Gündem |

'Çatlakların oluşturduğu faylar deprem yaratmasa da üzerindeki yapılar heyelana sebep olabilir!'

Geçtiğimiz günlerde temeli atılan Kanal İstanbul projesine karşı çıkanların gündeme taşıdığı rant iddiaları ve deprem riski söylemleri tartışılmaya devam ediyor. Jeolog Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, projenin olduğu bölgenin jeolojik haritasını yorumlarken kritik uyarılarda bulundu.

Mevlüt Yüksel
Mevlüt Yüksel

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, hayali olan asrın projesi Kanal İstanbul'un ilk temelini geçtiğimiz günlerde attı. İlk kez 2011 yılında gündeme gelen Kanal İstanbul projesi, karşı çıkan kişilerin gündeme getirdiği rant iddialarıyla tartışılmaya devam ediyor. Jeolog Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, projenin deprem yaratacağı ve bölgenin jeolojik yapısına zarar vereceği iddialarını SuperHaber'de değerlendirdi.

"KANAL İSTANBUL KUZEY BÖLGESİ SAĞLAM OLDUĞU İÇİN DEPREM YAPAMAZ. ANCAK KUMBURGAZ ÇUKURUNDAKİ FAY DEPREM RİSKİ TAŞIYOR. YALOVA-ÇINARCIK FAYININ OLUŞTURACAĞI ETKİ KÜÇÜKÇEKMECE ÇEVRESİNDE HEYELAN YARATABİLİR!"

