Erdoğan'dan Öcalan'ın açıklamasına ilk yorum...

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, katıldığı canlı yayında kritik açıklamalar yaptı. Erdoğan, Öcalan'ın HDP'ye yaptığı seçim çağrısına ilişkin ilk değerlendirmelerini de paylaştı.

Erdoğan'ın açıklamalarının satırbaşları...

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan katıldığı sosyal medya ve televizyon ortak yayınında Ahmet Hakan, Işıl Açıkkar ve Salih Nayman’ın sorularını yanıtlıyor.

Burada ciddi bir suistimal var. Eğer bunun tamamının sayımı yapılmış olsaydı bu olmayacak, çok daha farklı bir tablo ortaya çıkacaktı. YSK kararını verdi. YSK'nın verdiği bu kararla seçime gidiyoruz. Bugünü de saymazsak Cuma, Cumartesi iki gün kaldı. Hazırlıklarımızı yapıyoruz, yapacağız. Bu hazırlıklarımızın hayırlara vesile olmasını diliyorum. Bugün yabancı basınla bir toplantım onlarla yaptığım toplantıda, bu konuya çok fazla girmediler ama bazı basın mensupları İstanbul seçimlerini sordu. İlgilenmeleri manidar. 31 mart seçimlerinde çok çok ciddi saldırılar da oldu. Yunan basını bu işin üzerine çok farklı gitti. Neticede YSK kararı verdi. Ona da en büyük saldırıyı ana muhalefet yaptı. YSK üyelerine önce çok güveniyorlardı daha sonra çete olarak nitelemeye başladılar. Netice ne çıkarsa ona hep birlikte başımız, gözümüz üstüne diyeceğiz ve geleceğe yöneleceğiz.

VALİYE KÜFÜRÜN KARŞILIĞI HUKUKEN BELLİ
Burada hukuki durum neyse bu küfrün karşılığı neyse ve bununla ilgili olarak da sayın valimiz kendisine yapılan küfürle ilgili olarak bu işi savcılığa, yargıya taşıma kararlılığında. Sağolsun burada seçimin ardından savcılık müracatı yapma ferasetini gösterdi. Burada kararı yargı verecek. Yargı bu konuyla ilgili olarak, yani bu ülkenin valisine it demenin ne olduğunu yasal olarak karar verecek olan merci odur. Zaten yasalarımızda bir ilin valisine, yöneticisine bu tür küfürlerin karşılığı buralarda belli. Kaç yıldan, kaç yıla. Burada ben büyük bir ispat yapacağım. İstanbul'un Büyükşehir Belediye başkanıydım. Bu daha seçilmeden böyle bir şey yaptı. Ben belediye başkanıyken okuduğum şiir sebebiyle mahkum oldum. Benim elimden belediye başkanlığımı aldılar mı? Aldılar. Bu ise henüz belediye başkanı olmadan bir küfür ediyor.

"BUNLARIN ANLAYIŞINA GÖRE BİZ MÜRSİ'Yİ TEMSİL ETMİŞ OLUYORUZ"
Mursi'yi içeri alındıktan kısa bir süre sonra bu CHP'nin trolleri benimle ilgili 'Erdoğan'ın akıbeti de Mursi gibi olacak' dediler. Bu sürekli devam etti. Şimdi de aynı şekilde Mursi adeta orada 20-25 dakika çırpınırken en ufak müdahale olmadığı halde yine bu troller devreye girdiler 'Erdoğan'ın akıbeti de aynen Mursi gibi olacak' dediler. Pazar günüyle alakalı olan bir zihniyet çalışması, bir yanda Sisi tarafları var, ki bunlar Erdoğan'ı oraya oturtuyorlar, bir tarafta da Binali Bey'in durumu var. Bizler de Mursi zihniyetini bunların anlayışına göre temsil etmiş oluyoruz. Bugün Batı basının Almanya, Fransa, Hollanda Erdoğan'a niye saldırıyor? Bir zihniyet meselesinden dolayı saldırıyor. Alman medyasının saldırıların arkasında FETÖ, PKK, DHKP/C var. Bütün bunlar çok manidardır, üzerlerine ciddi manada gidilmesi gerekir.

