Gündem |

Cumhurbaşkanı Erdoğan: İstanbul'da yaşananlar tam anlamıyla basiretsizliktir

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, NTV-Star TV özel yayınına konuk oldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, NTV-Star TV özel yayınına konuk oldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan gazetecilerin sorularını yanıtladı.

İstanbul'daki kar kabusundan, Sezen Aksu tartışmalarına, İran'dan doğal gaz akışının kesilmesi konusundan, kamu işçilerine ek zamma kadar çok sayıda önemli açıklamalarda bulunan Erdoğan, Necip Hablemitoğlu'nun cinayet zanlısının Ukrayna'da yakalanıp Türkiye'ye getirildiğini duyurdu.

Cumhurbaşkanı Recep Erdoğan'ın açıklamaları:

İSTANBUL'DA KAR KABUSU

Bu kar yağışını bir bereket olarak görüyorum. Asla bir felaket olarak telakki etmiyorum. Zira kuraklığın ülkemizde hakikaten ciddi manada toprağımızı tehdit ettiği ve birçok yerlerde meyve, sebze gibi her şeyde sıkıntı yaşadığımız dönemleri geride bıraktık. Bütün tarımda yaşanan sıkıntılar ortada. Hep yağmur yağmur diye bekledik. Şimdi de kar yağışı gelince de farklı bir yaklaşım ortaya koymaya başladık.

Kar yağışını engellemek elimizde değil. Ama karın sebep olduğu, özellikle ulaşım sıkıntılarına karşı gerekli tedbirleri almak elimizde. Burada idareyi elinde tutan kimse gerekli tüm tedbirleri almak durumunda. Ancak bu son kar yağışının etkileri anlamında maalesef özellikle İstanbul’a yakışmayacak görüntüler ortaya çıktı. Tabii İstanbul’da belediye başkanlığı yapmış bir insanım. İstanbul’un neresinde ne var, sıkıntılar nelerdir, nasıl oluyor, nasıl giderilir bunları da bilen birisiyim. Tabii, tuzlanmayan yollarda araçlar kilometrelerce kuyrukları oluşturursa herhalde bunun bir sorumlusu veya sorumluları vardır. Vatandaşlarımız saatlerce yollarda mahsur kaldı. Bunları ekranlarda izledik. Üstelik daha önceki yılların altında bir miktar kar yağışı söz konusuydu. Buna rağmen İstanbul’da bu sorun gereken yol tuzlama ve yol açma çalışmalarının yapılmamasından kaynaklandığını ilçe belediyelerinden de dinledik. Bunu yapmayanlar belli. Bu tam anlamıyla basiretsizliktir.

Siz kar yağdıktan sonra tedbir alamazsınız. Kış mevsimine girerken tüm tedbirlerinizi almalısınız. Ne yazık ki daha önceki yürüyen uygulamaları bile devam ettiremeyen bir yönetimin elinde şuan da İstanbul. Biz İstanbul’umuzu kaderine terk edemeyiz. Nitekim çalışmaları koordine etmeleri için İçişleri Bakanım ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanımı hemen o gece İstanbul’a gönderdim. Süleyman Bey ve Adil Bey ile yaptığım görüşmeden sonra, ‘süratle siz İstanbul’a intikal etmelisiniz ve orada yerinden bu çalışmaları koordine etmelisiniz’ dedim.

