Prof. Dr. B. Zakir Avşar

Egosuna ve diline yenilenler...

Siyaset kurumunun ve siyasetçilerin en büyük sıkıntısı egosunu ve dilini kontrolde zorluk çekenlerdir.

Partilerinin resmi görüşlerinden, tüzüğünden, programından bağımsız, kendi şahsi görüş, düşünce, fikirlerini sanki “kurumsal yapıyı” ilgilendiriyor gibi sunmaktan çekinmeyen, hatta emri vakilerle kurumsal yapı da kendileri gibi düşünsün isteyenler çoğu zaman partileri ile yollarını ayırmak zorunda kalırlar…

Şu ara bu tür adamlardan her partide hatırı sayılır ölçüde zuhur etmeye başladı. Seçimlerin yaklaşıyor olmasından mıdır, kendileri için yeni bir hareket alanı tayini için midir artık tamamıyla kendilerine malum nedenlerle hem partilerine, hem partilerinin karşıtlarına “ben de buradayım” çıkışları yapanların sayıları arttı.

Bir kısmı, içinde yer aldıkları siyasal hareketle “vuruşarak çekilmek” için şişik egoları  ile en üst perdeden konuşuyor, bir kısmı varlıklarını, özgül ağırlıklarını görmek ve göstermek için açıklamalarda bulunuyor, bir kısmı abuk sabuk, partilerinin ortaya koyduğu politikalarla hiçbir şekilde uyuşmayacak şekilde neye hizmet ettiği ve edeceği belli olmayan yazılarla, demeçlerle kamuoyunun önüne çıkıyor…

Açıklama sahiplerine bakıyorsunuz; genel olarak umur görmemiş, bilgisiz, birikimsiz ve söyledikleri sözlerin anlamını fark etmeyen, konuşmanın şehveti ile cümleler sarf eden isimler de sayılmazlar…

Elbette istisnaları vardır, bir kısmı ikbal hırsı ile kontrolsüz de gidebilmektedir ama bakanlık, meclis başkanlığı, milletvekilliği gibi görevler yapmış, lidere en yakın noktada durmuş,  uzun yıllar aktif siyasetin içinde bulunmuş, partilerinin yönetim kademelerinde, siyasetlerinin şekillenmesinde vazife almış isimler söz konusu olunca söylediklerine ve neden söylediklerine kuşkusuz ki dikkat etmek gerekiyor…

Söylediklerinin partilerinin resmi görüşü olmadığı, hatta partilerinin bu neviden çıkışlardan ciddi rahatsızlık duyduğu, anılan kişilerin çeşitli şekillerde uyarıldığı ama hala konuşmaya devam ettikleri de yine dikkate alınırsa bu kez söylediklerinden ziyade neden söyledikleri üzerine odaklanılması gerekiyor…

Acaba partilerinin dışında bir yeni hesap mı geliştiriyorlar ki, kendilerine kamuoyu önünde “haklı bir alan açmak” ve “vuruşarak çekilmek” için bunu yapıyorlar?

“Beni bir köşeye ittiniz, unuttunuz, önemsemiyorsunuz, oysa ki ben bir değer taşıyorum, siyaseten katkılarımın bitmediği bir dönemde devre dışı bırakıldım” mı demek istiyorlar?

Söylediklerinin ülkemiz ve insanlarımız için çok önemli olduğunu, samimi bir şekilde bunların üzerinde durulması gerektiğini mi düşünüyorlar?

Daha önce yol yürüdüğü, izzet ve ikbal gördüğü partisine inancını kaybettiği ve ona zarar vermek için mi hareket ediyorlar?

Farklı odaklar tarafından birtakım nedenlerle etki altına alındılar ve bu neviden açıklamalar yapmaya mı zorlanıyorlar?

Soruları artırmak mümkün…

Siyaset bu, labirentlerinde o kadar büyük isimler kayboldu ki, bu gün kendilerini ortaya atan, partilerini ve dava arkadaşlarını zora sokan isimlerin de işte tam da bu kaybolmaya karşı bir işaret fişeği olarak bu neviden çıkışlara tevessül ettiğini düşünenlerin sayısı hiç az değil…

Kişisel olarak ben ne mi düşünüyorum: Hepsini…

Ayrıca bazılarının hem egolarının şişik, hem bilgilerinin kıt, hem de dillerine hakım olmakta güçlük çektiğini; tesadüfen siyasal ikbal bulduklarını, ideolojik kalıplarının kendilerine enjekte ettiği kin ve nefreti kusmak için fırsat aradıklarını da…

Ama şu bir gerçek ki, her partinin içinde patlamaya hazır mayınlar daha ortaya çıktıkları anda döşenmiş olabiliyor…

Diğer Yazıları