"CHP ADAYINA 10, SAYIN YILDIRIM'A 26 KEZ MÜDAHALE EDİLDİ"
Ben yayını beğenmedim. Bir defa yayında objektif bir yönetim anlayışı yoktu. Burada dakikalardan soru soruş şekillerine varıncaya kadar ciddi bir tarafgirlik sözkonusuydu. Bu tarafgirlikle kalmayıp bir de tabii sonradan çünki o soru soruş şekillerinde bile bazı tarafgirlikler çok somut ortaya çıkıyordu. Örneğin moderatör CHP adayına 'Başkan' öbür taraftan Yıldırım'a 'Başkan adayı' demesi gözümüzden kaçmadı. İki adayın konuşma süresinde eşitsizlik göze çarptı. Güya çok dikkatli takip edilmesine, 'buna çok dikkat edeceğim, her iki adaya dikkatle süreleri kontrol edeceğim' demesine rağmen buna dikkat edilmemiştir. Mesela sayın Yıldırım'a 4 dakika daha az süre tanınmıştır. Bunların hepsini dakika dakika bizler masaya yatırdık. Sayın Yıldırım'ın sözleri zaman zaman kesilmiş, rakibinin ise böyle bir sıkıntısı olmamıştır. Özellikle 10 kez CHP adayının müdahaleye uğradığını görüyoruz ama Yıldırım'ın 26 kez sözü kesildi. Moderatörün karşısındaki konuşmacılar, konuşması ne kadar kesilirse o denli sunumunu kaybeder, o akış ortadan kalkar. Burada da maalesef bunu yaşadık.

"BUNLAR DERSİNİ OTEL ODASINDA 35 DAKİKA ÇALIŞTILAR"
Marmara Etap'ta CHP adayının moderatörle biraraya gelmesi. 45 dakika bunların orada görüşmesi var. 45 dakika orada görüşürken de bütün doneler, ne tür sorular sorulacak. Bu tamamen bir soru salma sanatıdır. Bu tamamen FETÖ'cülerin işidir. O akşam program esnasında CHP adayın yanında kutucuklar var onun üzerinde konu başlıklar var. Kutucukların içerisinde kartonlar var. Çok ilginçtir soruyu moderatör soruyor. Sorduktan sonra o başlıklara göre o kartonlar çıkarıp gösteriliyor. Bu denli bir hırsızlık olur mu? Çok adil bir moderatörlük yaptım nasıl diyeceksiniz. Bunlar dersi 45 dakika çalıştılar. O kutucukların hepsinin resimlerini aldık. Orada bu resimler nasıl çekildi, önceden hazırlandı? Soru soruluyor, oradan hemen o çıkıyor ve cevabını da ona göre veriyor. Bu adil bir tartışma olmaz. Nitekim adil olmaktan çıktı. Hem siyasi, hem ahlaki değerlere ters bir tartışma halini aldı. Ben sayın Dündar'la Baykal döneminde bizim bir tartışmamız olmuştu. Biz o tartışmamıza CHP adına sayın Tanla, Uğur Dündar'la görüşmüştü. Benim adıma Ömer Çelik görüştü. Biz programa çıktık. Çok da güzel bir tartışma oldu. Gayet güzel değerlendirmeler yapıldı. Buna benzer olumsuz şeyler olmadı.

"BU GÖRÜŞME CHP ADAYININ SORUMSUZ OLDTUĞUNU GÖSTERİYOR"
Bir moderatör olarak kendini bitirmitir. Bana da soruldu 'ne yapalım' diye. Ben farklı isimler vermiştim. Bu isimler adaylar tarafından makul karşılanmadı ve iş bu noktaya geldi. Öyle veya böyle o akşamki tartışmanın hasılasını Pazar günü sandıklarda göreceğiz. Bu netice kendini çok açık net kendini gösterecek. Ordu valisi konusu, polislerle ilgili konular, sandıklarla ilgili çeşitli hırsızlıklar vesaire. CHP adayının böyle bir görüşmeyi bir otelde gelip 45 dakika otelde yapması CHP adayının ne denli sorumsuz olması açısından çok önemli. Mesala Binali Yıldırım beyle de böyle şeyler söylediler. Moderatör bunun olmadığını söyledi. Herşey zaten çok açık net ortaya çıkmış oldu.

