16 Aralık 2019
4 °
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
1 sa 25 dk
Güneş'e kalan süre
İmsak 06:43 Güneş 08:15 Öğle 13:04 İkindi 15:23 Akşam 17:44 Yatsı 19:10

Sevda Noyan noyansevda@gmail.com

CeHePe'den haber var!!!

Bilenler bilir, bilmeyenler de şimdi öğrenir: Benim ailemin bir bölümü hâlâ CeHePe’lidir ve CeHePe’de aktif siyaset yapan bir dayım ve hâlâ severek görüştüğüm CeHePe’li aile dostlarımız var…

İşte bütün bu nedenlerden dolayı CeHePe zihniyetini, beklentilerini, yaşadıkları “paralel evren”i iyi bilir ve bu konularda CeHePe’lilerle tartışmayı çok severim…

Amma velakin artık bu işin suyu çıkalı çok olduğu için, bizim tartışmaların da boyutu değişti!

Yaşadığımız son “Yalan Rüzgarı”(!) filminin senaristi hâlâ bilinmezken, oyuncuların başrol kapma yarışında büyük bir mücadele verdikleri kesin...

“Yalan Rüzgarı”(!) filminin tüm aşamaları ayyuka çıkmış olduğu halde acaba yeni bir şeyler öğrenebilir miyim umudu ile CeHePe’de uzun yıllardır üst düzey görev almış bir aile dostumu aradım (Kaynağımın adını vermemi beklemiyorsunuz herhalde, adını versem anında kendini ihraç listesinde bulabilir!)…

Söze gülerek başladık, atasözlerini sevdiğimi bilen, her şeye rağmen sevdiğim ve saydığım bu büyüğüm "Sana bir atasözü ile cevap vereyim: Bir deli kuyuya taş atmış, bin akıllı çıkaramamış! Bu kumpasın kime ne yararı, kime ne zararı olacak, iyi irdelemek gerekir… Ülkeyi böylesi saçmalıklarla meşgul etmek ayrı bir uzmanlık konusu…” dedi ve sonra sözlerine ikinci bir atasözü ile devam etti: “Erken öten horozun başını keserlermiş!”. “Dur abi, dur şimdi bu horoz kim oluyor?” dedim... “Kim olacak, sizin şehrin Büyükşehir Belediye Başkanı!” dedi...

“Abi, çok şaşırdım sen böyle konuşmazdın…" diye devam ettim.

“Kardeşim delirtti beni bu adam! Anladık, başarılı oldun, İstanbul'a Büyükşehir Belediye Başkanı seçildin, ama daha ilk aydan bu kadar havaya girip operasyon üzerine operasyon çekilmez ki! Her şeyin bir raconu sırası var!"

"Dur abi, dur! Yani şöyle mi diyorsun, Başkanlık seçimleri için zaten adayınız belli mi? CeHePe’nin adayı İmamoğlu mu olacak? İşinizi kolaylaştırmak için mi bu operasyonlar yapılıyor? Peki Muharrem İnce ne olacak? Devre dışı mı kaldı?” “Hayır, belli demiyorum…

Gidişat öyle görünüyordu! Son operasyona kadar… Bu zat işin ayarını kaçırdığı için yaptığı operasyonlar sonucunda zannediyorum her geçen gün şansını zora sokuyor… Bizim millet mağduru sever. Zaten büyük oy farkı ile seçilmesi de bunun göstergesi… Şimdi yaptığı bu oyun ters dönüp mağdur haline gelen, sözde önü kesilen Muharrem Bey'e yararsa hiç şaşırmasın! Ne diyelim, senin sevdiğin tarzda cevap verelim: kendi düşen ağlamaz!”

“Abi, peki Kemal Kılıçdaroğlu ne oluyor bu durumda? Sonuçta bu bombayı ortaya atan ve patlatan o! Bu operasyonun ona ne faydası var?"

“Sevdacığım, Kemal Bey için söylenecek sözlerim bitti… Zaten kendisine söyleyeceğim her türlü eleştiriyi yönelttim. Sonuç bildiğin gibi: şu anda parti içinde konu mankeni durumuna geldim, konuşmaya bile çekinir durumdayım.. Kemal bey (aslında farklı bir hitap kullandı ama ben bunu burada değiştirmeyi uygun gördüm!) CeHePe’nin başına gelmiş en büyük felaket! Gerçekten çok çaresiz kaldık… Benim gibi hayatını CeHePe’ye vermiş, her türlü zorluğa göğüs germiş, babadan-dededen CeHePe’li biri için çok acı verici bir durum..."

“Abi, bu söylediklerini yazacağım… İsmini vermeden tabii… Bunu biliyorsun değil mi?"

"Yaz Sevdacığım yaz! Bunlar başta bütün samimi CeHePe’liler olmak üzere herkes tarafından bilinen gerçekler, en azından tahmin edilen durumlar..."

"Peki abiciğim, bütün bu yalan dolanlarla bu millete nasıl hizmet edeceksiniz, bu milletin yüzüne nasıl bakacaksınız?”

"Orasını hiç sorma! Bence bekleyelim bakalım… Ellerimizle ortaya çıkardığımız sahte kahraman İstanbul'da ne yapacak, sonuçlarını hep birlikte göreceğiz.."

“Abiciğim, korkarım bir dahaki seçimde seni TBMM’de görmemiz zor olacak gibi…” "Orası hiç belli olmaz! Bakarsın bir gün biz de CeHePe içinde bir darbe yapabiliriz!” Gülerek vedalaştık...

Sevdiğim ve saydığım CeHePe’li abim ile yaptığım konuşmaya bir hayli “nezaket sansürü” uyguladım… Bunu da yazmakta fayda var! Aslında üslubu çok daha sert, öfkeli ve bol miktarda sövgülüydü...

Sonuç olarak, heyecanlı bir ülkede yaşıyoruz vesselam...

NOT: Haluk Bilginer'i kutluyorum… Geçen yıl bir solukta izlediğim “Şahsiyet” dizisini çok beğendim… Haluk Bilginer'in oynadığı Şahsiyet isimli seri katilin öyküsü, Türk izleyecisi için ezber bozan bir yapımdı… Bu başarılı yapımın başrolünü oynayan Haluk Bilginer'in, 47ncisi düzenlenen Emmy ödül töreninde en iyi erkek oyuncu ödülü alması beni çok sevindirdi… Demek ki, yapınca oluyormuş!

Yorumlar
Diğer Yazıları