İçişleri Bakanlığı, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ve ilgili diğer bakanlıkların yaşanan kar yağışları sonrasında aktif bir şekilde görev alanlarında hemen gerekli çalışmalara başladık. Karayolları Genel Müdürlüğü, Meteoroloji Genel Müdürlüğü ile koordineli olarak değişen hava şartlarına göre sorumluluğunda bulunan yol ağında gerekli önlemleri aldılar. 2021-2022 yılı kış programı toplam 68 bin 960 kilometre yol ağımızda uygulanıyor. Kar ve buz ile çalışma programımız bu programa göre yapılıyor. Bu çalışmalar yurt genelinde 446 karla mücadele merkezinde gerçekleştiriliyor. 10 bin 916 makine ve ekipman, 12 bin 645 personel görev yapıyor. Siz kalkar da belediyenizde vesaire insanları dışarı döker, onların yerine İstanbul’u hiç tanımayan bilmeyen insanları, belediyeye boca ederseniz işte böyle sıkışır kalırsınız. Güzergah analizi, karla mücadele çalışmaları, açılan kapanan yollar ve anlık trafik kameralar ile takip ediliyor. Bu son yağış ile ayrıca yolda kalan araçlara, KGM, AFAD, Kızılay ve Valilikler ile koordineli müdahale edilerek insani ihtiyaçların da karşılanması sağlandı. Ben mesela gece saat 03.00’e kadar işi takip ettim. Sürekli arkadaşlarım ile irtibat halinde oldum ve karayollarındaki çalışmaları da bizzat kendileri ile koordine ederek izledim. Sağ olsun arkadaşlarımızın da İstanbul’a vararak ve orada bizzat işin başında durarak çalışmaları takip etmeleri bizleri rahatlattı.

 

'CUMHURBAŞKANI İBB PROJELERİNİ ENGELLİYOR' İDDİASI

Ortada doğru olmayan ifadeler var. İBB kalkıp Cumhurbaşkanlığından veya Plan Bütçe başkanlığından talepte bulunur. İnceleme yapıldıktan sonra gereken karar alınır, bunların da ödeme süreçleri bellidir.

Milletime böyle bir şeyin olmadığını rakamlarla anlatacağım. Ülkemizdeki tüm belediyeler kendi bütçelerini kendileri oluşturur. Yani nereye, ne kadar harcama yapacaklarına kararı kendileri verir. İstanbul, Ankara, İzmir başta olmak üzere muhalefet belediyelerine genel bütçeden ayrılan paylar 2019'dan bu yana aşağı yukarı iki kat artırılmıştır. AK Parti ve MHP belediyelerindeki artış aynı orandadır. İstanbul Büyükşehir Belediyesi, 2019 yılında 13 milyar 848 milyon lira Merkezi İdare’den pay alırken, bu rakam 2021’de 25 milyar 376 milyon liraya çıkmıştır.

Cumhurbaşkanı, CHP'li belediyelerin projelerini engelliyor iddiası tamamen yalandır. İş yapmak istiyorsanız kimse size engel olamaz. Burada mesele parti değil, kanun, usül meselesidir. Biz kimseyi engellemiyoruz. Onlar kendi beceriksizlikleri, kendi kötü yönetimleri, kendi yanlış tercihleri sebebiyle belediyeyi borç batağına sokmuştur.

Biz Marmaray'ı yaparken önümüze CHP zihniyeti çıktı. 3-4 yıl önce bitirecekken bu CHP zihniyetinden dolayı geç bitti. Bu kar boranda Marmaray yolcularını ücretsiz taşıdı. Aynı şey Avrasya için de geçerli.

İRAN'DAN DOĞAL GAZ AKIŞI

Biz bir kere İstanbul Büyükşehir Belediyesi değiliz. Bizim İran’a falan bir borcumuz kesinlikle söz konusu değil. Tam aksine bu iddialar yalandır ve Cumhurbaşkanı İbrahim Bey ile yaptığım görüşmede de kendilerine söyledim. Onlar bir arızadan ötürü bu işi 10 gün 15 gün erteleme durumumuz olacak dediler. Biz kendilerine daha önceden bu işin Haziran’a kadar ertelemek suretiyle, eğer bu gaz akışı devam ederse biz de bu sert geçen kışı daha rahat şartlarda atlatırız dedik. Tabi şuan İran’da da kış şartları çok sert, onlar da bundan dolayı bir sıkıntıları olduğunu bana ifade etti. Bütün bunlar ile beraber, ‘en kötü şartlarda bir 10 gün burada eğer esneme yaparsak bu süreci atlatırız’ dedi Sayın Cumhurbaşkanı. Bu arada da tabii Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımızdan bir ekibi gönderdik. Ayrıca BOTAŞ’tan bir ekip orada. Onlar da görüşmelerini yapıyor, öyle zannediyorum ki, fevkalade bir durum olmadan 10 gün bilemediniz 15 gün içerisinde tekrar bu doğalgaz akışı devam edecek. Tabi ki tedbirlerimiz var. Biliyorsunuz Tuz Gölü’nün altında bir depolama çalışmamız, bunun yanında gemilerimiz ile gelen doğalgazlarımız var. Bunlarla beraber gaz akışının sağlanması da gerçekleşecek ve kış ortasında vatandaşımızı birinci derecede korumak durumundayız.

