26 Mayıs 2018
21 °
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
3 sa 48 dk
Öğle'ye kalan süre
İmsak 03:38 Güneş 05:31 Öğle 13:07 İkindi 17:04 Akşam 20:32 Yatsı 22:16
Göksel Aşan

Göksel Aşan

Büyüme rakamları üzerine III

Cumhurbaşkanı Erdoğan 17 Haziran tarihindeki konuşmasında bir kez daha kredi derecelendirme kuruluşlarına seslendi. Kibarca Türkiye’nin %5’lik ilk çeyrek büyüme rakamlarının ardından söyleyecek bir şeyiniz var mı diye sordu. Biz de ne söyleyeceklerini merakla bekliyoruz.

Açık ki ilk tepkileri büyüme tahminlerini revize etmek olacak. Çok değil daha iki ay önce yayınladıkları Türkiye görünümündeki negatif söylemin yerini “temkinli bir iyimserlik” alacak. İlk işaretler gelmeye başladı bile. Yazının devamında size bazı kuruluşların en son raporlarında Türkiye ekonomisi ile ilgili ne öngördüklerini aktarmaya çalışacağız. Sonrasında da bunları okuyan herkesin aklına gelecek sorulara yanıt arayacağız.

World Bank Şubat 2017 raporunda 2016 yılı büyüme tahminini %2,1’e indirmiş. Aynı raporun 2017 büyüme tahmini %2,7. Politik istikrarsızlığa ve düşen turizm gelirine vurgu yapılmış.
IMF Nisan 2017 raporunda Avrupa’nın gelişen ekonomilerinin nispeten iyi gittiğini belirtmiş ancak hemen ardından eklemiş “Türkiye hariç”. Bu ülke grubunun 2017 de %3, 2018 de %3,3 büyüyeceğini ön görmüş. Bununla birlikte Türkiye için 2017 tahmini %2,5. Bu raporda da politik belirsizliğe vurgu var.

Fitch diğerlerinden daha kötümsermiş. 2017 için büyüme tahminini %2,3, 2018 için ise %1,3 olarak vermiş. Elbette yine politik istikrarsızlık/belirsizlik vurgusu raporun vaz geçilmezi. Ancak hakkını vermek lazım yukarıda sözünü ettiğimiz ilk işaret de Fitch’den geldi. Geçtiğimiz hafta başında tahminlerini revize ettiler. %2,3 olan 2017 tahminlerini %4,7’ye yükselttiler. %,1,3 olan 2018 tahmini ise %4,1 oldu. Rapor diyor ki; referandumun bitmesi ile politik ortam yumuşamış, 2019’a kadar seçim yokmuş ve bunlar büyümeyi yukarı çekmiş.

S&P kredi rating izleme raporunu 27 Ocak 2017 tarihinde yayınlamış. Notumuzu değiştirmemekle beraber görünümü stabilden negatife indirmiş. Aynı raporda 2017 büyüme tahmini %2,4 olarak verilmiş. Tabii ki politik istikrarsızlık yine başrolde. Yalnız bu raporda eklemeler de yok değil; 2015 de biten “Kürt barış süreci”, darbe teşebbüsünden ötürü adliyede, orduda, akademide ve medyada işten uzaklaştırılan veya tutuklanan 100 000 kişinin yol açtığı olumsuzluklar. Tüm bunlar mülkiyet hakları konusunda endişeye yol açmış ve doğrudan yabancı sermaye girişini engellemiş. Bu arada bazı ekonomik sebepler de sıralanmış tabii. Aynı kurum 5 Mayıs 2017 de bir ara rapor daha yayınlamış. Büyüme 2020’ye kadar zayıf gidecek tespiti yapılmış. Tahminlerde hiçbir değişikliğe gidilmemiş. Negatif görünüm ise büyüme zayıf olacağı ve kurda oynaklık devam edeceği için değiştirilmemiş.

Moody’s son raporunu Nisan ayında yayınlamış. 2016 yılının büyüme oranı %2,9 olarak açıklanınca 2017 tahminini yukarı revize etmiş ve %2,2’de %2,6’ya çıkarmış. Bir de uyarı var. Şayet yapısal reformlar yapılmazsa bu iyileşme kalıcı olmaz denmiş. Mayıs ayı toplantılarında başkanlarının ağzından yine politik istikrar vurgusu yapmışlar. Üstelik bu kez referandum ülkeyi ikiye böldü, politik belirsizlik daha da derinleşti demişler. Büyüme tahminlerini ise değiştirmemişler.

