15 Ağustos 2018
27 °
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
5 dk
Yatsı'ya kalan süre
İmsak 04:29 Güneş 06:06 Öğle 13:15 İkindi 17:03 Akşam 20:11 Yatsı 21:42
Gündem

Selva Çam SuperHaber'e konuştu

Erken seçim hakkında önemli mesajlar

AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanı, Ankara Milletvekili Lütfiye Selva Çam, dün Cumhurbaşkan Erdoğan tarafından 24 Haziran tarihinde erken seçim yapılacak kararını SuperHaber'den Hülya Okur'a değerlendirdi.

Hülya Okur
Hülya Okur
Erken seçim hakkında önemli mesajlar

SuperHaber'den Hülya Okur, erken seçim kararı ve tarihinin açıklandığı saatlerde Ankara'da AK Parti Genel Merkezi'ndeydi. AK Parti'nin seçimlerdeki en önemli kozlarından olan "Kadın Kolları"nın başındaki isim olan AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanı, Ankara Milletvekili Lütfiye Selva Çam'la Türkiye'nin siyasi ikliminden, kadınların sorunlarına kadar birçok konuyu ele alacağı röportaja başlamışlardı ki Külliye'den kritik açıklama geldi.

Sayın Çam da bu nedenle Külliye'ye gitmek zorunda kaldı. Röportajın devamı ise gece saatlerinde tamamlandı.

İşte Hülya Okur'un Selva Çam ile yaptığı o röportaj... 

* Kılıçdaroğlu seçim konusunda, “Yönetemiyorlar, itiraf ediyorlar” demişti. Siz geçmişte 6 okun bile değerine sahip çıkmak bize düştü demiştiniz. CHP, seçimden zaferden çıkacakmış gibi meydan okudu. Yine aynı öğretiler üzerinden mi bakarsınız CHP’ye? Bir de seçimin sizin için sürpriz olup olmadığı, kadın kolları olarak yapacaklarınızı bilmek isteriz.

Bizim liderimizin her vesile ile, her balkon konuşmasında veya her seçim zaferimizin sonunda en önemli nasihatleri ile birlikte talimatlarından biri de şudur: "Yarın tekrar seçim olacakmış gibi hazır olun, vakit geçirmeden işlerinize taptaze bir şekilde derhal başlayın, rehavete kapılmayın, gevşemeyin".

Dolayısıyla her seçim sonrasında, Kadın Kolları olarak bizler de bir işi tamamladıktan sonra derhal yeni bir başlangıç yapar, önce genel bir değerlendirme yapar, daha sonra da yarın yeniden bir seçim olacakmış gibi hazırlıklarımıza başlarız.

Biz 16 Nisan'ın hemen sonrasında Kadın Kolları olarak, bütün il ve ilçelerimizi içeren geniş kapamalı bir anket yaptık. Bunu; fayda, zarar, fırsatlarımız, dezavantajlarımız nedir şeklinde detaylı bir analiz çalışmasına çevirdik. Dolayısıyla; bu analiz çalışmalarımız ile tüm bölgelerdeki artı yönlerimiz nelerdi, neleri iyi yaptık, neleri yapsaydık daha iyi olabilirdik ve neleri yapmamalıydık? Şeklinde sorularımıza yanıtlar aradık, detaylı raporlar istedik.

İnşallah yine önümüzdeki 24 Haziran seçimleri için de yapacağımız çalışmalar benzer şekilde olacak.

Bu analizimizi Ankara'dan tüm örgütümüzün sesini kolaylıkla, belirli bir norm ve standart içinde alabilmek ve bu şekilde de 2019’a hazırlanmak için çıkarmıştım. Mühendis olmanın biraz da avantajlarını ve teknik imkanlarını biraz da kullanmak üzere böyle bir çalışmayı arzu ettim.

