20 Nisan 2021
15 °
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
3 sa 15 dk
İkindi'ye kalan süre
İmsak 04:37 Güneş 06:11 Öğle 13:08 İkindi 16:53 Akşam 19:56 Yatsı 21:23
Ekonomi

EKONOMİ KULİSLERİ

‘Dolar kafalılar’ neyin peşinde?

Dolar, 6 ay sonra ilk kez 7 TL'nin altını görürken "dolar kafalılar" deşifre oluyor... SuperHaber, bu çerçevede, ekonomi kulislerinde yaşanan son tartışmalara mercek tuttu...

İçerik: SuperHaber
İçerik: SuperHaber

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bir süre önce bir karar aldı. Kurlardaki istikrarsızlığı, aşırı fiyat artışlarını ve Merkez Bankası döviz rezervlerindeki erimeyi durdurmak için piyasaya uyumlu politikalara dönülmesini istedi. Ekonomi yönetiminin en önemli iki ismini değiştirip enflasyonun üzerinde politika faizine izin verdi. Dolar başta olmak üzere kurlar, Türk Lirası karşısında hızla geriledi. Altın da düştü. Bankalardaki döviz hesapları çözülmeye, Merkez Bankası’nın döviz rezervleri artmaya başladı. 

Birileri, hem de iktidara yakın bazı medya organlarında yazıp çizen birileri, makro ekonomik tablodaki bu pozitif gelişmelerden ciddi şekilde rahatsız olmaya başladı. ‘İktisatçı’ sıfatı da taşıyan birileri, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın atadığı Merkez Bankası Başkanı Naci Ağbal ile Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan’dan hiç memnun olamadılar. İktisatçı sıfatlı olan, uzun süredir Sayın Ağbal’ın koltuğuna oturma hayaliyle yanıp tutuşuyordu. Bir başkası, sayın Ağbal’ı, ‘faizi yükseltmekle’ suçladı... Her ikisi de TOBB ve TİM gibi iş dünyasının ve ihracatçıların tamamının çatı örgütü olan kuruluşları tahrik etmeye çalıştı. Yapmak istedikleri, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, ‘faiz hassasiyetini’ tahrik edip ekonomideki yeni politikaları kadük etmek ve kendilerine ikbal sağlayanlara yol açmaktı. Kendilerini çok akıllı sanıyorlar, 19 yıldır Türkiye’yi başarıyla yöneten Erdoğan’ı ise hafife alıyorlar. 

Öncelikle Sayın Erdoğan, elbette faize ve faizlerin yüksek olmasına karşıdır ve faizleri düşürme hedefinden asla vazgeçmez. Zaten aklı başında herkes de yüksek faize karşıdır. Çünkü, yüksek faiz yatırımların ve ekonomideki canlanmanın önünde en önemli engeldir. Ancak, 2018 eylülünden beri sürekli mali saldırı altında kalmış, ardından Covid 19 salgınında turizm gelirleri ve ihracatı gerilediği için ciddi döviz kaybı yaşamış bir ülkede kurların istikrar kazanması için faizin piyasaya uyumlu olarak yükseltilmesi mecburen tercih edilmiş bir politikadır. Ayrıca kurlardaki yukarı atakların, enflasyonu, faize göre çok daha fazla yükselttiğini bu ülkede herkes bilir. Üstelik kur etkili enflasyon artışlarının yapışkan ve kalıcı olduğunu da en iyi vatandaş bilir. Bütün bu gerçekler ışığında önce kurları durdurmak ve istikrara kavuşturmak, enflasyonu geriletmenin temel şartıdır. Enflasyon geriletilince de faizler kendiliğinden ve piyasaya uyumlu şekilde düşer. Yoksa kimsenin faizleri durup dururken yükseltmek gibi aptalca bir çabası olamaz! 

Üstelik, kurların istikrar kazanması ‘dolarizasyon’ belasını da terbiye eder. Bu yüzdendir ki birkaç haftadır bankalardaki döviz tevdiat hesaplarına park etmiş milyarlarca dolar tasarruf, Türk Lirası'na dönüşüyor. Bu dönüşüm aynı zamanda Merkez Bankasının ve ülkemizin ihtiyacı olan rezerv açığına da ilaç oluyor.

Peki neden sağdan soldan Sayın Ağbal ve Sayın Elvan’a saldırı geliyor? Çünkü bu ülkede ‘dolar kafalı’ geniş bir kitle var. Bunlar doların aşırı yükselmesinden ve istikrarsız olmasından nemalanır. Kurlar iyice kontrolden çıkınca da doğal olarak çok daha fazla yükselen faizlerden de ayrıca kazanç sağlar! (Bakınız 2001 Mali Krizi). Böylece duble kazanırlar. Şimdi ‘yüksek faize muhalif gibi’ durmalarına sakın kanmayın. Reel sektör bunlara hiç inanmasın… 

Sonuç olarak, Cumhurbaşkanı Erdoğan, yüksek faizle mücadelesinden vazgeçmemiş sadece orta ve uzun vadeye yaymıştır. Enflasyon kalıcı olarak tek haneye ve yüzde 5’e çekilecek ve buna paralel olarak da faizler zaten düşecektir. Üstelik bu kalıcı olarak başarılırsa Türkiye, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın en büyük vaadi olan ‘Dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına’ kalıcı olarak girmiş olacaktır. Bu büyük mücadeleyi, kendi ikballeri için sabote etmeye çalışanlar ise asla hedeflerine ulaşamayacak. ‘Dolar kafalı’ olarak muhtemelen depresyona gireceklerdir. 

Onların depresyonları bizi ilgilendirmiyor ama ülkemizin yüksek enflasyon, yüksek faiz ve kontrol edilemeyen dengesiz kur düzeninden kurtulması gelecek nesillere bırakılacak en iyi makro ekonomik miras olacaktır. Bizden söylemesi…

Yorumlar