"İDEOLOJİK YAKLAŞIMLAR BU TÜR TARTIŞMALARI BOZUYOR"
Biz uzun zamandır sayın Uğur Dündar'la yaptığımızdan bu yana böyle bir şeye ben hiçbir zaman girmedim. Girmeyişimin sebebi bu tür endişeler. Her şeyde bir sıkıntı, bir bozukluk var. Kimisi hakikaten dürüst davranır kimisi de. İdeolojik yaklaşımlar bu tür tartışmaları bozuyor. Ben o zaminki daha yeni bu sürecin içerisindeydim. Sayın Baykal benden çok çok deneyimli, tecrübeli lider olmasına rağmen biz onunla o tartışmayı yaptık. Herhangi bir sıkıntı yaşanmadan öyle bir tartışmayı yaptık. Bir lider olarak bu tür tartışmalara girerim. Mesela Rusya'da, Amerika'da nasıl oluyor, oluyor mu? Hepsini aldık inceledik. En son Trump ve Clinton tartışmasını aldık. Ben danışmanıma ve aynı şekilde Mahir Bey'e de buradan hareketle tartışma olsun dedik. Ama öyle olmadı.

Biz burada performansı değerlendirirken daha dinamik bir görüntü sergilemek, bir diğer tarafta da tecrübe, derinlik ve birikimiyle ağırlık serdeden bir aday olarak değerlendirmek. Binali Bey'in duruşunda bir olgunluk, derinlik var. İDO'dan genel müdür olarak yola çıkacaksın, milletvekili olacaksın, 10-11 yıl Ulaştırma Bakanlığı yapacaksın, Başbakanlık ve ardından Meclis Başkanlığı. 81 vilayetin her yerinde yollarından, altyapıdan havaalanlarına kadar Binali Bey'in elinin değmediği yer yok. Siz 25 senedir İstanbul'a ne yaptınız? Kim diyor? Rakibi söylüyor. İnsanın gözü varsa artık yapacak bir şey yok. Marmaray'ı, Avrasya'yı görmeyecek misinin? Öbür tarafta Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Osmangazi Köprüsü, bütün bunlar bitirilmiş olan yatırımlar.

"ISTRANCA'DAN MELEN'DEN SU GETİRDİK"
Binali Bey'in yaptıkları yapacaklarının teminatı durumunda. Şimdi ihtiyarlara ücretsiz belediye otobüsünden bahsediyor. Biz bunu yaptık. Öğrencilere burstan bahsediyor. Benim verdiğim bursu CHP o zaman, belediye başkanıydım o zaman ve bunu yargıya taşıdı. Yargı veremez dedi ve kaldırıldı. Başbakan olduğunda biz bu bursu Başbakanlık'a bağladık. Sonra biz bunu Kredi Yurtlar Kurumu'na bağladık. Şimdi 500 TL veriyoruz. Şu anda yüksek lisansta mastır öğrencilerine bu rakam 750 TL. Doktora öğrencilerine ise şu anda 1.500 TL ücret veriyoruz. Burada yalan söylemeye, yapmadıklarınızı, yapamayacaklarınızı söylemeye gerek yok. Acaba sen belediyenin geliri ile bunları nasıl halledeceksin? Suya belli bir şey getiriyor, ücretsiz veya kısıntı diyor. İstanbul'u suya kavuşturan bu fakir. Benim dönemimde Istranca dağlarından, öbür taraftan Melen'den Anadolu yakasına su getirdik. Öbür taraftan boğazın altından boru yerleştirildi.

"IKARUS OTOBÜSLERİ VARDI"
İstanbul sıradan bir şehir değil. Benim dönemimde 8, 8,5 nüfusa sahipti. 1994-99 arasında maliyetler belli bir fiyatta ise bu şu anda aynı bedele bunları çıkartmanız mümkün değil. Buradaki yatırımın bedel ve maliyetleri o günden bu güne çok daha fazlasıyla artmıştır. Altyapı noktasında yapılması gerekenler çok daha farklı bir şekilde artıyor. Biz İstanbul'u aldığımızda altyapılar, alt geçitler, üst geçitler, kavşak düzenlemeleri başladı. Ben geldiğimde Ikarus otobüsleri vardı. Aman yarabbim dökülüyorlardı! Mazotlu bezlerle temizlenir. İçeri girdiğiniz zaman mazot kokusundan durulmazdı. İETT'de arkadaşlarla oturdum, 'Gelin Mercedes, MAN, BMC otobüsleri alalım' dedim. Benden sonra arkadaşlarım metrobüs sistemini kurdular. Metroyu yapmak kolay bir iş değil. Şu anda her tür metro yatırımı şu anda İstanbul'da var. Bunları yapan AK Parti belediyesi. Üsküdar'dan biniyorsunuz, Çekmeköy'e geliyorsunuz. Vatman falan yok, uzaktan kumanda ile gidiyor.