Hızlı bir şekilde yapılan çalışmaları güncelleyip, üzerinden geçtikten sonra tekrar tüm teşkilatlarımıza hızlıca dağıtıyoruz. İl ve ilçelerimizdeki değişimleri yaparken de bunlara dikkat ettik. Sayın Cumhurbaşkanımıza ve Başbakanımıza da bu raporumuzu ayrıca arz etmiştik.

16 Nisan'da önemli tecrübelerimiz oldu, bunlardan bir tanesi de bölge bazlı, cadde cadde, sokak sokak yapılan ziyaretler neticesinde anlık bilgilendirmeler, adeta geniş denek sayılı anket sonuçlarımız oldu. Bu gelen anlık sonuçlara göre de çalışmalarımız ve planlamalarımız revize edildi.

Adeta ekiplerimiz sahadayken anlık olarak stratejilerimizi değiştirebiliyorduk.

Kadın Kollarımızda ciddi bir iletişim ağımız da olduğu için, bir şehrimizdeki veya bir sokaktaki yaşadığımız tecrübe ve gözlemimiz neticesinde, bizler ivedi bir şekilde on binlere yayılacak şekilde tüm ülke çapında arazide görev yapan kadınlarımızla paylaşımlar yapabiliyorduk.

Şayet bir sorun çıkmış ise, çok hızlı bir şekilde o bölgede yeni anketimizi düzenliyor, gelen hızlı bilgiler neticesinde de, o günün akşamında meseleler hemen masaya yatırılıp, o ile ilişkin değerlendirmeleri yapıyorduk.

Daha sonra da bu verirler ışığında diğer konulara ilişkin kararlarımızı günlük verebiliyorduk. Her şey detaylı bilgi ve veriye dayandırılıyor, hiçbir şey havada kalmadan sonuçlandırılıyordu.

Her şeyin rakamsal olarak ele alınması sadece istatistiki taban oluşturmuyor, aynı zamanda doğru kararları, doğru bir iletişim lisanı ile seçmenlerimiz ile bütünleşmenin başarısına da katkı sağlanmış oluyordu;

Nereye kaç ziyaret yaptık, kimlerle görüştük, görüştükten sonra şayet verim alamadık ise, "Bir daha gitmemiz gerekiyor mu?" şeklinde notlar düşerek çalışmalar birebir takip ediliyordu.

“Evladım sizlerin bize bir daha gelmesine gerek yok, yorulup vakit kaybetmeyin, ben zaten oyumu size veriyorum” diyenler çıktığında dahi kayıtlarımıza notlar düşülüyordu; hiçbir ihmali, eksikliği bırakmayacak şekilde bir strateji içinde takipler yapılıyordu.

İnşallah bu seçimlerde de yine aynı şekilde bu çalışmalarımızı geliştirilmiş versiyonu ile devam ettireceğiz.

Arkadaşlarımız bu devasa iletişim ve karar mekanizmamız içinde karşılaştıkları ve cevap veremedikleri soruları ulaştırdıklarında, sistemden bize ulaşmış olacaklar ve biz de en hızlı ve etkin şekilde cevaplarımızı anlık olarak göndermiş olacağız. Bu şekilde sorularına cevap arayan örgüt yetkilimizin dışında tüm sistem içinde, ileride bu tür sorulara muhatap olabileceklere de tecrübe aktarılmış, muhtemel olabilecek zorlukları da önceden aşabileceği imkan verilmiş olacak.

Seçim çakışmalarını yürüten tüm kadın teşkilatlarımıza ihtiyaç duyabilecekleri bilgileri ayrıca basılı malzemeler şeklinde de hazırlayıp çok önceden ulaştırmıştık, yine aynı desteği vereceğiz.

Biz 16 Nisan çalışmalarında daha hiç bir yerde çıkmamış, kimsenin daha başlamadığı bir ortamda, kitapçıklarımızı hazırlayıp çıktık. Anayasa değişikliğine müteallik ne var ise o kitapçıklarda mevcuttu; kadınlarımız tek tek sayfa sayfa çalışıp seçmenin karşısına çıktı. CHP’nin sahada yalanlarla dolu broşürlerine de doğru şekilde gerçek cevapları verdik, halkımızın aldatılmasana engel olduk, oyunlarını bozduk.

