24 Mayıs 2019
19 °
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
3 sa 8 dk
Öğle'ye kalan süre
İmsak 03:41 Güneş 05:32 Öğle 13:06 İkindi 17:03 Akşam 20:30 Yatsı 22:13
İzzet Çapa

İzzet Çapa

Hiçbir şeyden çekmedim candida mantarından çektiğim kadar…

Son günlerde enerjimi emip tüketen bir bitkinlik, sürekli nedensiz bir yorgunluk, köpeğim Düdük’ü bile ‘Hey arkadaş’ diye çağırtan bir acayip unutkanlık, korkunç bir baş ağrısı ve bir türlü mani olamadığım tatlı krizleri yaşıyordum.

Sokağa bile çıkmakta güçlük çekmeye başlayınca, kapının önüne adım atmakta zorlandığım sabah artık bu iş böyle devam edemez dedim soluğu kadim dostum Prof. Dr. Hüseyin Nazlıkul’un muayenehanesinde aldım.

İlk kan testinden sonra da Candida Mantarı adlı, ismini hayatımda ilk defa duyduğum bir illetten muzdarip olduğumu öğrendim.

Efendim bu mantar, sağlıklı bağırsak sisteminin bir parçasıymış.

Bu bölgelerde, yararlı ve zararlı organizmalar halinde yaşarmış. Ve eğer gereğinden fazla çoğalırsa, vücudun dengesi bozulur, tehlikeli olmaya başlarmış.

Bağırsaklardaki geçirgenliğin artmasına sebep olur, bunun sonucunda da dışarı atılması gereken zararlı maddelerin vücuda geçerek çeşitli hastalıklara neden olmasına yol açarmış.

Bu sıkıntılı vaziyete sebep olarak en başta sık antiboyatik kullanımı, elbette sigara ve rafine karbonhidrat ile şekerli besinlerin fazla kullanımı gösteriliyormuş.

Bendeki semptomların dışında halsizlik, konsantrasyon eksikliği, şişkinlik, kabızlık, gaz, egzama, çeşitli cilt rahatsızlıkları, bağışıklık sisteminin bozulması, sık hastalanmak ve anksiyete ile depresyon şeklinde de ortaya çıkabiliyormuş.

Peki çaresi ne diye sordum dostum Nazlıkul’a.

‘Önce şekeri keseceksin’ diye başladı anlatmaya…

‘Meyve, kuru meyve, yapay tatlandırıcılar, alkol, pirinç, beyaz undan yapılmış her şey, makarna, börek, sözün özü tüm pastane ürünleri, işlenmiş ve koruyucu içeren besinler, inek sütü, fermente soya ürünleri ile bütün GDO’lu gıdalara da veda edeceksin…’

Dediklerini harfiyen uygularsam bu illetten kurtulmam mümkünmüş.

Eğer bu belirtilerden bir kaçı sizde de varsa; aman diyorum dikkat edin.

İş daha da can sıkıcı boyutlara varmadan, doktorun tavsiyelerine kulak verin. Nihayetinde ‘halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi’ ama değil mi?

Maazallah diyorum…

Diğer Yazıları