Kanal İstanbul projesinin yapılacağı bölgede riskli bir fay hattının söz konusu olmadığını belirten Prof. Üşümezsoy, Yalova-Çınarcık fayının oluşturacağı etkinin heyelan yapabileceğine dikkat çekerek, "Jeolojik haritalara baktığımızda Kanal İstanbul alanı esas olarak kuzeyden güneye, Terkos gölünün doğu kenarından Çekmece gölüne uzanan bir hat olarak çizildiğinde bunun hemen kuzey kenarındaki bölge Gürpınar killeri dediğimiz özel olarak Çekmece ile Silivri arasındaki killerin kuzeydeki uzanımını oluşturuyor. Bu killer 150-200 metre yükseklikte sırtları oluşturan yumuşak zeminli bir alanda dayanıksız bir materyalden oluşturuyor. Onun güneyine geldiğimiz zaman killi kireç taşından oluşan Ceylan ve Soğucak kireç taşı dediğimiz sağlam bir zeminden kanal devam ediyor. Kanal Sazlıbosna köyünden sonra güneydeki Marmara Denizi'nin Büyükçekmece ile İstanbul-Bakırköy arasında kalan kesiminin zayıf olduğuna geçiyor. Buradaki haritada açık sarı ile gösterilen en temelde killerin bulunduğu, Güngören dediğimiz bir kil. Onun içinde çakıl taşlarının bulunduğu, Çukurçeşme çakıl taşları. Bakırköy kireçtaşı dediğimiz bir yapı oluşmakta. Bu haliyle heyelan üretmekte olan yapılardır. Bunun içinde özellikle Avcılar batısında Haramidere'nin iki yanındaki heyelan sahaları ve Haramidere'deki fay hattıyla kontrol ediliyor. Küçükçekmece gölünün Avcılar'da üniversite ile sınırında oluşan yapıda da heyelanlar söz konusu. Diğer tarafta kıyıya doğru Yakuplu bölgesinde kıyıya giden heyelanlar söz konusu. Bu bölge jeolojik olarak zayıf ve heyelanların kuvvetli olduğu bir bölge olarak gözüküyor. Ancak olumsuz umutların karşısında bölgenin önünde ya da yakınında bir fay söz konusu değil. Yeşilköy-Bakırköy-Büyükçekmece arasında bu kıyıya paralel giden Kuzey Anadolu fayı söz konusu değil. Buradaki fay Çekmece'den başlayıp Yeşilköy'e, Bakırköy'e, oradan Adalar'ın güneyinden Tuzla'ya kadar giden ölü bir fay hattı. Buna karşılık kuzey güney gidişli geçen haftaki Kartal depremini yaratan faylar gibi ikincil veya üçüncül kuzey güney gidişli faylar söz konusu. Bu faylarda 1999 depreminde oluşan faylar var. Bu boyutuyla bu depremler önem  taşıyor. Marmara Denizi'nde risk taşıyan faylar Kumburgaz çukurundaki ters fay var. Ancak bu Silivri çukurundan başlayıp Kumburgaz kıyısı boyunca uzanan ve Büyükçekmece açıklarında sonlanan 35 kilometrelik bir fay hattı. Kumburgaz kıyısı yükselerek bir sırt oluşturuyor ve Kumburgaz çukuru üzerine bindiriyor. Bunun doğusunda Büyükçekmece ile Bakırköy, Büyükçekmece ile Tuzla arasında bir fay yok.  Ancak kuzey güney gidişli ikincil faylar olarak Yalova-Çınacık kıyısındaki ana fayın çatallarını oluşturan ikincil faylar söz konusu. Bu fayların oluşturacağı etki Kanal İstanbul anlamında da Küçükçekmece çevresindeki heyelanları göz önüne almak gerekir. Kanal İstanbul'un açılması bir deprem sebebi değil. Bölgede deprem oluşturan bir fay bu anlamda söz konusu değil. Fay bu bölgenin batısındaki Kumburgaz çukurunda. Diğer taraftan 1999 depreminde Çınarcık kuyusunun güney kıyısındaki faylara bağlı ikincil ve üçüncül sırada makaslama fayları var. Yani camın çatlaması gibi. Bu bölgede bu fayların etkileri söz konusu. Bunlar enerji üretip büyük deprem yaratmasa da Yalova-Çınarcık, Çınarcık çukurunun güneyindeki Kuzey Anadolu fayının stresiyle çalışıyor. Burada büyük yapıların oluşturulması bu anlamda önemli. Bu büyük yapıların oluşturulması söz konusu olmasa buradaki makaslama zonundaki onlarca çatlağın oluşturduğu faylar büyük deprem yaratmasa da çatlağın üzerindeki yapılar heyelanlara sebep olabilir. Heyelanlar Kanal İstanbul bölgesinin Marmara'ya açılış bölgesinde risk taşıyacak yapıları oluşturmaktadır. Kanal İstanbul'un ancak paralel bir kardeş kanalla, yani Kanal Avrasya ile Hazar ve Anzak Denizi arasındaki kanalla hayata geçirebileceği, çünkü bunu hayat geçirebilecek sebebin ne Rusya'dan geçecek petrol, ne de Karadeniz ile Rusya'ya giden gemilerdeki kargo yükleri değildir. Tam tersi Çin'den çıkacak, Doğu Türkistan, Kazakistan, Hazar Denizi, Karadeniz ve Kanal İstanbul'dan geçecek bir ticaret gemisi anlam kazanabilir. Bunun dışında petrol taşımacılığı ile hiçbir anlamı yoktur. Zaten petrol taşımacılığı üzerine kurulmuş Movies Maximov'un şirketi petrol taşımacılığı şüphesiyle Rusya'dan ve Azerbaycan'dan batıya petrol aktarımı şüphesi nedeniyle iflas etmiştir. Diğer yolda ise giderek boru hatlarının öne çıkması gemilerde petrol taşımacılığını dışlamaktadır. Ancak kargo gemileri ile özellikle dev konteynerlerini taşıyan kargo gemilerinin geçeceği yol Hazar Denizi'ndeki limandan yüklenen kargolar Avrasya kanalından geçerek, Anzak Denizi'ne, oradan Karadeniz'e ve Kanal İstanbul'dan geçerek Kızıldeniz yolundan gelen Süveyş Kanalı'na rakip olabilir. Bu anlamda nokta olabilir. Ancak bu şekilde büyüyeceği ve sürekli yayılarak Kazakistan-Türkiye üzerinden Avrupa'ya mal satmaya devam edeceğini varsaymakla mümkündür. Kanal İstanbul'un Sazlıbosna'nın kuzeyindeki kesiminde ceylan ve solucak kireç taşları sağlam bir zemin oluşturuyor. Ancak bu kuzeye yani Karadeniz kıyısına geldiği zaman Gürpınar kiliyle büyük bir sırt oluşturuyor ve burada riskler taşımaktadır. Bu riskler özellikle Terkos Gölü ile sınırının belirlenmemiş olmasından kaynaklanıyor. Bu boyutuyla burada açılacak derin bir kanal Terkos Gölü ile sorun yaşayacaktır.  Ancak güneyde ise Çekmece Gölü'nün kenarındaki kuzey batı-güney doğu gidişli ikincil makaslama faylarının etkisiyle Yalova-Çınarcık kıyısındaki depremlerin yarattığı stres aktarımı burada yapılanmalar oluşturması açısından bu bölgede de büyük yapıların yapılmasını engelleyecek jeolojik yapıya sahiptir. Bu da heyelanlarla belirlenen olumsuz bir durumdur." sözleriyle çok kritik uyarılarda bulundu.

Jeolog Prof. Dr. Şener Üşümezsoy'un açıklamalarının tamamını SuperHaber YouTube kanalından izleyebilirsiniz...

YOUTUBE KANALIMIZA ABONE OLMAYI UNUTMAYIN 


Sitene Ekle