Aynı şekilde de şu anda da benzer hazırlıklarımız ile çalışmaları yapıyoruz... Çok net bir şekilde sahada kullanabilecekleri; genel ekonomi, iç güvenlik, iç ve dış siyaset olmak üzere dört ana başlıkta hap gibi bilgileri içeren, onların ifade edebilecekleri bir çalışmayı biz zaten 2019'da kullanılmak üzere bir kitapçık çalışması başlatmıştık. Tüm güncellemeler yapılır yapılmaz kısa zamanda tüm temsilcilerimizin ellerine ulaşmış olacak inşallah.

Aylardır yoğun bir şekilde süregelen kongre çalışmalarımız, örgütlerimizdeki yenilenme süreçlerimiz tamamlanmasına çok az kaldı. İnşallah bu haftasonu yapacağımız kongrelerle mayısın sonunda bitirmiş olacağız.

Teknik ekibimizle birlikte çalışmalarımızı ve araziye çıkış öncesi tüm çalışmaları bitirmiş olacağız.

Evlerimizden iki ay kadar yoğun bir şekilde sahalara inmeden önce kadınlarımızın rahatlıkla seçmenlerimiz ile iletişime geçebilecekleri ve aktarabilecekleri tüm bilgileri sistemin içine dahil edeceğiz. Adeta sürekli yenilenen ve büyüyen bilgi birikimi ve tecrübelerimiz ile aslında, birbirini sürekli yeni Bilgiler ile besleyen, beslendikçe de iletişim gücümüz ile genişleyen güzel ve başarılı bir ağımız ile ulaşamadığımız ev kalamayacak inşallah.

Kadınlarımıza yönelik; ülkemize başarı ile yaptıklarımızı anlatacağımız daha pek çok özel çalışmalarımız da bu vesileler ile halkımıza aktarılacak.

* Sayısal verilerle hareket ediyoruz dediniz ama Ak Parti'nin aldığı %51’in dışında %49’luk kesim için de Ak Parti'lilerin olduğu söyleniyor, en muhalif isimlerin bile görüşleri Ak Parti'nin toplumdaki beklentiyi yükselttiği yönünde. Bu veriler üzerinden hareket etmeniz, çalışmalarınızda yer vermeniz söz konusu mu?

Tüm çalışmalarımızı en geniş açıdan, kuşatıcı ve gönülleri feth etmeye yönelik yapıyoruz ve inşallah daha da fazlasını bundan sonra da yapacağız.

Biz birilerinin sürekli yalanlarını bir taraftan düzeltip doğruları anlatmak üzere bir mesai harcarken, pek ala kendi yaptıklarımızı ve yapacaklarımızı da doğru bir şekilde anlatmanın çabası içindeyiz.

Sahaya adımımızı attığımız andan itibaren yaptıklarımızı uzun uzun kapsamlı bir şekilde yaptıklarımızı en güzel şekilde anlatacağız. “Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz” Biz, 16 yıldır yaptıklarımız ile aslında yapacaklarımızın teminatını ortaya koyduğumuzu en güzel şekilde ifade edeceğiz.

Önyargıların kırılması ve tutucu, sübjektif yaklaşımların azalması için uğraşacağız.

Bizler; kadınlar, anneler, anneanneler, babaanneler olarak toplumun her birini tek tek sevgi ile merhametle kuşatmayı bilen, sevmeyi saymayı önceleyen bir topluluğuz. Halkımız bizi anladıkça, yalan ve iftiralar ifşa oldukça daha fazla cumhurbaşkanımızı ve partimizi anlayacaktır. Buna gönülden inanıyoruz ve her vesile ile de bizzat yaşıyoruz bu değişim ve dönüşümleri.