ELEKTRİKTE KADEMELİ DÖNEM

Salgın koşulları nedeniyle alınmış tedbir. Dünyada elektrik üretiminin ana hammaddelerinden olan kömür fiyatlarında 5 kat, doğalgaz fiyatlarında 10 kat artışlar söz konusu. Enerji piyasalarının sürdürebilirliği için zorunlu miktar kadar bir düzenleme yapılmış olmakla birlikte fiyatlarda sübvansiyon hala mevcuttur. 2021 yılında vatandaşlarımızın elektrik faturalarında yüzde 50, doğalgaz faturalarında ise yüzde 75 oranda devletimiz sübvansiyona gitmiştir. Böylece toplamda 100 milyar lirayı bulan maliyeti devletimiz sübvanse ederek karşıladı ve tarifelere de bunu yansıtmadı. 2022 yılında benzer sübvansiyonlar yine devam edecektir. Ayrıca bir konut abonesinin aylık elektrik ve doğalgaz faturası için ödediği toplam tutar 2002 yılında net asgari ücretin yüzde 47'sini oluşturuyordu. Aynı miktardaki tüketim için bu oran 2022'de yüzde 12,9 seviyelerine düştü. Kademeli tarife Türkiye'deki hanelerin ortalama elektrik tüketimleri hesaplanarak 150 kilovat saat olarak belirlendi. 2021 yılı verilerine göre ülkemizdeki konutlarda ortalama tüketim aylık 134 kilovat saat olarak gerçekleşti. Aylık 150 kilovat saatlik tüketim düşük tarifeden, 150 kilovat saati aşan tüketimler daha yüksek faturalandırılıyor. Aylık 150 kilovat saat miktarı; 1 ay 30 gün varsayılarak günlük 5 kilovat saatin 30 güne tekabül eden miktarından hareketle oluşuyor. Kademeli tarifenin amacı şu; elektriğin verimli kullanımını teşvik etmek. Dar gelirli vatandaşların kullandığı elektriğin sübvanse edilmesini sağlamak, uygulama yeni başladı. Önümüzdeki günlerde kullanım verileri de takip edilecek.

 

MERKEZ BANKASI'NIN FAİZ KARARI

Uyguladığımız akılcı politikalarla kamu maliyesi, bankacılık sektöründe ciddi kazanımlar ve güçlü bir duruş elde ettik. Bunun yanında faiz oranlarında tarihi düşük seviyeleri yakalama başarısını göstermiştik. Türkiye 2013 yılında tarihinin en düşük faiz ortamını yakaladı. Bir dizi iç ve dış olumsuz gelişmeyle bu süreç kesintiye uğradı. Son 20 yılda altyapı yatırımlarında önemli mesafeler kat ettik. Doğrudan yatırımları destekleyen güçlü bir teşvik sistemine sahibiz. Ülkemizde iş yapma ortamının geliştirilmesi için devrim niteliğinde adımlar atıldı. Üretim odaklı ihracat ve istihdamı arttırmak hep önceliğimiz oldu. Bütün bunlar yeni modelimizin uygulanmasına yönelik uygun zemini hazırladı. Nihai amacımız olan dengeli ve sürdürülebilir büyümeye kesinlikle ulaşacağız. Dengeli büyüme, büyüme kompozisyonunun dış talep lehine iyileştirildiğine dair bir görünümü ifade ediyor. Sürdürebilir büyüme ise makro dengelerin korunduğu büyüme çerçevesine işaret ediyor. Yüksek faiz ortamının orta-uzun vadede kırılganlık oluşturduğu aşikar. Bu ortamda kaynaklarımız üretime gitmiyor. Bu da ekonomik olarak güçlenmek isteyen ülkemizin gelişmesine ket vuruyor. Biz bu sebeple düşük faiz ortamında kaynaklarımızı üretim, istihdam, ihracat ve büyüme olarak kullanmak istiyoruz. Biz önümüzdeki döneme çok iyimser bakıyoruz. Son dönemde döviz kurlarındaki istikrarlı seyir, bu iyimser bakışımızı da destekliyor. Kamusal kaynakları ve banka kredilerini etkin ve verimli şekilde üretimin arttırılması için kullanarak bu mücadelede başarılı olacağımıza inanıyorum. Bu model ile birlikte ülkemiz daha güçlü hale gelecek, ekonomimiz olası spekülatif ve manipülatif müdahalelerden daha az etkilenecektir. Bundan eminiz.

