26 Mayıs 2018
25 °
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
2 sa 1 dk
İkindi'ye kalan süre
İmsak 03:38 Güneş 05:31 Öğle 13:07 İkindi 17:04 Akşam 20:32 Yatsı 22:16
Metehan Demir

Metehan Demir

Daha iyi bir Türkiye için ne yapmak gerekiyor?

TÜRKİYE’DE giderek artan eksikliği nedeni ile her alanda hissedilen sorunlarımızdan biri de şüphesiz okumak...

Özellikle İstanbul’daki Kitap Fuarı nedeni ile konu yine gündeme geldi. Ama okumak, okuduğunu anlamak ve sonrasına ayrıca yoğunlaşmak gerekiyor.

Şeref Oğuz’un Sabah Gazetesi’ndeki yazısındaki şu paragrafa tahmin ediyorum katılacaksınız.

Bilmeden, okumadan, anlamadan ortaya çıkan eksiklikleri AR-GE tespitleri üzerinden mükemmel bir şekilde çok farklı bir noktaya taşımış.

Bakın ne demiş Şeref Oğuz;

‘’Yıllardır AR-GE'ye milyarlarca dolar para akıtan bizlerin, arzulanan başarıya neden ulaşamadığımızı sorguluyorum. Yasa sorunu vardı, çözdük, kaynak sorunu vardı, hallettik, teşvik sorunu vardı ziyadesiyle verdik.

Peki, neden AR'aştırdığımız kadar GE'liştiremiyoruz? Kaçımız bu açmazın farkında bilmiyorum ancak emin olduğum şudur ki kaynak değil, idrak sorunumuz vardır.

Farklı olandan KORKU, bize benzemeyenden NEFRET, rakiple düello yerine PUSU, akıl yerine KURNAZLIK, sabır yerine TELÂŞ, merak yerine BİAT, bilgi yerine KANAAT ve özgün yerine TAKLİT...’’

Bunlarla günlük hayatımızda sık karşılaşıyoruz. Ama bunları aşmak gerekiyor. Düello yerine pusu, bilgi yerine kanaat, özgün olmak yerine taklit. Bunların prim yapmasının önüne geçmek lazım.

Ve en önemlisi de farklı olandan korku, bize benzemeyenden nefret bölümünün...

Birbirimize katlanarak büyüdüğümüz, farklılıklarına rağmen herkesin elele vererek yükseldiği güçlendiği bir Türkiye için. Bakın, bölge nasıl kaynıyor ve ne oyunlar ne ülkeler üzerinde oynanıyor. Değer mi birbirimizi yıpratmaya.

Diğer Yazıları