"ÜMRANİYE'DEKİ ÇÖPLÜĞÜN PATLAMASINDAN ÇOK DUYGULANDIK"
Beylikdüzü'nde böyle bir tespiti yaptıkları Sayıştay açıkladı. Yalan üzerine böyle bir şey bina edilemez. 94 ve şu anda 2019. Neşat Ertaş'ın ifadesi var ya, "Aşkınan koşan yorulmaz diye". Bizi en çok etkileyen çöp, çukur, çamurdur. İstanbul gibi şehre asla yakışmıyordu. Göreve geldik, bir an önce temizlenmesi lazım. Biz göreve gelmeden önce Ümraniye çöplüğü patlamış, 39 kişi ölmüştü. Ümraniye ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı CHP'liydi. Bizi en çok duygulandıran bir olaydı. İstanbul Habitat toplantısı vardı. O toplantıda sonuç bildirgesinin içerisine dünyanın en temiz şehirlerinin arasına İstanbul girdi. En önemli sorun suydu. Su konusunda Allah kendisinden razı olsun hakikaten Veysel Bey. İSKİ'nin başına getirmiştim. Çok başarılı performans ortaya koydu. İstanbul'un su konusunu 1, 1-5 yıl içerisinde çözmeye başladık.

SAĞLAM BELEDİYECİLİK ANLAYIŞI KAZANDIRDIK
Anneler babalar evlatlarına bunu ne kadar anlatıyor bilemem. Bak buralardan bugünlere geldik, bunu anlatıyor mu anlatmıyor mu? Gençler için bu bir ütopya. Üniversitelerde harç alınıyordu, bununla ilgili gösteriler yapılıyordu. Harcı bir kaldırdık. Üniversite gençliğine sorsak, hiç umurunda değil. Şu anda üniversite gençliği bu para zaten leblebi çekirdek diyor. Şunun değerlendirmesini yapmıyor. Bu ülkede 1994'te neredeydi şu anda nerede? O bir kırılma noktasaydı. Ülkemizde sağlam bir belediyecilik anlayışını kazandırdık. Ondan sonra yerel yönetimlerde yarış, rekabet başladı. Bakıyorum şimdi Binali Bey'in vaatleri var aynı şekilde rakibinin vaatleri var. Acaba bu vaatler doğru mu? Bunları vaadetmekle mi biz gençliği yanımıza çekeceğiz? Otobüslerin ücretsiz olması, ücretsiz internet acaba bunlarla mı belediyeciliği tanımlayacağız? Şu an açıkça net gerçek bir şey söyleyeyim, ben belediyeciliği bununla tanımayı gerçekçi bulmuyorum.

"YENİ MİMARİDE İLKOKULDAN İBADETHANESİNE KADAR OLACAK"
2023'e bizim yeni dönem belediyecilik anlayışımızla yürümemiz lazım. Mahalle temelli kentsel dönüşüm, çevre dostu şehircilik gibi mimarinin korunduğu, şehir ruhunun yaşatıldığı, mesela buna mahalle ruhu da diyebiliriz. Şimdi aynı apartmanda oturuyorsunuz ama komşularınızla tanışmıyorsunuz. Site zaten bir felaket. Şimdi bunu yeniden yakalayabilecek miyiz? Şimdi TOKİ'ye bu anlayışa döneceksiniz, projelerinizi bu şekilde yapacaksınız diyoruz. En azından ilkokulu olmalı, ibadethanesine, alışveriş yerlerine kadar herşeyi orada halledebilecek, çözebilecek buna yönelik planlama ve projeleri hazırlayacaksınız diye arkadaşlarımaza gerekli talimatları verdik.