"KAMU BANKALARINA GİDİN"

Bu makas özellikle de özel bankaların bu konuda hala sömürü çarkını devam ettirme gayretinin olduğunu görüyoruz. Vatandaşlarıma sesleniyorum; diyorum ki kamu bankalarına gidin. Kamu bankalarına gitmek suretiyle de böyle bir sömürü çarkı içerisine girmeyin. Kamu bankaları bu konuda hassas. Vatandaşını kesinlikle yüksek faizle sömürme gibi bir gayretin içerisine giremez. Bundan rahatsız olacak özel sektör bankaları biliyorum. Ama bunu söylemeye mecburum. Biz bu ülkede tüketim ekonomisine destek vereceksek, sömürü yoluyla değil vatandaş temin ettiği kredisini gelsin sizinle de kullansın. Ama siz böyle yaparsanız gideceği yer neresidir? Uygun krediyi veren kamu bankasıdır. Oralar vasıtasıyla, konut kredisi mi, araç kredisi mi, onları da buradan temin edecek. Faizden medet umulmasını kesinlikle doğru bulmuyoruz. Yatırım, istihdam, üretim, ihracat ve cari fazla ile büyüme kararımızı her zaman açıklıyorum. Bankalarımızın bu yaklaşımı benimsemeleri çok önemli. Benimsemedikleri takdirde bizim de mücadelemiz devam edecektir.

KUR KORUMALI TL MEVDUAT HESABI

Muhalefetin bugüne kadar iktidar olarak 20 yıl içerisinde hangi yaptığımıza ‘doğru’ dediği vakidir. Sağlık sisteminde şehir hastanelerini yaptık, Marmaray'ı yaptık, Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nü inşa ettik, Osmangazi köprüsünü yaptık, 26 havalimanını 56'ya çıkardık ‘doğru’ mu dediler? Böyle bir şey yok. Ben şu şehir hastaneleri konusunda 'bütçede yeri neresidir' diyen mantığı anlamıyorum. O mantık bu ülkede SSK'nın başındayken hastanelerimizi rezil eden mantıktır. Onun döneminde hastanelerimiz sefil olmuştur. Hatırlayın rahmetli Savaş Ay’ın programında oradaki hastaların konumunu ve kolu kangren olan o yavrunun halini hatırlayın. Hiçbir zaman bunlar kalkıp da bu güzelliklere ‘hayırlı olsun’ demeyeceklerdir. TL cinsinden enstrümanlara güveni arttırmak ve tasarruflarını TL'de değerlendiren vatandaşlarımızın, kurdaki oynaklık karşısında mağdur olmaması için kur korumalı mevduat sistemini gündeme aldık. Şimdi bunu diyenler, bir kere siz ne zaman iktidar oldunuz ki? 20 yıldır bu ülkeyi biz yönetiyoruz. Uygulamanın başlarında olmamıza rağmen vatandaşlarımızın kur korumalı TL mevduata katılımları muhteşem. 25 Ocak 2022 tarihi itibariyle bu hesaplarda toplam büyüklük 203 milyar lirayı aşmış durumda. Bu miktarın 58,6 milyar lirası da döviz hesaplarından dönüşen tutar. Bu bakiyede 187,8 milyar lira ile gerçek kişilerin payı yüzde 92,5 düzeyinde. Tüzel kişiler ise 15,3 milyar lira ile yüzde 7,5 paya sahip. Kur korumalı mevduat ve katılım hesabına ek olarak attığımız bir dizi aksiyon adımı da yakın zamanda uygulamaya girdi. Döviz kurundaki oynaklık nedeniyle fiyatlamada zorluk yaşayan ihracatçı ve ithalatçılarımıza yönelik döviz satım ihaleleri başladı. Devlet tahvillerinden elde edilen gelirlere stopaj oranını sıfırladık. Temettü gelirlerine uygulanan stopaj oranını ise yüzde 15’ten 10’a düşürdük. Bireysel emeklilik sistemine devlet katkısını yüzde 30'a çıkardık. Bazı yatırım fonlarından elde edilen kazançların kurumlar vergisinden istisna edilmesi de sağlanmış oldu. İhracat ve imalat sanayii şirketlerine 1 puanlık vergi indirimi uygulaması da başladı. Önümüzdeki dönemde bireysel ve kurumsal yatırımcılara yönelik alternatif borçlanma enstrümanlarının ihraç edilmesi de planlanıyor. Bu adımları da atacağız.

