Gündem |

Emekli amiral muhtırası ifade özgürlüğüne girer mi?

Türkiye, gece yarısı 104 emekli amiralin yayınladığı bildiriyi konuşuyor. Bazı kesimler bildirinin 'İfade özgürlüğü' olduğunu düşünürken, AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik ise aynı fikirde değil...

İçerik: SuperHaber
İçerik: SuperHaber

104 emekli amiralin dün gece yayınladığı skandal bildiriye tepkiler sürüyor. Bazı isimler bildirinin 'ifade özgürlüğü' açısından ele alınması gerektiğini savunurken, AK Parti'den konuyla ilgili sert tepki geldi. AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik yaptığı açıklamada söz konusu bildirinin eski vesayetçi zihniyeti yansıttığını belirterek, bildirinin yok hükmünde sayılması gerektiğinin altını çizdi.

NTV canlı yayınında açıklamalar yapan Çelik, bildiriyle ilgili hukuki mücadelelerini sürdüreceklerini söyledi.

Çelik, yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

"Herkesin anladığı şekilde bu bildiri siyaset üzerinde, demokrasi üzerinde vesayet kurmak için bu bildiri yine gece yarısı yayınlanarak gündeme geldi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma açtıktan sonra bu bildiriye imza atan emekli bürokratlardan bazılar "Bu bizim fikir hürriyetimizdir. Bunda başka bir şey aranmamalıdır' dediler. Tabi bu herkesin aklıyla, birikimiyle, tarih bilgisiyle dalga geçmektir.

Siz gece yarısı siyasete ders vermeye kalkan bir bildiri yayınlayacaksınız; herkesin de bunu normal kabul etmesini isteyeceksiniz. Bakın, Türk siyasi tarihinde bu bildiri yöntemi bilinen bir yöntemdir. Her zaman demokrasi üzerinde ipotek kurmuş yaklaşımların ürünüdür. Şimdi tutup aynı yöntemleri kullanıyorlar. Bu kadar acılar yaşandıktan sonra, bu kadar demokrasi için bedel ödendikten sonra bu yaklaşımların kabul edilmesini istiyorlar. Bu hiç bir şekilde normal bir fikir açıklaması gibi kabul edilemez. Bunun fikir hürriyeti ile hiçbir ilgisi yok. Daha önceki dönemlerde de bu şekilde emekli sıfatını kullananlar veya görevde olanlar bir araya gelerek siyasete ders vermeye kalkan, milli iradeye sınır çizmeye kalkan bildiriler yayınladılar. Bu bildiriler her zaman vesayet süreçlerinin tetikleyicisi olarak gündeme geldi. Bu yöntemle ve bu içerikle hazırlanan bildiriler her zaman siyaset üzerinde vesayet kurma mekanizmalarının bir tetikleyicisi olarak gündeme geldi. Bu şekildeki yöntemle ve bu içerikle hazırlanan bildiriler her zaman için Türkiye'de milli iradeyi sakatlamaya çalışan bir takım yöntemlerin göstergesi olarak gündeme geldi. Dolayısıyla, ortaya çıkan tabloyu normal görememiz mümkün değil."

"KENDİLERİ DE YANLIŞ OLDUĞUNU BİLİYOR"

"Zaten kendileri de bunun normal bir şey olmadığını biliyorlar. Bunu tutup bu içerikle yayınlamalarından gece yarısı yayınlamalarına kadar her bakımdan anormalliği milletin gözünün içine sokmaya çalışıyorlar. Ne yapmış oldular? Bir tepki gelmeseydi kendilerince bir muhtıra vermiş olacaklardı. Tpki gelince şimdi bunu fikir hürriyeti kılıfı içine sokmaya çalışıyorlar. Bu milletin demokrasi mücadelesi bu ilkel yaklaşımdan bıkmış, usanmıştır. Milletin huzurunu bu şekilde kaçırmaya, milletin geçmişte verdiği yetkileri bu şekilde istismar etmeye kimsenin hakkı yoktur. Bütün bir memleketin huzurunu bu şekilde kaçırmaya kimsenin hakkı yoktur. Bu, siyaset üzerine bir eylem kurma çabasıdır, hukuk dışı bir eylemdir, topyekün bir biçimde siyaset üzerinde bir mekanizma kurma çabasıdır. Geçmişte bunları yaşadık, ne olduğunu biliyoruz, ne anlama geldiğini biliyoruz; bugün de ne yapmaya çalıştıklarını görüyoruz. Bu sebeple bu meseleyle hukuki ve siyasi mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğiz."