Şayet 15 Temmuz darbe girişimine karşı milletimiz tek vücut olarak, parti, düşünce veya inanç ayırt etmeksizin sahada dimdik ayakta durabilmişse, bunun temel sebebi; Sayın Cumhurbaşkanımıza olan güven, devletimize olan inanç ve ülkemizin gelmiş olduğu yüksek yönetim standardı ve kalitesidir.

Milletimiz hak ve özgürlüklerinin farkında olduğunu, asla bir daha geri dönmemek üzere gelişmiş toplumların vermesi gereken, bağımsız ve egemen bir milletin tepkisini vermiştir.

O gün halkımızın dimdik bir şekilde kendi devletine, cumhuriyetine, meclisine ve ülkesinin tüm kazanılmış haklarına sahip çıkmak için Cumhurbaşkanı'nın çağrısına tereddütsüz cevap verdi; vatan hainlerinin giydiği askeri kıyafetine, tankına, topuna, uçağına veya bombalarına aldırış etmeksizin vatanına sahip çıktı.

Dolayısı ile 16 yıldır bu ülke nefes almasını sağlayan bütün bu önemli kazanımlarımız milletimiz tarafından gözardı edilmedi, edilmeyecek de.

Bizler o eski acı ve çile dolu dönemleri de çok iyi biliyoruz. 16 yıl önce 7-8 yaşlarında olan bugünün yetişkinleri, tam olarak o eski acıları hissedemeyebilir; ama çok güzel bir Türkiye’de yaşadıklarını zaman içinde diğer ülkeler ile karşılaştırdıklarında, yakın tarihi okuduklarında veya bizler doğru şekilde anlattığımızda vakıf olmaktadırlar.

Belki bizim yaşadığımız hiç bir sıkıntıyı yaşamamış olasalar da, artık halkımızın içinden hiç kimse mevcut kazanımlarından geriye gitmek istemiyor.

Ana muhalefet partisinin vaad ettiği hiçbir şey yok. Sadece yalanlarla ve sayın Cumhurbaşkanımızın kendisine ve ailesine hakaret ederek siyaset yaptı, bugüne kadar vaktini israf etti. Bayrağımıza, şehitlerimize ve bizim kutsal değerlerimize hakaret ederek yol kat etmeye çalıştı.

Çirkin saldırıları bir tarafa bırakıp, bir fikir veya politika üretebilselerdi, Türkiye için neler yapmak istediklerini bir anlatabilselerdi, milletimizin hayrına olurdu, bize alternatif olurdu.

Bakın bugün seçim anlık bir karar ile oldu. Tüm Türkiye'de yeni bir sürecin başlamasına, sürpriz bir şekilde siyasetin hareketlenmesine neden oldu. Ama, bizler çok rahatız, çünkü partimiz bütün kademeleri ile hazır; gençlik kollarımızla, kadın kollarımızla, ana kadememizle biz hazırız ve her daim hazır olduk.

Ülkemize dair projelerimiz var, çabalarımız var; her meseleye ilişkin kapsamlı Bir fikrimiz var.

Ülkeyi yönetmek üzere yürüyüşü olan bir hareketin ancak bir hazırlığı olur, planları olur; gayreti olur. Türkiye’ye dair yapacaklarımız, 2023, 2071 hedeflerimizi tek tek koyduk, hepsi bir silsile içinde tek tek hayata geçirilmek üzere hazır.

Bu şu demektir; Bırakın 2019’u, Cumhurbaşkanımız büyük bir vizyon ve ileri görüşlülük ile 2023 ve 2071 hedeflerini hazırlayıp koydu ortaya.

Parti programımızı, tüzüklerimizi, yaptığımız işleri bir sistem içinde ele alacak olursak ülkemizin muasır medeniyetlerin üzerine çıkmasına yönelik nasıl bir azim ve heyecanın olduğu çok kolay anlaşılır. Ekonomimizin dünyada ilk 10 ekonomi arasına girmesi için koyduğumuz hedefler; yabancı sermayenin girişi; ihracatın artırılması; kişi başı düşen milli gelir;

Eğitim, sağlık, güvenlik, istihdam, kültür, sanat, maneviyat, uluslararası ilişkiler, dış yardımlar, mazlum coğrafyanın kurtuluşu, sıfır açlık, kadının güçlendirilmesi, çevre ve doğanın korunması, enerji ve daha yüzlerce konu başlığı ile hedefleri olan; derdi olan bir hareketiz biz.