KDV ORANLARI

Ekonomi programımızda özellikle KDV'de etkinlik, adalet, basitleştirmeyi sağlamak amacıyla çalışmalar yapılacağı yönünde karar almıştık. Kayıt dışı ekonomiyi azaltmak, iş ve yatırım ortamını iyileştirmek, ihracatı arttırmak gibi KDV konusunda da Hazine ve Maliye Bakanlığımız çalışmalarını yürütüyor. KDV oranlarının sadeleştirilmesi, oran farklılıkların giderilmesi, uygulamada kolaylık sağlayacak konularda Gelir İdaresi Başkanlığımız çözüm önerilerini de alıyor. Bu şekilde gelen talep ve değerlendirmeler etraflıca analiz edilip atılması gereken adımlar varsa o adımları gerçekleştireceğiz. Her türlü ürünler bu konuda masaya yatırılarak bunların arz talep dengesi içerisindeki yeri neyse o adımları atacağız.

RUSYA - UKRAYNA GERİLİMİ

Ülkemiz Ukrayna'nın toprak bütünlüğü ve egemenliğine en başından beri destek verdi. Rusya'nın, Kırım'ın ilhakı başta olmak üzere Ukrayna'nın toprak bütünlüğünü zedeleyen adımlarına karşı net bir tutum sergiledik. Bu tutumumuzun değişmesi söz konusu değildir. Rusya’nın Ukrayna’ya silahlı bir saldırı ve işgal yoluna gitmeyeceğini temenni ediyorum. Zira böyle bir adım be Rusya ne de bölgemiz için akılcı bir hareket olamaz. Umarım gerginlik böyle bir noktaya ulaşmaz. Biz de zaten bu anlayışla ve sorumlu bir bölge ülkesi olarak gerginliğin silahlı çatışmaya dönüşmesini engellemek için elimizden gelen her çabayı göstermeye hazır olduğumuzu belirtiyoruz. Rusya'yı dinlemeye ve anlamlı bir diyaloğa ihtiyaç olduğu anlaşılıyor. Rusya'ya bazı taleplerin neden kabul edilemez olduğunu anlatmamız lazım. Bu yönde de bir diyaloğun NATO’nun Rusya tarafından daha iyi anlaşılmasını ve anlatılmasını sağlayacağını inanıyorum. Biz şu anda Sayın Putin'i de ülkemize davet ettik. Yanıt bekliyoruz. Kendisiyle ikili görüşmeyi yapmak suretiyle bazı adımlar atalım istiyoruz. Şu an bizim arzumuz diyalog ve diplomasi yoluyla krize çözüm bulunmasıdır. Hem Rusya'ya hem Ukrayna'ya yapıcı ve itidalli davranmaları yönündeki çağrılarımızı sürdürüyoruz. Türkiye NATO müttefiki olmanın yükümlülüklerini bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da yerine getirmeye devam edecektir. Bu konuda her hangi bir tereddütte gerek yoktur.

