyetlerinin hava unsurlarının komuta, takip ve kontrolünü sağladığı ortaya çıktı. Fethi Alpay’da tutuklu.

Alpay’dan sonra görevi devralan Albaylar Levent Özüarap ve Hakan Ziya Çalışkan da FETÖ üyeliğinden ordudan uzaklaştırıldılar.

Özetle Türkiye’yi bu projeye bağlayan ve günümüzde yaşadığımız soruna ulaştıran ABD destekti kumpaslar süreci ve tasfiye edilen millici komutanların yerine getirilen FETÖ militanlarıydı. Bu militanlar tasfiye edildikçe ise milli savunma sanayii hamleleri artıyor. Milli hava savunma sistemi ve muharip uçak da altyapısı oluşturulan projeler. Tüm gayri milli yapıların ve FETÖ benzeri oluşumların tasfiyesi bu açıdan da çok önemli.

 

 

Diğer Yazıları