İşte bütün bu konularda çalışması ve fikri olmayan ama sadece çamur atmasını bilen bir muhalafet ile de yeni bir yarışmaya hazırlanıyoruz yine. İşimiz hem kolay, hem zor; kolay çünkü sıklet olarak gerçekten çok hafif kalan bir rakibimiz var; işimiz biraz zor çünkü rakip sürekli fauller yapmayı seviyor; sürekli mücadeleyi minderde değil de minder dışına çıkartmayı prensip haline getirmiş durumda.

* Kılıçdaroğlu, “Aktörü bekleyin o sözcüydü” diye Bahçeli’yi işaret etti. Siz sözcülükten öte Bahçeli’ye nasıl bir anlam yüklüyorsunuz, bu ittifakı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Sayın Bahçeli'nin kritik dönemlerde devlet adamlığına yaraşır bir duruş ile yaklaşması niye rahatsız ediyor ki?

Her milli yaklaşımı olan, kendini devlet adamı olarak gören siyasi liderin yapması gereken şeyi yapıyor.

Diğer gelişmiş ülkelerde de bu hep böyle olmuştur: Çok ciddi olarak karşılıklı birbiri ile rekabet eden o ülkenin siyasi liderileri, milli meseleler sözkonusu olunca birbirlerine adeta kenetlenip o alanda hiçbir tartışmaya girmeden ortak ses ile hareket edebilirken, bizde bu niye tuhaf karşılanır?

Sayın Bahçeli de pek ala ülkemizde son yaşanan terör , dış tehditler , sinsi oyunlar ve 15 Temmuz belası ile birlikte her ülkesini seven insan gibi doğru ve takdire şayan bir duruş sergiledi.

Burada da, bir Cumhur ittifakından söz ediyoruz. Tabi ki her partinin kendine göre farklı poltikaları olacaktır. Anlaşamadığımız, karşı görüşlerimiz ya da itirazlarımız olacaktır. Demokrasinin gereği bu çeşitlilik ülkemiz için birer zenginlik vesilesidir. Şuna iyi dikkat etmeliyiz:

Biz ülkemizin başını, Cumhurbaşkanını seçmek üzere tek bir aday için, Sayın Recep Tayyip Erdoğan için ittifak yaptık. Bu bir koalisyon şeklinde bir birliktelik değil; her seçmen kendi partisine oyunu verecek. Dolayısı ile bu konuların da birbirine karıştırılmaması önemlidir. Bizler, kendi partimizin öğretileri ve kendi çalışmalarımızla bu seçime gideceğiz, kendi milletvekillerimizi çıkaracağız. Sayın Cumhurbaşkanımızın Yeniden Cumhurbaşkanlığı adaylığı noktasında bir ortak paydamız var; bu kadar. Daha fazla bir anlam yüklememeli.

Bunun dışında, Seçimde biz kendi çalışmamızı yürütürken, Milliyetçi Hareket Partisi de kendi çalışmasını yürütecek.

* Yönetim şemasında nasıl bir yer bulur MHP, bir ağırlık kazanır mı?

Bu bir seçim süreci; 24 Haziran gecesi açılan sandıklarda çıkacak sonuca göre Türkiye Cumhurbaşkanını ve iktidarını seçmiş olacak. Siyasetin doğası gereği parlamento çoğunluğu kimde olur ise iktidarda söz sahibi o olur. Cumhurbaşkanımızın inşallah seçilmesi ile birlikte yeni anayasaya göre profesyonel bir kabine kuracaktır. Dolayısı ile o gün gelince sadece kendi takdirlerinde olan bir yetki ile yardımcısını ya da yardımcılarını ve yürütmesini belirleyecektir. Bugünden ne bize ne de başkalarına o konuda şimdiden bir fikir beyan etmek doğru olmaz.