SEZEN AKSU'NUN ŞARKI SÖZLERİ

Çok açık net bir gerçeği ortaya koymakta fayda var. Benim oradaki sözlerimin muhattabı Sezen Aksu değildir. Sezen Aksu Türk müziğinin önemli bir ismidir, şarkılarıyla insanımızın duygularına tercüman olmuş bir sanatçımızdır. Diğer taraftan ben ülkenin Cumhurbaşkanı olarak insanımızın hangi inançtan olursa olsun dini değerlerine yani kutsalına laf edilmesine müsaade etmem. Burayı birbirinden ayırmamız lazım. İnsanımızın kutsallarına yönelik hassas bir duruşum var. Bunu da herkes bilir. Dilini koparma ifadesini bir kişinin şahsına değil, kutsallarına karşı hakaret dönük bir tavır olarak ifade ettim. Özgürlüğün sınırları hakaret etmek, rencide etmek ya da kutsallara kötü sıfatlar yakıştırmak değildir. Demokrat Parti döneminde Atatürk'ü Koruma Kanunu çıkardık. Şimdi biz kutsallarımızı korumak için bir kanun mu çıkaracağız. Bu bir duruş. Özgürlüğün sınırları hakaret etmek, rencide etmek, kutsallara kötü sıfatlar yapıştırmak değildir. Bizim dinimiz tüm peygamberlere saygı ve hürmeti emrediyor. Ne zaman birbirimize inançlarımıza değerlerimize saygı duyacağız? Ne zaman bu konularla gündem oluşturmaktan vazgeçeceğiz. Kimse toplumumuzu kutuplaştırmaya özelliklede bütün bu konulara yönelik görmezlikten gelmemiz beklenmemeli. Bir millet olarak kardeşçe yaşamanın teminatı birbirimize olan saygıdır. Bu saygıyı ortaya koymaya mecburuz. Cumhurbaşkanı olarak da bu hassasiyetimin de isim vesaire zikretmeden ortaya koyduğum ilkenin kabulüdür. Öyle zannediyorum ki bu ilkenin kabulünü de herkes kabullenecektir.

SEDEF KABAŞ'IN HAKARETİ VE TUTUKLANMASI

Buradaki hakaret şahsımla alakalı değil temsil ettiğim makama yöneliktir. Devletin, devleti yöneten Cumhurbaşkanı’nın ve Cumhurbaşkanlığı makamının hedef alınması söz konusu. Biz Cumhurbaşkanlığı makamının ve millet iradesinin izzetini korumakla yükümlüyüz. Bulunduğum makam bunu gerektiriyor. Bunu ben mi söylüyorum? Türk Ceza Kanunu söylüyor. Bizim bunlara prim vermemiz söz konusu olamaz. Hukuk neyi gerektiriyorsa sonucu ne olursa olsun burada gereği yapılacaktır. Bunun ifade özgürlüğüyle de alakası yoktur. Siyasette elbette eleştiri olur, söyleyecek bir şeyim yok, ama bu temiz bir dille olmalı.

