Gündem |

"Demirtaş isteyerek istifa etmedi"

Haber Global'de Jülide Ateş'in hazırlayıp sunduğu 40 programına katılan HDP Diyarbakır Milletvekili Altan Tan çok konuşulacak açıklamalarda bulundu. Jülide Ateş'in yönelttiği 40 soruya yanıt veren Tan, Selahattin Demirtaş'ın HDP'den kendi isteği ile istifa etmediğini söyledi. Tan, siyasete babasının intikamını almak için mi girdiniz? sorusuna kızgınlığının ve kırgınlığının nedenlerini anlatarak yanıt verdi. Örnek olarak da 2016'daki FETÖ'cü kalkışmayı gösterdi.

Yapımcılığını BBO Yapım'ın üstlendiği 40 programı perşembe akşamı Haber Global'de yayınlandı.

Jülide Ateş'in hazırlayıp sunduğu programın konuğu ise HDP Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’dı.

İşte, Altan Tan’lı 40’tan satır başları:

DİYARBAKIR’DA İŞKENCE HERKESE YAPILDI SADECE BABAMA DEĞİL!

JÜLİDE ATEŞ: Altan Tan babasının intikamını almak için mi siyasete girdi? 

ALTAN TAN: Babam Diyarbakır Askeri Cezaevi’nde işkence ile öldürüldüğünde ben 24 yaşındaydım. Benim siyasi örgütlere girişim 1971, 13 yaşındayken. 13 yaşında bir çocuk niye örgüte girsin, teyze hala çocukları, benim de dayı oğlum aldı beni bir yere götürdü, yani iş öyle başladı. 

Siyasi bilincim oluşmuştu, babam çok demokrat ve liberal bir Müslümandı, inançlı bir Müslüman, çok anlayışlı, çok sevgi dolu. Bir tek tokatını yemedim. Bizim kuşakta yüzde 1, binde 1’dir bu. Yerel gazetecilik yaptı, gazete çıkardı. 

İnsanın babası öldürülmüş, işkence görmüş; Diyarbakır’da işkence herkese yapıldı sadece babama değil! Babam ömrü vefa etmeyip ölenlerden. Ama babamdan çok daha ağır işkence gören binlerce insan oldu orada. Kim yaptı? O dönemin siyasi rejimi yaptı. Devlet soyut bir kavramdır. Devleti bozan içindeki çetelerdir. O çeteler her zaman oldu. Ben o çeteler kırgın ve kızgınım. 

İşte 2016’da darbe oldu. Bizim kırgınlığımız ve kızgınlığımız onlaradır. Bu ülke demokratikleştiği vakit o kırgınlık da biter. 

SELAHATTİN DEMİRTAŞ İSTİFASINI İSTEYEREK YAPMADI!

JÜLİDE ATEŞ: Selahattin Demirtaş’ın üzerini kim çizdi?

ALTAN TAN: Buna cevap vermesi gereken kişi Sn. Selahattin Demirtaş’ın kendisidir.  Niye? Benim onun adına bir şeyler söylemem siyaseten doğru değil. Ama bir şeyler anlatayım: Türkiye aynı dönemlerde, yani Sn. Selahattin Demirtaş’ın istifa ettiği dönemlerde peş peşe belli istifalar yaşadı. Mesela İBB Başkanı Sn. Kadir Topbaş istifa etti, Melih Gökçek istifa etti, Balıkesir BB istifa etti, ederken de hüngür hüngür ağladı. 

Ben Sn. Demirtaş’ın da istifasını bu şekilde yorumladım. Ama kendisi bu işin esasıyla ilgili bir şey söylemediği müddetçe, ondan ilerisini söylemek bize düşmez. Doğru bir şey değil. Bu çok açık Sn. Demirtaş istifa ettikten sonra partideki en yakın arkadaşların şoförü ve danışmanının da görevlerine son verildi. Bunları da açıklamak kendine düşer, veyahut da açıklamaz. Benim kendi yorumum bunu isteyerek yapmadığı! 

KÜRT SİYASETİNDE NET BİR SİYASİ TEMSİLE İHTİYAÇ VAR

JÜLİDE ATEŞ: Selahattin Demirtaş PKK’dan emir aldı mı?

ALTAN TAN: Ben bunun bizzat şahidi değilim. Selahattin Bey de dahil, bir başkası da dahil, ben de dahil… Belli konularda zihninin net olması lazım. Mesela Mustafa Kemal, daha Kurtuluş Savaşı yıllarında kafasında bir Cumhuriyet kurma fikri vardı. Yazdığı bütün mektuplarda, amacının hilafeti kurtarmak, zihninde ilerde bir Cumhuriyet kurma fikri var. Peki bunu nerden anlıyoruz? Yıllar sonra en yakın arkadaşlarının anılarından anlıyoruz. 

Benim söylediğim şu: Bugün Kürt siyasetinde demokratik, legal, açık, şeffaf, projesi ve programı net bir siyasi temsile ihtiyaç var. Kim yapacak olursa olsun. Selahattin Bey de bunun en önemli adaylarından biridir. Yaşı, konumu itibariyle, mağduriyeti itibariyle… Kafamızın net olması lazım. Demokratik Kürt temsilini yapabilecek, talip olan arkadaşların kendi zihninde netleşmesi lazım. 

JÜLİDE ATEŞ: HDP’yi kim yönetiyor?

