26 Mayıs 2020
19 °
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
19 dk
Öğle'ye kalan süre
İmsak 03:38 Güneş 05:30 Öğle 13:06 İkindi 17:04 Akşam 20:32 Yatsı 22:16

Merve Şebnem Oruç

Çin’den Singapur ve Tayvan’a, Türkiye’den Avrupa’ya koronavirüs krizi

Üç hafta önce bu köşede “2020’nin en korkutucu vakası” başlığı altında yeni tip koronavirüs, yani COVID-19 hakkında bir yazı yazmıştım.

Galiba o zaman meselenin ciddiyeti anlaşılmamıştı ki, bambaşka şeyler konuşuyorduk. Bugünse gündemimizde koronavirüsten başka bir şey yok.

Koronavirüs vakaları ve virüsün sebep olduğu ölümler, çıkış merkezi Wuhan’da inişe geçmiş durumda. Geçtiğimiz günlerde Çin Devlet Bakanı Xi Jinping, yedi hafta önce karantina altına alınan şehri ziyaret etti. Bu hafta Wuhan’da çarşıların, pazarların kurulduğuna dair görüntüler, eğer doğruysa, 11 milyonluk şehirde kötüye durumun zirve yaptıktan sonra artık geriye gittiğini düşündürüyor.

Wuhan’daki sert karantina önlemlerinin “2020’nin sen korkutucu vakası”nın yayılmasını engellemede yetersiz kaldığından ve insan haklarına aykırı sertliğinden daha önce bahsetmiştik. Başka ülkelerde, Çin gibi otoriterlikleri zirve yapmadığı için, uygulanması pek mümkün olmasa da, yine de bu sert önlemlerin dünyanın COVID-19’a hazırlanması açısından fayda sağladığını söyleyebiliriz.

Avrupa koronavirüs nedeniyle büyük bir krizin içerisinde. Yine de, Wuhan’da, hatta 60 milyonluk Hubei eyaletinde uygulanan sert karantina olmasaydı şu anda çok daha karanlık bir tablo ile karşı karşıya olabilirdik. Türkiye’nin yaptığı gibi Çin’den ülkesine yönelen seyahatleri erken kısıtlayanlar, virüsten (şu ana kadar) en az etkilenen ülkeler olurken, virüsü ve yeni bir salgına dönüşme riskini hafife alanlar şimdi o karanlık senaryoların hesabını yapıyor.

Öte yandan, Tayvan ya da Singapur gibi örnekler, Çin’e coğrafi yakınlıkları nedeniyle, başta koronavirüsün yayılması açısından en riskli yerler arasında olarak görülürken, aldıkları yerinde, zamanında ve daha az sert önlemler sayesinde, dünyaya “küt” diye çarpan koronavirüsü teğet geçmiş gibi görünüyor.

New York Times’dan alıntılayarak sayısal değer verelim:

Tayvan’ın nüfusu yaklaşık 24 milyon. Görülen vaka sayısı 50 ve bir ölüm var. Singapur’un nüfusu yaklaşık 7 milyon. Görülen vaka sayısı 187 ve ölüm yok.

Her ikisi de, Çin’den gelen yolcu akışını olabildiği kadar hızlı kesmeseydi, sonrasında alınan önlemlerin hiçbirinin anlamı olmayacaktı. Bu sayede vaka sayısını kendi şartlarına göre minimumda tutmayı başarabildiler. Buna ek olarak, karantina uyguladılar. Tıpkı Türkiye’de olduğu gibi, Çin’den gelmiş olan ve vaka riski görünenler her iki ülkede de halktan izole edildi. Ayrıca, toplumda bireylerin, aralarındaki fiziksel mesafeyi korumalarına, kendilerini mümkün olduğunca izole etmelerine ve kişisel hijyenlerine önem vermelerine gayret göstermeleri için, ikisi de çeşitli yöntemler izlediler.

Kitlesel organizasyonların iptali, okulların belirli süreliğine kapatılması, el yıkama gibi kişisel hijyen önlemlerinin tekraren anlatılması, hatta izolasyon için konulan yasal kurallara uymayanlara para cezası getirilmesi gibi, Türkiye’de de bazılarını ve daha farklılarını gördüğümüz uygulamalar, Singapur ve Tayvan’ın yeni tip koronavirüsten maksimum etkilenme riskini minimuma indirdi. Tabi bunda, sosyo-ekonomisi birbirinden farklı olan iki ülkenin de, gerek devlet gerek vatandaş bazında, Çin gibi, SARS virüsünden büyük oranda etkilenmiş olmasının getirdiği tecrübenin oynadığı rol büyük.

Türkiye, hem SARS virüsü gibi bir sağlık krizi tecrübesi olmamasına hem de yeni tip koronavirüsün orijin ülkesi olan Çin’e coğrafi yakınlığı bulunmamasına rağmen, zamanında ve bazısının fazla bulduğu yerinde önlemler sayesinde, umarım bu küresel krizi de minimum zararla atlatacak.

Ama kendini zamanın ötesinde gören, öngörü konusunda burnundan kıl aldırmayan, önlemlerini bir tek ikinci ve daha aşağı sınıf gördüğü insan topluluklarına karşı alan Batı’nın, COVID-19 sonrası, çıkarması gereken çok ders olacak.

Yorumlar
Diğer Yazıları