Gündem |

Erdoğan, Kılıçdaroğlu'nu sonunda "şeriatçı" da yaptı!

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın döviz kurları konusunda açıkladığı son kararlar doların hızla değer kaybetmesine neden oldu. Günlerdir artan dolar üzerinden iktidarı eleştiren muhalefet kanadı ise alınan kararların ardından birden "faiz karşıtı" kesildi!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın pazartesi günkü kabine toplantısı sonrası yaptığı açıklamada döviz hesapları konusunda önemli açıklamalar yaptı.

Erdoğan, "Tasarruflarını değerlendirirken kurdaki yükselişten kaynaklanan kaygılarını gidermek isteyen vatandaşlarımıza yeni bir finansal alternatif sunuyoruz" diyerek açıkladığı yeni adımlar ile dolar rekor seviyede değer kaybetti.

Doların hızla değer kaybetmesi muhalif cepheyi ise oldukça şaşırttı! Muhalif yorumcular, "bankadaki TL mevduat hesaplarının getirisinin döviz getirisi altında kalması durumunda aradaki farkın vatandaşlara ödenecek olması" adımını "örtülü faiz" olarak yorumlayarak Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı eleştirdi.

Birden bire "faiz karşıtı" kesilen o çevrelere yanıt ise Yeni Akit yazarı Ali Karahasanoğlu'ndan geldi.

Cumhurbaşkanı'nın "Nas"a uymamakla eleştiren çevreleri hedef alan Yeni Akit yazarı, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun son açıklamaları üzerinden bu çevrelere yüklendi;

"İlk yorum Kemal Kılıçdaroğlu’ndan.. Muhterem, az kaldı, “Şeriat devleti istiyoruz” diye sokağa dökülecek.. “Kahrolsun laiklik, yaşasın şeriat” demesine az kaldı.. Yorumu şöyle:

“Gizli faizin dik âlâsını uyguladılar; nas bunun neresinde?” Vay benim Kemal abim.. Senin “nas” diye bir derdin de mi var? "

Ali Karahasanoğlu yazısında şu ifadeleri kullandı;

"Sabahtan akşama kadar “Faizi artırın, faizi artırın” diyorlardı..

“Başka türlü dövizdeki tırmanışı durduramazsınız” diyorlardı...

TÜSİAD açıklama yapıyordu:

“İktisat biliminin kurallarına dönmeniz lazım.”

Kemal Kılıçdaroğlu, Ahmet Davutoğlu, Ali Babacan, hatta faizin en büyük düşmanı olması gereken Temel Karamollaoğlu bile, “Her şey yükseliyor, her şey kötüye gidiyor” algısına taş taşıdı..

Öyle ki..

Cübbeli Ahmet Hoca’nın dilinden bile, ümitsizlik aşısı yaptırıp, “Esnaf çok tedirgin. Herkes batma, her şeyi kaybetme korkusu içinde. Kimse de nereye gittiğimizi, ne olacağını, nerede durulacağını kestiremiyor. Kimse sesini de çıkaramıyor. Öylece seyrediyoruz ama iyiye gitmiyor sanki hiçbir şey” dedirttiler..

Cübbeli’ye, Cumhurbaşkanı’nın “Nas bunu emrediyor” sözünü bile eleştirttiler..

“Hay Allah razı olsun, bir cumhurbaşkanı ‘Nas’ demiş. Diline kurban olurum, senin” diyeceğine..

Cübbeli’ye, “Nas, anladık da, burası şeriat devleti mi! Şeriat devleti ilan edildiyse ona göre davransınlar. Yarım nas olmaz. Madem öyle 1 bile faiz vermeyeceksin. Devlet de 1 bile faiz almayacak. Nasın azı çoğu olmaz. Yarım yamalak nas da olmaz. Bakın bu durum İslam’a büyük zarar veriyor” sözlerini sarfettirdiler..

En sonunda..

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, haydi ben tanımlama yapmayayım..

Ali Babacan’ı karşısına alıp, Erdoğan düşmanlığı yaptıran Cüneyt Özdemir söylesin:

“Bu akşam çok şaşırdım. Erdoğan her seferinde şapkadan bir şey çıkarıyor. Ben bunu beklemiyordum. Hepimizi ters köşeye yatırdı.”

Sonra ne mi oldu?

Doların 16,4’ten, 12’lere indiğini zaten biliyorsunuz..

Belki takip etmemiş olduğunuz yorumları ben aktarayım..

İlk yorum Kemal Kılıçdaroğlu’ndan..

Muhterem, az kaldı, “Şeriat devleti istiyoruz” diye sokağa dökülecek..

“Kahrolsun laiklik, yaşasın şeriat” demesine az kaldı..

Yorumu şöyle:

“Gizli faizin dik âlâsını uyguladılar; nas bunun neresinde?”

Vay benim Kemal abim..

Senin “nas” diye bir derdin de mi var?

Düne kadar “Faizi çıkartın, indirmeye ise kesinlikle kalkmayın” diyen sen değil miydin?

Şimdi ne oldu da, “TL mevduatına, kur garantisi” verilince, zaten razı olduğun faize dönüldüğünü iddia edip, olayı da çarpıtıp, bize

Müslümanlık satıyorsun?