ALTAN TAN: Yıllardır Kürt siyasal temsili ilk olarak 1991 seçimleriyle parlementoya girdi. Ondan önce de SHP’den seçilen bazı arkadaşların Paris Kürt Konferansı’na gidip geldikten sonra SHP’den ihraç edilmeleri… Bir süreç var. 30 yılın üzerinde bir zaman… 30 yıldır bunlar tartışılıyor…

Bugün artık suyu çıkmış olan bu mevzuuları bugün beni artık tekrar tekrar kendi ağzımdan söylememin kimseye bir faydası yok. Bunun nasıl olduğunu bilen biliyor, bilmeyen bilenlerden sorsun öğrensin. Bugün geldiğimiz nokta bu değil. Bunlar istihbaratın görevi, savcıların görevi. Kürt siyasal temsili nasıl sıhhatli bir zemine oturur, Kürtlerin demokratik kimlik hakları nasıl elde edilir, bu saatten sonra konuşmamız gereken bu. 

JÜLİDE ATEŞ: Altan Tan, PKK için yaptığı silah bırakma çağrısını neden YPG ve PYD için yapmıyor?

ALTAN TAN: Bunda da biraz geriye gitmek lazım. YPG nasıl ortaya çıktı? Biliyorsunuz Suriye şartlarında, Suriye’nin nüfus oranına göre ciddi bir Kürt nüfus var ve büyük bir kısmı Türkiye sınırında yaşıyorlar. Benim ailemin de büyük bir kısmı Suriye vatandaşı. Bu Kürtlerin kimlikleri bile yoktu. Hiçbir meşru hakları dergi, kitap, eğitim vs. 

Bunlar işte Suriye’de iç savaş başladığında, o savaşa müdahil olmadılar. Suriye muhalefeti ile Suriye rejimine karşı bir tavrın içinde olmadılar. PYD’de de dahil olmak üzere on dört, on beş, on altı civarında; bunlar gidip Erbil’de bir toplantı yaptılar; Sn. Mesut Barzani’nin başkanlığında. Sn. Barzani de bunları Diyarbakır’da Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Sn. Osman Baydemir’in makamında hepimize anlattı, basına açık bir şekilde… O dönemde Salih Müslim, MİT tarafından Türkiye’ye getirildi. 

Bizim yapmak istediğimiz şu; PKK’nın veya bir başka örgütün Türkiye’ye karşı olan tavrını, savaşını bitirmesidir. PYD, Türkiye’ye karşı bir şiddet eğilimi içinde olmadığı müddetçe, Suriye içerisinde verdiği mücadele onu ilgilendiriyor. Burada can alıcı nokta; Türkiye ile dost mu olacak düşman mı olacak? Biz Suriye’deki Kürt muhalefetinin de Türkiye ile dost olmasını, veya Türkiye’nin onlarla dost olmasını istiyoruz. Yeni bir Suriye kurulduğu vakit, Kürtler yine kimliksiz statüsüz mü kalacaklar? Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti, Ak Parti iktidarı bütün Kürtlere yaklaşımını düzeltmesi gerektiği gibi; Suriye’deki Kürtlere olumlu bir şekilde yaklaşmalı ve oradan Türkiye’ye en ufak bir tehdit gelmemeli. Bunu Sn. Tayyip Erdoğan bir çok kez yineledi, bizim Kürt halkıyla bir şeyimiz yok, ama Abdullah Öcalan da Türkiye’nin hassasiyetlerine karşı dikkatli olun dedi. 

JÜLİDE ATEŞ: Altan Tan milletvekili yeminine sadık kaldı mı?

ALTAN TAN: Ben bu yeminin başından sorunlu bir metin ve bir dayatma olduğunu düşünenlerdenim. Sadece Kürtlük açısından değil, inançlı bir Müslüman açısından da sorunlu! İnançlı bir sosyalist açısından da sorunlu. 

Bu metnin başlangıçtaki ana ilkelerinde bir sorun yok. Sorunlu olan 2 yanı var. Bir, bütün toplumu kabule zorlamaya yani Kemalizm dediğimiz tırnak içinde, tekrar söylüyorum bir çok Atatürkçü aydın bile Kemalizm ile Mustafa Kemal’i ayırıyor. Birçokları… Birinci sorunlu olan kısmı budur. Bir Kürde bunu dayatıyorsunuz, Mehmet Ali Aybar da buna inanmıyordu, Necmettin Erbakan da inanmıyordu, bir başkası da inanmıyordu. 2 yüzlülük yapmıyorlarsa, Türkiye’deki sosyalist, Marksist, sosyal demokratların tamamını da rahatsız edecek bir metindir. Çünkü ona inanmıyor. Başka bir ideoloji inanıyor. Başka bir fikre inanıyor. 

Gelelim öbür kısmına… Büyük Türk Milleti önünde! Türk Milletinden kast edilen nedir? Kürt, Çerkez, bunların hepsine Türk mü demek lazım? Başka bir ibare mi kullanmak mı lazım. Ak Parti iktidarının en büyük ayıplarından birisi o dur. 20 seneye yakın bu metni değiştirmemesi Ak Parti’nin en büyük ayıplarından birisidir.   Bu yemin metnine insanların inanmadan bu metni söylemeleri doğru ve ahlaki bir tavır değil. Kendi açımdan da söylüyorum! Ben milletvekili seçildiğim gün, yemin etmeden önce Allah beni affetsin dedim, eder mi etmez mi bilmiyorum dedim basın toplantısında.

Sitene Ekle