"FİKİR HÜRRİYETİ İLE İLGİSİ YOK"

"Açıklayacakları görüşleri varsa, eskiden olduğu gibi vesayet mekanizmasını hatırlatır bir biçimde askeri sıfatlarını kullanarak gece yarısı bildiri yayınlamaları fikir hürriyeti ile bağdaşan bir durum değildir. Geçmişte çeşitli şekilde TSK'ya, ya da devlet mekanizmalarında devlete hizmet edenlerin, bu hizmetlerle anılmasını arzu ederim. Geçmişteki hizmetlerle anılmaları bu milet içinde her zaman önemlidir. Bu emekli olanların hep eski ünvanlarını kullanarak açıklama yaptıklarını görüyorz. Açıklamalarında hep kendi dönemlerinde her şeyin çok iyi olduğunu sonrasında çok kötüye gidiyormuş gibi konuşuyorlar. Bu aslında içinde bulundukları orduyu anlamadıklarını, TSK'ya en büyük haksızlığı yaptıklarını gösteriyor. Artık kurumsal bir liderlik var. TSK, modern bir ordu var. Burada kişilerle değil süreçlerle başarılar yönetilmektedir. Bugün açısından baktığımızda da silahlı kuvvetler yurt dışında yaptığı operasyonlarla belki de tarihinin en başarılı dönemlerinden birini geçiriyor. Asker bu mücadelenin içindeyken böyle bir bildiri yayınlıyorsa, bu, askerin moralini bozmaktan başka bir işe yaramaz. Bunun askeri terminolojideki karşılığı da bellidir.

TSK içinde görev yapmış herkes hukuka ve anayasaya saygıyı esas almalıdır. Hem bu ülke için mücadele edeceksiniz, hem de ordunun baş komutanı olan Cumhurbaşkanı'nı hedef alan bir bildiri yayınlayacaksınız. Vesayet hevesiyle vatanseverlik bir araya gelmiyor. Birileri diyorsa ki 'Biz bunu vatanımızı sevdiğimiz için yaptık' açık ve net söylüyorum: Ordunun baş komutanını, devletin cumhurbaşkanını hedef alan bir açıklama vatanseverce bir açıklama değildir. Anayasaya, yasalara saygılı olmayan bir açıklama kesinlikle vatanseverlik değildir. Bu açıklama TSK'yı temsil etmez. Bu neresinden tutarsanız tutun baştan aşağı yöntem ve içeriği ile yanlış, tümüyle yok sayılması gereken bir açıklamadır."

"İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ KAPSAMINDA DEĞERLENDİRİLMELİ"

Öte yandan emekli amiral Cem Gürdeniz, söz konusu bildirinin 'ifade özgürlüğü kapsamında ele alınması gerektiğini savundu. Cumhuriyet gazetesinden Furkan Karabay'a konuşan Gürdeniz, yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Son dönemde çıkan Montrö tartışmaları ve medyada tasvip edilmeyen fotoğrafları ortaya çıkan Deniz Kuvvetleri mensubu beni üzmüştür. Bir emekli amiral olarak, amirallerimizin ortak gündeme getirdiği böyle bir metni açıklamanın ve bu metne benim de imza koymamın sakınca olmadığını değerlendirdim. Bu en azından ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmelidir.

Yıllarca Türkiye’nin menfaatleri için hareket edip, Mavi Vatan’a sahip çıktık. Dolayısıyla yapılan açıklama, Türkiye’nin menfaatleri ve Mavi Vatan’ı korumak içindir. Açıklama yapma özgürlüğüne sahibiz ve buradan bir mağduriyet oluşturulmamalı. Yapılan bir açıklamadır bunu bir ‘Darbe çağrısı’ olarak yorumlamak son derece yanlıştır. Kaldı ki biz FETÖ’nün kumpaslarında hapis yatmış kişileriz. Amacımız Mavi Vatan’a sahip çıkmaktır.”