CHP'nin, 'Cumhurbaşkanına hakaret maddesinin kaldırılması' teklifi de tam bir garabet. Bunlar milletin bu makamlara kendilerinin getirmeyeceğini bildikleri için bizim elde edemeyeceğimiz makamlara gelenlere herkes istediği gibi saysın sövsün diyorlar. Bu makamların şerefini, saygınlığını biz bu aziz milletle birlikte koruyacağız. Hemen hemen bütün ülkelerde Cumhurbaşkanlarına, devlet başkanlarına hakaret etmek suçtur. Bu ülkenin seçilmiş iradesine de istediğiniz gibi hakaret etme lüksünüz olamaz. Bu milletin bir evladı olarak yüzde 52 oy ile seçilmiş bir Cumhurbaşkanıyım. Esasında bunların hakaret ettikleri Tayyip Erdoğan değil milletin ta kendisidir. Millete olan nefretlerini ortaya koyuyorlar. Milletin evi dediğimiz Türkiye Cumhuriyeti yönetim merkezine ahır benzetmesi de tümüyle bu aziz millete hakarettir edepsizliktir. Muhalefetin de bu kadar ağır sözleri ifade özgürlüğü eleştiri gibi göstermesi bunların edebini siyasi ahlakını gösteriyor. Şahsıma ve temsil ettiğim makama hakaret ettiği kendilerine hak görenlerin şunu bellemelerini fayda var. Kabul etseler de etmeseler de Recep Tayyip Erdoğan bu ülkenin yüzde 52 ile seçilmiş Cumhurbaşkanıdır. Bu makama saygısızlığı kanunlarımızda cezası açıktır. Bu suç cezasız kalmayacaktır. Herhalde CHP genel merkezine ahır yakıştırması yapanlara CHP yönetimi iyi gözle bakmaz. Biz onlar gibi hakarete başvurmuyoruz, her vatandaşın hakkı olan adalete başvuruyoruz. AK Parti iktidarları demokrasi ve fikir hürriyetini adeta taçlandırmıştır. Fikir ve ifade hürriyetinin hakaret içermediği sürece herkes için bir hak olduğunu AK Parti iktidarları bu ülkeye hatırlattırmıştır. Bu konunun takipçisi olacağız. Bu yapılan bir anlamda nefret siyasetidir. Toplumun önüne proje koyamayanlar, vatandaşlar arasına nefret tohumları serpme inancındalar. Bunu, sağlık kontrolü için getirildiği hastaneye girerken kelepçesiz ellerini arkadan birleştirerek ters kelepçe vurulduğu algısı oluşturmaya çalışmasında da gördük. Buna asla müsaade etmeyeceğiz. Devletin makamlarına ağız dolusu hakaret ederek toplumun bir kesimini nefretle donatanlar, yaptıklarının cezasını da hukuk çerçevesinde görecektir.

HABLEMİTOĞLU CİNAYETİNİN ZANLISI YAKALANDI

İlk defa bu programda açıklayacağım. Merhum Hablemitoğlu FETÖ'nün devlet içerisindeki kadrolaşma çalışmalarını anlatan Köstebek isimli kitabını yayınlayamadan öldürülmüştü. MİT uzunca bir süredir bu suikastin katil zanlılarından olan Nuri Gökhan Bozkır'ın izini sürüyordu. Bu şahıs kırmızı bültenle aranıyor. 2015 yılından itibaren FETÖ medya organlarına verdiği röportajlarda ülkemiz aleyhine asılsız iddialarda bulunuyor.

İstihbaratımız bu kişinin Ukrayna'da saklandığını tespit etti. Bu şahsın yakalanarak getirilmesi konusunda Zeleneksy'le konuştuk, 'Bu ülkenizdedir, lütfen bize verin' dedik. Bu kişi şu anda ülkemiz yargısına hesap veriyor. İstihbarat teşkilatımızın yakın markajı, muhataplarıyla olan sıkı diyaloglarla bu iş neticelendi.

FETÖ ile irtibatı yanında DEAŞ terör örgütüne silah ve mühimmat temin ettiği bilinen isim. Bu şahsın ülkemize getirilmesi geçmiteki faili meçhul cinayetleri aydınlatma konusundaki kararlılığımızdır. Güvenlik meseleleri bizim için bir bütündür. Her türden terör örgütü ve suç şebekesi ile mücadelemizi sürdüyoruz. Faili meçhul cinayetleri ortaya çıkararak kararlılığımız bakidir. Burada kaçtıkları ülkelerde karanlık odaklarla işbirliği yapan hainlere seslenmek istiyorum; dünyanın neresine giderseniz gidin Türk adaletine hesap vermekten kurtulamayacaksınız. Son nefesinize kadar ensenizde olacağız.

 

KAMU İŞÇİLERİNE EK ZAM

İşçilerimizin aldıkları zammın üzerine ortaya çıkan enflasyon farkı zaten eklenecektir. Toplu sözleşme zammının üzerine yüzde 2,5'luk ilave artış ekliyoruz. Böylece işçilerimizin ücretlerinde yüzde 28'i bulan bir artış sağlamış oluyoruz. Yaklaşık 700 bin kamu işçisini doğrudan ilgilendiren bu artış için gereken düzenleme kısa sürede yapılacaktır.