online visitors
10 Temmuz 2020
22 °
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
9 dk
İmsak'a kalan süre
İmsak 03:38 Güneş 05:34 Öğle 13:15 İkindi 17:13 Akşam 20:45 Yatsı 22:32

Merve Şebnem Oruç

Çin koronavirüs salgınında erken mi davrandı, geç mi kaldı?

Çin’in Wuhan şehrinden çıkıp dünyaya yayılan yeni tip koronavirüs konusunda Pekin hem eleştirildi hem de övüldü.

23 Ocak itibarıyla Çin’in sıkı karantina önlemleri almaya başladı. Ama aslında ilk vakanın ve vakaların ne zaman ortaya çıktığını, Çin’in başlangıç sürecinde nasıl davrandığından pek de haberimiz yok.

Salgına dönüşen hastalığın Wuhan’da bir hayvan pazarından çıktığından haberdarız ve uzman doktorların çoğunun tahminlerine göre, yarasalarda bulunan bir virüs mutasyon geçiriyor, ölümcül hale geliyor, doğrudan ya da bir başka hayvan dolayısıyla insana geçiyor ve ilk hasta (patient zero) bu şekilde ortaya çıkıyor.

Hala ilk hastanın kim olduğu ve COVID-19’un tam olarak nasıl başladığı bilinmiyor. Bu da acaba hastalık Aralık sonu diye bildiğimiz tarihten çok daha mı önce ortaya çıktı sorusunu sorduruyor. Belki ilk hasta, bir süre çevrede dolaştıktan sonra “bilinmeyen bir hastalık” ya da “solunum yetmezliği” vs gibi bir sebeple ölmüş olarak kayıtlara geçti veya iyileşenler arasında ve bugün hala yaşıyor. Uzmanlara göre, hastalık muhtemelen Ekim ya da Kasım ayında ortaya çıktı, ipuçları ancak Wuhan’ın Hua’nan pazarından ardı ardına gelen vakalar sonucu yani yayılmaya başlamasıyla beraber birleştirilebildi. Bu da aslında Çin’in hastalığın geçmişi hakkında da, bugüne kadar bir soruşturma yapmadığını ortaya koyuyor.

İlk olarak 8 ve 10 Aralık’ta, biri Hua’nan pazarında deniz mahsulleri satıcısı olan ve diğeri babası aynı pazarda çalışan iki kişi, ayrı ayrı, hasta hissettikleri ve basit bir gribe yakalandıklarını düşündükleri için yerel kliniklere gidiyor, ilaç alıyor ve işlerinin başına dönüyor. Hastalık geçmeyince daha kötü halde tekrar kliniklere dönüyorlar ve olaylar zincirinin bildiğimiz kısmı bundan sonra başlıyor. Ardından çevrelerindeki insanlar ve ailelerinden bazı kişiler de kliniklere hasta olarak gitmeye başlıyor.

Tabii o günlerde kimse bu hastalığın ne olduğunu bilmiyor. Wuhan’daki vaka sayısı arttıkça doktorlar üç hafta boyunca bu hastalıkların birbiriyle bağlantısını kurmaya çalışıyor.

Yerel kliniklerdeki ve küçük hastanelerdeki doktorlar nihayetinde, bu toplu vakaların Hua’nan pazarından geldiğini Aralık sonunda anlıyor ve hastaları tek tek karantinaya alarak durumu 31 Aralık’ta Dünya Sağlık Örgütü’nün Çin ofisine ve üslerine bildiriyor.

Ancak bırakın halkı, meslektaşlarını bile uyarmaları Çinli otoriteler tarafından engelleniyor. Wuhan’daki doktorların WeChat’te kendi aralarında vakalar hakkında konuşmaları tespit ediliyor ve sansürleniyor. Bir doktor, meslektaşıyla test sonuçlarını paylaştıktan ve bu hastalığın “SARS virüsü olabileceğini” söyledikten sonra Çinli yetkililere durumu haber verdiği için “dedikodu ve yalan haber yaymak”la suçlanıyor ve uyarılarının negatif etkiye sebep olduğunu söyleyerek kendi kendini eleştirdiği bir mektup yazmak zorunda bırakılıyor. Söz konusu doktor, Li Wenliang, Şubat ayında COVID-19’dan ölüyor ve ancak geçen hafta Çin devleti Doktor Li için bir özür yayınlıyor.