Herhalde manzarayı özetlemek açısından bu kadarı yeterli olacaktır. Bir miktar basite indirgeyerek şunu söylemek mümkün. Tüm bu kurumlara göre Türkiye’nin 2017 büyümesi ortalama %2.5 civarında olacak, finansal riskler derinleşerek devam edecek ve bunun da ana gerekçesi politik durum.

Dünyanın en saygın üniversitelerinden mezun araştırmacıların belli ki günlerce süren hummalı çalışmalar sonucunda, bütün derin bilgilerini ve tecrübelerini kullanarak yaptıkları tahmin ile gerçekleşen (ilk çeyrek itibari ile elbette) arasında neredeyse iki katı fark var. Belli ki yılın devamında bu fark açılarak devam edecek. Kur bir aydan uzun bir süredir stabilize olmuş durumda. İşsizlikte düşüşe dair ilk veriler açıklanmış ve cari işlemler açığı da makul seviyelerde devam ediyor. Hadi ihracatdaki yükselişi de ayrıntı olarak ihmal edelim. Görünen şudur; Türkiye’nin ilk altı aylık performansı bu raporlarda yazılanlara taban tabana zıt bir sonucu ortaya çıkarmıştır.

Arada Fitch’in 2017 tahminini %4,7’ye çıkarmış olmasını takdir etmeyi unutmayalım. Yalnız aynı kurumun 2018 için %1,3 olan tahminini 3 katından fazla arttırarak %4,1’e çıkarmış olmasını da bir kez daha not edelim. Bu iki tahmini de yapanlar aynı kişilerse ve tahminlerini birkaç ay geçmeden 3 katına çıkarıyorlarsa hala işlerine devam ediyor olmaları çok şaşırtıcı olur. Bir ülke ekonomisinde 3 ayda ne, ne kadar değişebilir de böyle bir farkı ortaya çıkarabilir bunu iktisat ilminin araçları ile açıklamak pek mümkün değildir.

Peki bu tablo neden ortaya çıkmış olabilir. Dünyanın en iyi üniversiteleri dediklerimiz artık iyi mezunlar yetiştiremiyor olabilirler mi? Acaba bu kurumların çalışanları “aman şimdi kim Türkiye ile uğraşacak, sallayım bazı rakamlar gitsin” deyip kaytarmış olabilirler mi? Yoksa kullandıkları modeller artık günümüz ekonomilerinde tahminleri doğru vermiyor olabilir mi? Modellerinde kullandıkları dataları yanlış almış olabilirler mi? Sebepler listesini uzatmak mümkün. Lakin bir şey çok açık, bu kurumların hiç birinin Türkiye ile ilgili yapacakları hiçbir açıklamanın artık inandırıcılığı kalmamıştır. Artık aklı başında bir çok yatırımcı Türkiye ile ilgili bir karar alacakken bu kurumları dikkate almayacaktır. Bir ülke ekonomisi ile ilgili tahminlerini üzerinden birkaç ay geçmeden 2 hatta 3 katı yukarı revize etmek zorunda kalan kurumların bunu gerekçelendirmeleri mümkün değildir.

Daha kapsamlı bir çalışma ile bu kuruluşların diğer bazı ülkelerle ilgili tahminlerinde ne ölçüde sapmalar olduğuna bakacağız. Şayet onlarda da böyle sapmalar olmuşsa (ki sanmıyoruz) zaten artık ciddiye alınır bir tarafları kalmadığı iyice ortaya çıkar. Yok eğer bu hataları Türkiye dahil birkaç ülke için yapıyorlarsa o zaman tablo daha da netleşir.

Yukarıda sadece büyüme rakamlarını verdiğimiz bu raporların ayrıntılarında eleştirilecek, düzeltmeye muhtaç o kadar saçmalıklar var ki emin olun sayfalarca yazmakla bitmez. Ancak bu malumun ilanından öteye gitmeyen beyhude bir çaba ve boşa zaman kaybı olur. Zira bizce tüm bu hataların sebebi sarihtir. Sebep ne mi? Siz bu satırları okuduğunuzda aklınıza ilk gelen sebep ne ise bizce de sebep o.

Diğer Yazıları