* 2019’da hedeflerinize ulaşacağınızı söylemiştiniz. 24 Haziran gerçekten sizin kafanızda oluşan bir tarih miydi, bugün bir şaşkınlık yaşadınız mı kendi adınıza?

Cumhurbaşkanımızı gerçekten siyasi bir deha; bu hakkı objektif bakabilen herkes teslim ediyor. Tabi bu beceri ve birikim yanında işleri rast giden bereketli ve bol anne duası almış bir lider olarak da görüyorum.

Hiç kimsenin tahmin edemediği noktalarda çok farklı bir bakış açısı sergiliyor. Dolayısıyla bir erken seçimin olacağını tabii ki biz dünkü görüşmelerden sonra tahmin ettik. Ancak bunun tarihi konusunda kimsenin bir öngörüsü yoktu. Ağustos olmayacağını düşünmüştüm ama Kongrelerimizi yaptıktan sonra Eylül gibi mi olur diye bir fikrimiz de vardı. Cumhurbaşkanımız bizi ve bütün herkesi şaşırtan bir açıklama yapmış oldu.

* Aslında o açıklamayı değil de, Sayın Cumhurbaşkanımızı o açıklamaya iten süreçleri ve sebepleri değerlendirmenizi isteyeceğim. 24 Haziran’da erken seçim kararı aldıran sebepler neler olabilir?

Biz bir sistem değişikliğine gittik ve dedik ki: Artık Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini getirelim. 16 Nisan'dan sonra milletimize bunu çok kapsamlı ve aralıksız bir şekilde açıkladık ama zaman zaman da bir kafa karışıklığı ortaya çıkan yerler oldu.

Son derece modern ve etkin yeni bir idari sistemi kullanmayıp; bütün zorluklarıyla eski ile yeninin karışımı amorf bir sistemi götürmek de kolay değildi. Devletimizin başı ve Ekibi zorlana zorlana götürseler de halkımız açısından hizmet kalitesinde taviz vermemek gerekiyordu. En önemlisi de ülkemizin sürekli karşı karşıya kaldığı dış tehditler ve sinsi oyunlar. Devletimizin bekasına kadar sirayet etmiş pek çok gizli oyunların döndüğü artık bir sır değil. Gerek yürütme gerekse bürokrasi etkin ve verimli bir yönetişim sistemi içinde daha güvenli bir yapıyı kurma ihtiyacımız acil bir şekilde bekliyordu.

Kamunun idaresine ilişkin teknik bir takım detaylar vardı, son bir senedir de halkımız “bir sistem değişikliği yaptık ama burada bir farklılık göremiyoruz” dedi. Tabii Sayın Cumhurbaşkanımız, Sayın Başbakanımızın arasındaki ahenk gerçekten hiçbir ülkede, hiçbir abi kardeş arasında olmayacak bir ahenk ile yürüyor. Ama sonuçta halkın bir beklentisi var. Halk bir değişim olduğunu ama bu değişimi görmediğini söyledi. Bazı sorgulamalar halk arasında devam ediyor, insanlar pratiği görmek istedi. İkinci unsur ise biz çok büyük bir mücadele veriyoruz, Ana Muhalefet partisi; Suriye'ye niye girdik, Afrin operasyonu niye oldu, Fırat Kalkanında niye varız vs gibi eleştirileri varken ben sadece şunu söylüyorum: Bizim Suriye sınırında Afrin operasyonunu, Fırat Kalkanı operasyonunu neden yaptığımızı anlamaları için sadece Kilis ve Reyhanlı'ya gitmeleri yeterli. Biz bütün kadın kollarımıza bir hafta önce oradaydık ve gerçekten çok güzel bir program oldu. Karşınızda sınır olmaksızın bir ülke var. Akrabalık ilişkilerinin, kız alışverişinin olduğu zaten bütünlük içerisinde olan bir yerden bahsediyoruz. 911 km’lik bir sınırımız var bu ülke ile. Kendi sınırlarımızı korumak, Hatay’da; Kilis’te ve tüm sınır hattında halkımızı korumak için zaten böyle bir operasyonun içerisinde olmamız lazım. Konjektör olarak geçtiğimiz süreç daha istikrarlı, sağlam bir yapının kurulması noktasında bize bir mesaj veriyordu. Daha güçlü bir Türkiye’nin bir mesajı olacak. Tabi daha fazla sabredilebilir miydi, o ayrı bir konu. Biz sürekli 2019 diye zikrediyorduk, ama 2018 Haziran’ına da en hazır olan parti biziz. Onu da ben çok net bir şekilde Genel Kurulda gördüm, muhalefetin vekillerinin yüzü düşmüştü;

