6 Nisan 2020
9 °
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
3 sa 4 dk
İmsak'a kalan süre
İmsak 05:03 Güneş 06:32 Öğle 13:12 İkindi 16:49 Akşam 19:41 Yatsı 21:04

Merve Şebnem Oruç

Elazığ ve çevresi can derdinde, sosyal medya kasapları et derdinde…

Dün gece Elazığ ve çevresi çok sert bir depremle sarsılmışken sosyal medyada bazılarının yaptıkları herhalde ülkenin geri kalanındaki pek çok kişinin aklına meşhur atasözünü getirmiştir:

“Koyun can derdinde, kasap et derdinde…”

Evleri yıkılmış, can ve mal kayıpları olan, gecenin bir vakti “Devamı gelir mi?” endişesiyle soğukta dışarıda kalmış, büyük zarara uğramış vatandaşlarımız acı içinde kıvranırken, kimileri de küçük yararlarını düşünüyordu dün gece sosyal medyada; insanların dramını hiç umursamadan onların acılarından istifade etmeye, onların yaşadıklarını istismar etmeye çalışıyorlardı. 

Üstelik saçtıkları kötülük deprem haberinin medyaya düşmesinden birkaç dakika sonra başladı.

Hiçbirini alıntılamayacağım.

Hepsi okuyunca insanın nutkunun tutulduğu vicdansız yazılar, paylaşımlar…

Sahte öfke tutulmaları, duyarlılık sosuna bandırılmış ahlaksızlıklar ve siyaset ötesi bir meseleyi anında politikaya alet etme güdüsüyle yapılan terbiyesizlikler…

Elbette tuzları kuru…

Belki de sıcacık evlerinde izledikleri diziyi yarıda bırakmış olmanın kızgınlığını yaşıyorlar…

Belki bir Cuma akşamı eşleri-dostlarıyla eğlenirken “nereden çıktı şimdi bu?” diyorlar…

Ama bir yandan da bu acıyı, bu elemi nasıl fırsata dönüştürürüm diye zihinlerini kurcalıyorlar…

Sosyal medyanın dünyanın başka yerlerinde ne kadar faydalı bir iletişim aracı olduğunu biliyoruz. Geçmişte deprem gibi kasırga gibi doğal afetlerde, arama ve kurtarma çalışmaları ve afetzedelerin ihtiyaçlarını karşılamak adına insanların nasıl seferber olduğuna dair bazı trajik olayları, gelişmeleri, haberleri takip edenler hatırlar.

Tabii ki onların arasında da sahte haber yayanlar, bundan garip bir zevk alanlar vardı. Ama topluca tepki gösterilip kınanınca çıktıkları deliklerine geri dönmek zorunda kalıyorlar ve bir daha onlara kredi verilmeyen insanlar haline gelip itibarsızlaşıyorlardı.

Bizde maalesef öyle olmuyor.

Devlet bakanlıklarından AFAD’ına Kızılay’ına tüm aygıtlarıyla olay yerine intikal edip sağladıkları koordinasyonla enkaz altında kalan yaralıları en hızlı şekilde aramaya ve kurtarmaya başlamışken, 

Yaralıların tedavisi, dışarıda kalanların barınması ve benzeri konularda kriz masası oluşturulmuşken,

Sivil yardım kuruluşları hazırlıklarını tamamlayıp bölgeye hareket etmişken,

Tüm kurumlar sorumlu oldukları alanlarda yapabilecekleri için seferber olmuşken, (örneğin THY yakınlarına ulaşmak isteyenler için hızla düşük fiyata ek seferler koymuşken,

Sosyal medyada, ama bilinçli ama bilinçsiz, eli kolu bağlı oturmak istemeyenler, ellerinden geldiği kadar planlanan çalışmaları, yapılmaya başlananları, uyarı ve ikazları, böyle bir afet durumunda yapılması gerekenleri, hayırseverlerin devlete destek olarak açtıkları sıcak bir barınma merkezlerini duyurmaya çalışırken,

Bunu yapacak gücü bulamayanlar ise, oradakiler için dua ederken,

Tüm bunlara burun kıvırıp ortalığa içlerinde birikmiş kinlerini, nefretlerini dökmek için bu kritik anları “bulunmaz bir fırsat” olarak görenleri sadece Allah’a havale etmek yeterli mi bilmiyorum.

Açıkçası bazıları için kamu davası açılmasının gerekli olduğunu düşünmeden edemiyorum.

Toplumu kin ve nefrete sürüklemenin yanı sıra, insanların dikkatini yayılan bu kötülüğe çekip bir kavga ve kaos ortamı oluşturarak, kritik öneme sahip toplu iletişim araçlarını bir çöplüğe çeviren bu insanlara, bilerek ve isteyerek yardıma muhtaç olanların önüne dolaylı olarak engel çıkarmış olmaları nedeniyle de hukuki işlem yapılması gerekmiyor mu? Bana kalırsa gerekiyor.

Dün gece bu hastalıklı varlıklardan öylesine midem bulandı ki, acı gelişmeleri sabaha kadar televizyon ekranlarından takip etmeyi ve sosyal medyayı hiç açmamayı tercih ettim.

Doğrudan depremden etkilenmiş olanların, yakınlarını kurtarma derdinde olanların, uzakta olup yakınlarına yardım eli uzatma imkanı olmayanların sıcağı sıcağına yapılan bu iğrenç paylaşımları okudukça neler hissettiğini tahmin bile edemiyorum.

Acil eylemin gerektiği anlarda hiçbir şey yapamasalar da sussalar, insanların yaralarını sarmalarına izin verseler, en kritik anlarda gölge etmeseler ve sonra tüm söyleyeceklerini ortalığa döküp saçsalar (onlardan makul, aklı selim eleştiriler bekleyen zaten yok) kendi ahlakları, kendi itibarları için de daha iyi olmaz mı? Galiba bunu bile akıl edemeyecek kadar ciddi bir hezeyan halindeler…

Bizler 17.480 kişinin hayata elveda dediği, 7.4 şiddetindeki büyük 17 Ağustos 1999 depremini, 653 insanımızı kaybettiğimiz 6.7 şiddetindeki büyük 1992 Erzincan depremini yaşamış insanlarız. Yakın geçmişte doğal afetlerde büyük kayıplar, büyük acılar yaşadık. Böylesi trajik bir hafızaya sahip olan bir toplumu, depremi fırsata çevirerek siyasi kutuplaşmaya çekmek için soluk soluğa işe girişmek buz gibi kötülük… Bunların yaptıkları nereden baksanız vicdansızlık, nereden baksanız ahlaksızlık…

Şu anda yapılacak en iyi şey, onları gerekli kurumlara şikayet ederek sonrasını yetkililere bırakmak ve depremin mağdurlarına odaklanmak…

(Bana böylesi bir günde bu yazıyı yazdıranlar utansın…)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorumlar
Diğer Yazıları