Gündem |

"Bu kadar delikanlıydın da, DEAŞ'a niçin 'Başkonsolos ben değilim' dedin!"

Geçtiğimiz günlerde FETÖ'nün Kuzey Irak imamı Talip Büyük ile fotoğrafları çıkan CHP Milletvekili Öztürk Yılmaz skandal açıklamalarıyla kamuoyunu meşgul etmeye devam ediyor.

Öztürk Yılmaz son olarak, Türk ordusunun Zeytin Dalı Harekatı'nı birlikte yürüttüğü Özgür Suriye Ordusu'nu hedef göstererek "El Kaideci" olmakla suçladı.

Kamuoyunda büyük tepki gören bu açıklamaları Star yazarı Ahmet Kekeç de eleştirdi ancak, CHP'li Öztürk Yılmaz'ın tehdit ve şantajları ile karşılaştı.

Ahmet Kekeç bugün o tehditlere köşesinden yanıt verdi. CHP milletvekiline, "Bu kadar delikanlıydın da, DEAŞ'a niçin 'Başkonsolos ben değilim' dedin!" diye sordu.

İşte o köşe yazısı;

- Bak sen şu tabansıza!

ÖSO’nun El Kaide’den geldiğini söyleyen CHP’nin “dış ilişkiler sorumlusu” Öztürk Yılmaz, meğer bir aralar “AK Partili” takılıyormuş... “Dışişleri’ndeki tek AK Partili benim” diyerek, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’na yaltaklanıyormuş.

Mevlüt Bey anlattı da, oradan öğrendik.

Şimdi eski partisinin adını bile yanlış telaffuz ediyor, “Akepe” diyor.

Bunu da Mevlüt Bey’den öğreniyoruz.

Başka “başarıları” da var arkadaşımızın.

Bir ara “Avrupa Birliği Bakanlığı” bünyesine alınmış. Bir-iki ay sonra kovulmuş.

Diyor ki Mevlüt Bey, “Volkan Bey’e (Volkan Bozkır’a)sorun. Bu Öztürk Yılmaz niye kovulmuş, anlatsın!”

Soruyoruz:

Öztürk Yılmaz’ı niye kovdunuz Volkan Bey?

Hangi cürümü işledi?

Devletini ve bağlı olduğu birimi zora sokacak hangi yüz kızartıcı eylemde bulundu?

Bilmek istiyoruz.

Öztürk Yılmaz Efendi geçenlerde Halk TV’ye çıkmış, başta Cumhurbaşkanı Erdoğan olmak üzere, önüne gelen herkese (ve tabii bu satırların yazarına) saydırıp duruyor... İnternetten izledim.

Erdoğan için “ulan” ve “terbiyesiz” diyor.

Pek bir celadetli...

Küfrederken gözlerinden kıvılcımlar saçıyor.

Hem celadetli, hem terbiyesiz... Hem de, birazdan göreceğiniz üzere, “tabansız...”

Bu satırların için de “yandaş” ve “yalaka” ifadelerini kullanıyor.

Sadece bu nitelemeleri kullansa, diplomatik terbiyesine ya da terbiyesizliğine verip geçeceğim.

Bir de, tehdit ediyor... “FETÖ’cü” filan diyor; “suç örgütü” olduğu MGK tarafından tescil edildikten sonra FETÖ üyeleriyle gizli kapaklı görüşmeler gerçekleştiren “kamu görevlisi” kendisi değilmiş gibi...

Kendisinden dinleyelim: “Ayrıca yalaka ve yandaşa da bir cevap vereyim... O FETÖ’cü şunu iyi bilsin ki, bu devir değişecek... Bugün ellerindeki istihbarat gücünü, medya gücünü, orduyu, polisi kullanarak, bir şeylerin arkasına saklanıp bize ateş edenlere sesleniyorum. Bu devir değişecek ve biz size tükürdüklerinizi yalattıracağız. Varsa bir mekanizmanız, onun da hesabını görün. Bu laf lütfen tarihi bir laf olsun, biz iktidara gelirsek sana neyi yedireceğimizi ben o zaman gösteririm.”

Bu ağzı bozuk diplomat eskisine şunu söylemek isterim.

Gelemeyeceksiniz koçum.

İktidara gelemeyeceksiniz.

Musul’da birlikte görüntü verdiklerinizin (yani FETÖ’nün) darbesi başarılı olsaydı, bir ihtimal... Belki darbe hükümetinin sıralamada önemli bir yer işgal etmeyecek sorumlusu olarak “iktidarı” tadabilirdin.

Bu kafada, bu nezahetsizlikle devam ettiğiniz sürece iktidar yüzü göremeyeceksiniz.

Hem, ne olacakmış bakalım devir değiştiğinde?

Muharrem İnce’niz “Yüce Divan’a otobüs seferleri düzenleyecekleri”, Gürsel Tekin’iniz de bütün bir yandaş medyaya el koyacakları müjdesini veriyordu.

Sen “müjdeni” bir detaylandır bakalım: Bu müktesebatın ve cirminle kime neyi yalatacaksın ya da yedireceksin?

Bir haksızlıkla karşı karşıya olduğunu düşünüyorsan yargı yolu açık, verirsin mahkemeye, neyse zararın, tazmin edersin.

Kolpayla, tehditle, şantajla kimi korkutmaya çalışıyorsun?

Sen kendini ne sanıyorsun?

Bu kadar delikanlıydın da, DEAŞ Musul Başkonsolosluğu’nu bastığında niçin “Başkonsolos ben değilim” diye kaçmaya çalıştın? Niçin canını kurtarmak için güvenlik görevlilerinin arkasına saklandın?

Cahil ve müktesebatsız olduğunu biliyorduk da, aynı zamanda tabansızmışsın.

HAMİŞ

Okurlarıma soruyorum: Bu tabansızı “tehdit ve şantajdan” mahkemeye verip biraz parasına alayım mı? Bugüne kadar kimseyi mahkemeye vermedim. Elimde kalemim var, bizzat icaplarına baktım... Bu ilkemi, aynı zamanda hakaret suçu işleyen bu tabansız için bozayım mı?