15 Nisan 2021
15 °
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
1 sa 41 dk
İkindi'ye kalan süre
İmsak 04:47 Güneş 06:18 Öğle 13:09 İkindi 16:52 Akşam 19:50 Yatsı 21:16
Ekonomi

'MB sahalara geri döndü...'

Doların düşüşü daha ne kadar sürecek?

Türk Lirası'nın 6 Kasım tarihi sonrası başlayan değer kazanımı sürüyor. Dolar kuru dün psikolojik eşik olan 7 TL'nin altına indi. Peki dolardaki düşüşün nedeni ne? Ne kadar daha bu düşüş sürecek? Merkez Bankası'nın buradaki rolü ne? Habertürk yazarı Abdurrahman Yıldırım bugünkü köşesinde bu detayları kaleme aldı. Yıldırım, doların düşüşünde Merkez Bankası Başkanı Naci Ağbal'ın başarısına dikkat çekti.

Türk Lirası’nın 6 Kasım sonrası değer kazanımı devam ediyor. TL karşısında döviz kurları geriliyor. Dün de dolar psikolojik eşik 7 TL’nin altına indi ve 6.95’i gördü. 6 Kasım’da 8.5876’den başlayan dün 6.9458’i gören doların düşüşü yüzde 19’a vardı.

Bu dönemde 1 TL’nin değeri ise 11.64 sentten 14.39 sente yükseldi ve yüzde 23.6 arttı. 3 ay 1 haftayı bulan zaman dilimindeki değer artışı ile TL dünyada en çok değer kazanan para birimi oldu.

Konuyu bugünkü köşe yazısında değerlendiren Habertürk yazarı Abdurrahman Yıldırım'Ağbal’ın fendi doları yendi 8.58’den düşmeye başlayan dolar dün 7 TL’nin altına indi' başlıklı bir yazı kaleme aldı.

Doların düşüşünde etkili olan 3 faktörü sıralayan Yıldırım, o faktörleri şöyle sıraladı:

-TL’nin bu değer kaybında ve sonrasında değer artışında rol oynayan en önemli faktör negatif faizden reel faize dönüştür.

-Faizde değişiklik yapılırken de Merkez Bankası’nın sahalara geri döndü. Faiz silahını kullanma hakkını geri alırken itibarını da önemli ölçüde yeniden kazandı. Merkez Bankası’nın tam donanımlı sahalara geri dönmesi, faiz değişikliği yanında TL’nin değer kazanmasına ikinci önemli etkendir.

-Burada TCBM Başkanı Naci Ağbal’ın rolü ve sağladığı siyasi destek de kritik önemdedir. Adeta Ankara Ağbal’la hem merkez bankasını geri kazandı hem de yeni bir dalga yakaladı. Bu dalga şimdilik para piyasası, TL ve ülke riskiyle sınırlı. Ama becerilebilirse reel ekonomiye de yayılabilecek bir dalga. Ekonomi ve ekonomi dışı reformların ile dış politika değişiklikleri burada kilit önemde.

"Ortaya konulan yeni para politikasına yurtiçi yerleşikler de, yurt dışı yerleşikler de kredi açtı, fırsat tanıdı. Yerleşikler döviz almayarak ve son haftalarda küçük miktarlarda satışa geçerek destek verdiler." ifadesini kullanan Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:

"-Yabancılar en baştan ve kendi pozisyonlarını en karlı olabilecek seviyelerden başlayarak yeni dönemi kredi açtı. Yerli döviz almayıp beklemeye geçerken, yabancı döviz getirip satınca kur da gerilemeye başladı. Hızlı değer kaybı yerini hızlı değerlenmeye bıraktı.

-Elbette yol boyunca ilerledikçe, fiyatlar üzerinde oluşan köpük söndükçe TL’nin değer kazanması yavaşlayacak ve hareket zayıflayacak. Kurun gerilemesi de duracak, hatta zaman zaman ara sıçramalar yapacak. Bu açıdan yılın ilk yarısı nispeten kolay geçmeye aday olabilir.

-Çünkü faizler yüksektir. Kur reel efektif döviz kuru olarak hala aşırı değersizdir ama giderek bu durumdan çıkmaktadır. Cari açık altın ile otomotiv ithalatının hız kesmesiyle kısmen gerilemektedir.

CARİ AÇIKTA 2021 ŞANSLI YILIMIZ OLABİLİR

-Döviz kurunun kısa vadeli seyrinde faiz oranları, merkez bankasının durumu ve sermaye hareketleri önemli rol oynasa da, orta ve uzun vadede ülkenin döviz arz ve talebi daha belirleyicidir.

-2021 yılı da döviz kazancı açısından kolay geçmeyecek. İhracat pazarlarında zorluklar var. Turizm ve diğer hizmet gelirlerinde artış olabilir ama sınırlı.

-Bu durumda döviz harcamalarına bakmamız gerekiyor. Dış borç ödemeleri rutin, belli bir kaynak gerektiriyor. Borçları çevirdik diyelim, üzerine cari açığın finansmanı geliyor. İşte burada şanslı olabiliriz.

-Çünkü geçen yıl altın ithalatındaki patlama yanında otomobil ithalatının artması ekstra 20 milyar dolarlık fatura ortaya çıkardı. Otomobil ithalatını önlemek için vergi oranları yükseltildi, kredi faizleri de yüksek.

-Altının dünya fiyatı geçen yılki gibi artmıyor, hatta gevşeme eğiliminde. Yurtiçinde ise kurların gerilemesi altın fiyatlarını daha aşağıya çekiyor. Dolayısıyla yatırım amaçlı altın talebinin düşmesi beklenebilir. Ocak ayı ithalatında da bunu gördük.

-Normal yüzde 4-5’lik büyüme koşullarında ara malı ithalatı artar ama bu durum altın ve otomobilden gelecek tasarrufla kapatılabilir. Turizm ve kısmen ihracat artışı ile de cari açığı düşürebiliriz.

İKİNCİ YARIDA HAVA NASIL DEĞİŞİR?

-Cari açığın önümüzdeki aylarda altın ve otomotivle gerilemesinin ardından, yılın ikinci yarısındaki seyri değişebilir ve bu durum döviz kurlarının seyrini de belirleyebilir.

-Çünkü ikinci yarıda faizlerin düşmesini ve aşılamanın da etkisiyle hayatın kısmen normalleşmesini bekliyoruz. Ekonomik aktiviteyi artıracak gelişmeler bunlar.

-Halbuki büyüme ilk yarıdan zaten yüksek çıkmaya aday. İlk çeyrek büyümesi için şimdiye kadar açıklanan rakamlardan Merkez Bankası Başkanı Naci Ağbal yüzde 4-5 büyümeye ulaşılacağı tahmininde bulundu.

-Yılın ikinci çeyreğinde, 2020’deki yüzde 9.9 daralmasının üzerine ne yapsak yüzde 5’ten fazla büyüme gelir.

-Yüzde 5’i bulabilecek ilk yarı büyümesinin ardından yılın ikinci yarısında faiz indirimine hayatın normalleşmeye başlamasıyla ekonomik açılma da eklenirse yüzde 5 civarındaki büyüme ivmesini koruyabilir. Yılın tamamında ise IMF’nin yüzde 6’lık büyüme tahmini tutabilir.

-Büyüme ithalat ve cari açık demek. Bu da ikinci yarıda faiz indirimleriyle birleştiğinde kurda yukarı yönlü yeni bir dalgalanmaya yol açabilir."

YAZININ TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

 

Yorumlar