"KÜRT ANNE OĞLUYLA CEZAEVİNDE KÜRTÇE KONUŞAMIYORDU"
Bir belediye özgürlük konusunda ne yapabilir? Bu merkezi yönetime yönelik bir konudur. Belediyenin kalkıp da özgürlükle ilgili yasal düzenleme yapma yetkisi var mı? Şu anda Türkiye'de biz gerek anayasal, yasal olarak özgürlükler konusunda her türlü yasal düzenlemeleri yapmış bir iktidarız. Şunu söylemeleri lazım ne var ki orada özgürlük yok. Benim Kürt kardeşlerim semtlerinde radyo, televizyon kullanabiliyorlar mıydı? Propogandalarında böyle bir şey yapabiliyorlar mıydı? Cezaevinde oğlunu ziyarete giden anne oğluyla Kürtçe konuşamıyordu. Sokaklarına isim veremiyordu. Bizim dönemimizde parlamentoya girdiler. İlk üç sırada yerlerini aldılar. Bütün bunlarla beraber bu özgürlüğü bunlar yasalar içerisinde gerekli şekilde malesef kullanmadılar, kullanmıyorlar. Yasa neyi müsaade ediyorsa sen de onu yapacaksın.

ÖCALAN'IN AÇIKLAMALARI
Bir iktidar mücadelesi var. HDP-PKK kanadında yaşanan bu savaş Demirtaş, Öcalan arasında da yaşanıyor. Öcalan kendi iktidarını bunların hiçbirine kaçırmak istemiyor. Demirtaş'a hesap sormaktan dağa hesap sormaya varana kadar. Onları kendisine ihanet ettiğini düşünüyor. Siz beni destekliyorsanız ne oraya ne buraya gidin, kendi gücünüzü ortaya koyun şeklinde bir hava söz konusu. PKK'nın bir kanadı CHP adayına destek veriyor, bir kanadı 3. yol diyor. Hamdolsun Binali Bey'in bunlarla bir alakası yok. Biz sadece MHP ile kurduğumuz ittifak ile yolumuza devam ediyoruz. Burada bir liderlik mücadelesi var ve Öcalan Demirtaş ve dağa mesajlarını veriyor. Kürt kardeşlerimin istismarına önem veririm.

VALİME İT DİYEN KUCAKLAYICI OLABİLİR Mİ?
Siz benim Ordu Valime it diyen bir adam bu ülkede kucaklayıcı olabilir mi? Oradaki benim polislerime şerefsizler diyen benim ülkemde kucaklayıcı olabilir mi? 25 yıldır kucaklayıcı olduğumuz için iktidar olduk. 81 vilayetinde her zaman prim yaptık. Kucaklayıcılık lafta değil uygulamada olur. Hizmetinizle, insanlara yaklaşımınızla olur. Kuru kuru lafla bu olmaz. Devletin valisine yönelik bu ifadelerin çirkin olduğunu söylememe gerek var mı? Bu adam kucaklamaktan başka bir şey anlıyor herhalde.

"CHP'NİN ADAYINA EKRAN YASAĞI GETİRDİLER"
CHP adayı tüm söylemini yalan ve takiye üzerine kurmuş. Televizyona çıkmama kararını arkasındaki yöneticiler aldılar. Bu tür kaçış aslında FETÖ adetidir. Böyle yaparak şu anda onu ekrandan çektiler. CHP adayının açıkça, bir yerde sıkıntı verdiğinin herhalde bir alemeti. Bundan dolayı da televizyon ekranına çıkmamasının uygun olacağını düşündüler bir yerde ekran yasağı getirdiler diyebilirim.

PONTUS DEDİLER YAYGARASI İLE PUAN TOPLAMAYA ÇALIŞIYOR
Böyle bir tartışmayı kabullenmek mümkün değil. Bunu özellikle CHP'nin adayı düşünmesi lazım. Bu yakıştırmayı yapan Yunan gazeteleri. Bu iddia üzerinden oynanmak istenen bir oyun var. Bizi ayrımcılık üzerinden vurmak istiyorlar. Bize Pontus dediler yaygarasını kopararak puan toplamak istiyor. Benim ne il başkanım ne de başka arkadaşım böyle bir şey söylemez. Bu işte bir, iri, diri, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız. Burada Pontus var mı? Yok.