Olay basit..

TL hesabına sağlanan kur garantisi ile..

Piyasada oluşturulan panik havası ile oluşturulan dövizdeki şişe şişe patlama noktasına gelen balondaki hava alınacak..

Ondan sonrasında da, zaten kurda bir oynaklık olmayacak, olsa da, devlet vatandaşına kaybını verecek..

Ama prensip, “kurda ciddi bir oynaklık olmayacak!”

Yok öyle, şişme yatak..

Yok öyle, üfürülerek şişirilmiş balon!

Yok öyle, çalkalaya çalkalaya oluşturulan suni köpüklenmeler..

Gerçekten döviz, hakettiği bir yükseklik yaşarsa..

Devlet garanti ediyor..

Zaten olması gereken de o değil mi?

Devletin, iyi yönetilememesi sonucunda, parası diğer para birimlerine göre değer kaybediyorsa, ideal devlet sisteminde, bu zararın karşılanması gerekmez mi?

Bunun adı, “Gizli faiz” mi oldu, şimdi?

Cumhuriyet’in de manşeti, “Örtülü faize sarıldı” şeklinde.

Vay cambazlar vay..

Siz açık faize sarılıyorsunuz..

Cumhurbaşkanı’nı ise, “örtülü faize sarılmak”la suçluyorsunuz..

Kur garantisini, örtülü faiz olarak kabul etme anlamına almayın ama..

Sevinseydiniz ya, Cumhuriyet’çiler?

Paradan para kazanmaya, iddianıza göre, Cumhurbaşkanı da destek vermiş.. Sizin dediğiniz noktaya gelmiş.. 

Niye deliriyorsunuz?

Niye tepiniyorsunuz? 

Niye dansözler gibi kıvırtıyorsunuz?

“Hah işte.. Helal sana Tayyip.. Dediğimize geldin” desenize..

Gelmediğini çok iyi biliyorsunuz..

Düştüğünüz rezil durumdan kurtulmak için..

“Yok yok.. Faizi yükseltti. Yaptığı açıktan faizi yükseltmek değil ama, faizi örtülü olarak yükseltmek..” diyorsunuz..

Sizi gidi uyanıklar sizi..

Daha iki gün önce, Tayyip Erdoğan’a saygısızca hakaretler eden, cahillikle suçlayan Ali Babacan mı?

O da, doların 16,4’ten 12’lere inmesi ile, Muhammed Ali’nin sol yumruğunu yemiş, abandone olmuş rakibi konumunda..

Boş gözlerle etrafa bakıp, “Bu nasıl millilik, nasıl yerlilik?” diyor.

Behey çarşaf satıcısı Ali.. 

Gavurun parası 16,4 iken milli olunuyor.. Gavurun parası 12’ye inince, milli olunmaktan çıkılıyor mu?

Dolar senin yerli paran mı ki, 16.4 olmasını, 12 TL olmasına tercih ediyorsun?

Daha iki gün önce, “Ekonomi iyi değil ama. Türkiye büyük devlet, bundan da çıkar. İktidar değişsin, yeterli” diyen Babacan, yediği sollu sağlı yumrukların etkisi ile olmalı, dolar 12’ye indikten sonra, “Ekonominin iyileşmesi mümkün değil” değerlendirmesi yapmış..

İşte böyle..

Ve en güncel dev sorun..

Merkez Bankası eski başkanı, şimdi İyi Parti’de siyaset yapan Durmuş Yılmaz’ın ağzından dillendiriliyor:

“Farkı kim ödeyecek; Hazine mi Merkez Bankası mı?”

Soldan çarklı başka sözde ekonomistler de aynı soruyu sormuşlar..

Ben onları üzmeyeyim..

Cevaplandırayım:

“Siz ödeyeceksiniz, dolar spekülatörleri, siz!”

Ki..

Hayır, işkembeden sallamıyorum..

Durmuş Yılmaz, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın yeni kararları açıkladığı saatlerde 13.5 TL’ye kadar inen doları şöyle değerlendirmişti:

“Şu anda piyasaya kesin bir müdahale var. Gerçeği sabah göreceğiz. Bence kaldığımız yerden devam edeceğiz. Bu bir alım fırsatıdır. Başka bir şey değildir. Bence kaldığı yerden bu iş devam edecektir.”

 Akşam, “Gerçeği sabah göreceğiz” diyen Durmuş!

Sabah ise “Farkı kim ödeyecek” diye sormaya başladı..

Fark yok ki, Durmuş! Fark eksi yönde değil, TL açısından artı yönde. 

Fark olduğunda, sorarsın o soruyu..

Ama gerçekten yapılacak bir ödeme var..

2023 Haziran’ında sandık geldiğinde, bu dolar uşaklığınızın hesabını ödeyeceksiniz..

“Kur farkını kim ödeyecek” diyen soldan çarklı tüm ekibinle birlikte..

İyi Partisi ile, CHP’si ile, Deva’sı ile, Gelecek’i ile, SP’si ile, HDP’si ile...

Hep birlikte ödeyeceksiniz, hesabı.."

YAZININ TAMAMI İÇİN TIKLAYIN....