Seçimlerin ağırlığı çökmüş; hazırlıksız olmanın ağırlığı üzerlerindeydi. Adeta masaldaki karınca ile cırcır böceği misali bir durum vardı.

* Spekülasyonlar da yapılıyor. İyi Parti'yi seçimin dışında bırakmak için de bu zamanlamanın yapıldığı söyleniyor.

Herhangi bir partinin seçimlere iştirakine ilişkin kararını ve ilanını verme yetkisi Yüksek Seçim Kuruluna aittir. Bunun haricinde bizler şu aşamada bu konularda tartışma içine girmeyiz. Hukuki anlamda bir sıkıntısı yoksa tabii ki herkes seçimlere girebilir;
Bizlerin yaptığı gibi seçmenine gidebilir, oy isteyebilir, halkımızın teveccühüne göre de her parti kendi boynunun ölçüsünü görebilir. Milletimiz en güzel ve en doğru şekilde her zaman cevabını vermiştir.

* Seçimlerdeki öngörünüz nedir, seçimlerdeki kazanımın daha da artacağına, %49’u da içine alacağına dönük mü, çünkü burada aslında partiden ziyade sistemi de oylayacak insanlar. Onu da içine alacak bir oran beklentiniz var mı?

İnsanların siyasi tercihleri var, hiç kimsenin siyasi tercihini tabi ki zorla değiştirmek gibi bir durumunuz olamaz.

Az oy aldığımız illerdeki arkadaşlarıma da şunu söyledim: Bizim görevimiz, ülkemize yaptığımız katmadeğeri en güzel şekilde anlatmak. Tabi ki olaylara militanca bakan, asla ne yaparsanız yapın sabit fikrinden vazgeçemeyecek bir seçmen kitlesi ile de karşılaşabiliyorsunuz. Çaldığımız kapıyı açıp yüzünüze de kapatanlar çıkabiliyor. Ama bunun dışında önemli bir sayıda karşıt görüşlü bir seçmen kitlesi ile de iletişim içinde olabiliyoruz.

Doğruları öğrenince fikrinden vazgeçebilecek, özgüvenli, vatanperver karşıt görüşlü seçmenlerimiz de çok sayıda karşımıza hep çıkıyor.

Ancak, özellikle kadınlar olarak bizim görevimiz Türkiye’nin geleceği ve evlatlarımız için yapılan işleri net bir şekilde ortaya koymak ve ortak bir paydada bütün milletimizi ayırt etmeksizin buluşturmak.

Keşke anamuhalefetimiz bizi biraz daha vizyonu, misyonu veya çalışkanlığı ile zorlayabilse. Atletizm yarışlarında bile koşucular, eğer rakipleri daha güçlüyse daha büyük rekorlar kırmalarına da vesile oluyorlar.

Dolayısıyla bizi de zorlayacak, daha hızlı koşmamızı sağlayacak bir Ana Muhalefetimiz yok. Biz her seçimde kendimizle yarışıyoruz. Ama biz motivasyonu çok yüksek bir partiyiz, rehavete kapılmıyoruz, köşemize çekilmiyoruz, bakalım ne olacak demiyoruz, yine üretiyoruz, yine hedefler koyuyoruz.