Çin bugün tüm eleştirileri reddederek dünyaya zaman kazandırdıklarını söylese de ve dünyadan başka yetkililer bunu savunarak kafamızı karıştırsa da, daha önce de salgın tecrübesi yaşayan bir ülkenin üst üste yaptığı hatalar zinciri, siyasi otoritelerin halkı bilgilendirme ve doktorları dinleyerek tedbir alma konusunda ayak sürümeleri, aslında Çin’in geç kalmasına neden oluyor.

Şöyle söyleyebiliriz; Aralık başında ilk vakaları ortaya çıkıp Aralık sonunda doktorların teşhis koyduğu hastalık konusunda önlemler daha önce alınıp Çin halkı ve dünya o günlerde, hatta Ocak başında bile bilgilendirilseydi belki bu noktada olmayacaktık. Yetkililer Ocak ayı başında Hua’nan pazarını kapatsa da hastalık hakkında bilgi vermeye çalışan sekiz kişiyi devlet medyasında hedef tahtasına koyuyor ve yalan haber yaymakla suçluyor. Öte yandan 5 ve 6 Ocak tarihlerinde hem Şangay Halk Sağlığı Merkezi hem de Çin Hastalık Kontrol Merkezi hastalığı en nihayetinde tespit edip önlem alınması gerektiğini söylemiş olsalar da, yetkililer hastalığın varlığını ancak 12 Ocak’ta açıklıyor ve fakat, tüm buna rağmen, yetkililer 18 Ocak’ta Wuhan’da on binlerce kişinin katıldığı Çin Ay Takvimi’nin Bahar Bayramı ilk etkinliklerini gerçekleştiriyor.

Tüm bu gizli saklılığa rağmen, Türkiye gibi bazı ülkeler Çin’de yaşananları gözlemlemekte geç kalmayıp yavaş yavaş önlemler almaya başladığı için şanslı sayılıyor. Örneğin Ankara, ilk olarak 6 Ocak’ta Bilim Kurulu’nu ve operasyon merkezini kuruyor. 10 Ocak itibarıyla Çin’deki gelişmeleri yakından takip etmeye başlıyor. 14 Ocak’ta hastalıkla ilgili bir kılavuz hazırlıyor.

Çin devlet yetkilileri virüsün insandan insana geçtiğini ancak 20 Ocak’ta kabul ediyor. Yine de Çin Devlet Başkanı Xi, aynı gün hastalık konusunda halka ilk kez hitap ederken insandan insana bulaştığından bahsetmiyor. Türkiye o gün Wuhan’dan gelen yolcuların yanı sıra farklı çeşitli ülkelerden gelen yolcuları taramaya başlıyor.

20 Ocak’ta hastalık Çin devleti tarafından salgın olarak kabul edilse de, yetkililer 5 milyondan fazla nüfusa sahip Wuhan’ı ve bağlı olduğu 58 milyon insanın yaşadığı Hubei eyaletini karantina altına ancak 23 Ocak’ta alıyor.

Çinli doktorların hastalık konusunda yeteri kadar uğraşmadıklarını söyleyemeyiz. Fakat onların çabalarına rağmen, devletin gecikmesi salgının bu denli yayılmasına neden oldu diyebiliriz. Çin’de son 15 yılda sağlık sektörüne yapılan yatırımlara rağmen, işçi sınıfının yerel kliniklerin ötesine ulaşmasının zor olması ve hastane masraflarının çok yüksek olması da teşhisin gecikmesinde ayrı bir etken.

Çin devlet yetkilileri, üstelik SARS gibi salgın hastalıklardan kaynaklanan tecrübeleri olsa bile, COVID-19’un ilk evrelerinde bu kadar korumacı, sansürcü ve yanılgılarında ısrarcı olmasalardı, kendi halkını ve dünyayı bu kadar geç bilgilendirmeselerdi, belki yeni tip koronavirüs tüm dünyaya yayılmazdı. Ya da en azından ülkeler daha erken önlem almaya başlardı ve vaka ile ölüm sayıları bu kadar artmazdı.

ABD Başkanı Donald Trump gibi, COVID-19’dan bahsederken “Çin virüsü” demek istemem ancak Çin’in hastalığın yayılmasında, bir günün bile çok önemli olduğu zamanda, bu denli geç kalması nedeniyle sorumlu olduğunu kabul etmek gerekir. Ve sanki, bugün hastalığı önlemede büyük bir başarı kazanmış gibi resmedilmesine inanmanın da büyük bir yanılgı olduğunu söylemek gerekir.

Yorumlar
Diğer Yazıları