TOKİ TARAFINDAN SINIRA YAKIN BÖLGEYE KONUT
Afrin'de bölgesine dönecek olan Suriyeliler var. Terör koridorunu terör koridoru olmaktan çıkarttık. Şimdi Münbiç'i zorluyoruz. Orası da temizlendiği halde buralardan çıkmış olanlar tekrar kendi yerlerine dönecekler. Aynı şekilde İdlib'de. Orada da yine sayın Putin'le yaptığımız görüşmeler neticesinde. Malum 23 gözlem kulesi var. Bazı taciz atışları yapıldı. Biz yine sayın Putin'le yaptığımız görüşmeler neticesinde oraları da sükunete kavuşturduk, ateşkes ilan edildi. Şu anda sadık kalınmaya başlandı. Derdimiz burayı artık savaş bölgesi olmaktan kurtarıp bura halkının ben artık evimde kalabileceğim noktasına dönüştürmek. Bunun için parasal kaynakların bulunması gerekiyor. Bizim bunları çadır, konteynır hayatından kurtaralım. TOKİ eliyle uygun konutlar yapmak suretiyle yerleştirelim istiyoruz. Bizim sınırlara yakın bölgede uygun olan yerleri tespit ederek oralara yerleştirelim. Biz bu koridoru güvenli hale getirirsek, o zaman bizler de bu işin inşaatı noktasında onların da desteğiyle devreye gireriz. mülteci sayısını 1 milyona çıkartırız, daha da fazla olabilir. Merkel bu konuda vaadde bulundu. Bu tabi öyle kaldı.

KİMSE İSİMLERİNİ BİLE HATIRLAMAZ
AK Parti'de hizmet birinci öncelik olmuştur. Yol arkadaşlarımız koyduğumuz hedeflere ulaşmak için gece gündüz çalışmışlardır. Son günlerde önümüze geliyor. Partimizde görev almış bazı isimlerin bu dava hareketinden kopma, kendilerine göre yeni yol çizme haberleri gündeme geliyor. Partide partiye kırgınlık veya bu tür vesilelerle kopmak gibi bir şey olmaz, olmamalı. Davaya inanmışsanız bu davadan kopulmaz. Bu davanın eri olunur, yürümeye devam edersiniz. Bunun benzeri adımların örneği geçmişte görüldü, hiçbiri yer bulamamış, unutulmuş gitmiştir. Geçmişte partimizde grup kuracak sayıda ayrılıp gidenler olmuştur. Şu anda onlardan bir tane var mı? Soralım kimse o insanların adını dahi hatırlamaz. Partimizde en üst kademelere gelmiş, bakanlık yapmış, ayrıldı. Nereye gidiyorsun, ayrıldı dememize rağmen, 'Yok ben akademisyen olacağım, üniversiteye döneceğim' diye ayrılmış, parti kurmuş sonra yok olmuştur. Şimdi CHP'de yoluna devam edecek. Bir tanesi gitti Ordu'dan hatta bu benim okul arkadaşım. Bakanlık yaptı, parti kurmaya teşebbüs etti. Ordu'dan belediye başkan adayı oldu. Biz de Hilmi Bey'le girdik açık ara kazandık.

DAVAYA KIRGINLIK OLMAZ
MHP'de ne oldu? Birileri koptular parti kurdular. Şu anda bakalım nereye göre yürüyecekler. Çünkü bunlar ana gövde değil, parça. İstikbali çok fazla olmaz. Benzer şeyler CHP'de de oldu. Kopanlar, gidenler oldu ama onların da esamisi oldu. Bir partiye kırgınlık olursa kaybedenler olur. Davaya kırgınlık asla olmaz. Bu davadan kopup ayrılana nereye kadar 'Ben sana dargın değilim, kırgın değilim' diyeceğim ki. Selamün aleyküm, aleyküm selam bir yere kadar deriz. Ondan sonra da partimize karşı bir ihanet halkası oluşturuluyorsa kusura bakmasın el bebek, gül bebek diyemeyiz.

Erdoğan'dan Öcalan'ın açıklamasına ilk yorum... ile ilgili etiketler
GÜNÜN VİDEOSU

Jandarma üniformasıyla esnafa GBT kontrolü yaparken yakalandı! Kadının asıl mesleği şaşırttı...

Zonguldak'ın Ereğli ilçesinde jandarma üniforması giyerek esnaf ve müşterilere Genel Bilgi Toplama (GBT) kontrolü yaptığını söyleyen kadın, ihbar üzerine olay yerine gelen polis ekiplerine yakalandı. Gözaltına alınan kadının sözleşmeli öğretmenlik yaptığı öğrenildi.