Ekonomi |

Bu dönemin romanını kim yazabilir?

"Gömleği Yalnız" adını taşıyan öykü kitabı kısa süre önce raflardaki yerini alan yazar Mustafa Şahin'e önemli bir misyon biçildi. Öykü kitabını inceleyen eleştirmen Fikret Yılmaz, Mustafa Şahin'i "İçinden geçilen dönemin romanını yazacak isim" olarak tanımladı.

İçerik: SuperHaber
İçerik: SuperHaber

Yazar Mustafa Şahin'in merakla beklenen ilk öykü kitabı "Gömleği Yalnız" kısa süre önce Yapı Kredi Yayınları edebiyat dizisinden okuyucularla buluştu.

“Dergâh”, “Hece” ve “Gerçek Hayat” gibi önemli dergilerde yer alan yazı ve makaleleri ile tanınan Şahin'in kitabı edebiyat çevrelerinde heyecanla karşılandı.

Kısa süre içinde olumlu tepkiler alan "Gömleği Yalnız" hakkında Fikret Yılmaz da övgü dolu bir eleştiri yazısı kaleme aldı.

Mustafa Şahin'in dile hakimiyetini öven Yılmaz yazısında "Emprovize caz parçaları gibi şiir tadında girişleri, geçişleri ve bitirişleri var. Ayrıca kelimelerini rüzgara bırakıp uçurduğu masalsı pasajları… Bütün bir ahaliyi koluna takıp halay çektiği bağlantıları…" diye yazdı.

DÖNEMİN ROMANINI KİM KALEME ALACAK?

Fikret Yılmaz, Şahin ve eserine, yüksek anlam ve sorumluluk yükleyen ifadeler kullanmaktan da imtina etmedi.

Bir dönem Türk siyasetinin içinde de yer alan ve kalemi ile kritik görevler icra eden Mustafa Şahin'in bu vasfından da yola çıkarak ilginç tespitler yapan Yılmaz şu ifadeleri kullandı;

"Anlatı düzeyinin yüksekliği ve zenginliği üzerinden yakaladığı başarı, Şahin’den beklentileri de yükseltiyor. Her zaman sorduğumuz bir soru vardır: Yaşadığımız değişim ve dönüşümün romanını kim kaleme alacak? Siyasi, kültürel ve sosyal dalgalanmalarıyla, sınıf savaşlarıyla, mahalle baskısı atışmalarıyla, merkez-periferi, lider-kitle analizleriyle, kent-köy rekabetiyle, vesayet tartışmalarıyla ve diğer ayrıntılarıyla, bu dönemin romanını kim yazacak? Elbette yazılıyor ve elbette çok kişi yazabilir. Ancak bu ilk kitap ve özellikle iki öykü, ‘Hiçbir Nisan’ ve ‘Gömleği Yalnız’, bize öyle göz kırpıyorlar ki; Mustafa Şahin içinden geçtiğimiz, konuşmaktan, tartışmaktan yorgun düştüğümüz hallerin, inişlerin, çıkışların, kazanışların, kaybedişlerin ve kayboluşların romanını yazabilir. Yazmalıdır."

- İşte Fikret Yılmaz'ın "Gömleği Yalnız" hakkındaki inceleme makalesinin tam metni;

‘Uzun İnce İmkansız Öyküler’

Mustafa Şahin’in beklenen öykü kitabı nihayet yayınlandı. Yapı Kredi Yayınları arasından çıkan kitap, içindeki öykülerden birinin adını taşıyor: ‘Gömleği Yalnız’.

İki kelimeden birine vurgu yapmamız gerekiyorsa ‘yalnız’ bir adım önde. ‘Yalnız’ kapısından adım atıp, ‘nazlı sarı’ kapağını aralayalım.

Başta not düşmeliyim ki; bu yazının başlığı da Şahin’e ait. ‘Hiçbir Nisan’ öyküsünde, ‘denizyıldızı’nın bulunduğu yerden, merakla çok uzaklara bakarak devşirdiği, inci diline, mercan diline, kuş diline çevrilen öykülerini anlatmaya çalışırken kullanmış.

Kitapta oniki öykü var: Hiçbir Nisan, Kapandım, Refüj, Gömleği Yalnız, Kördüğüm, Önce Söz Yandı, Sayın Efendim, Emret Toprak, Düzelü, Benzinsiz, Gönül ve Buradan Gidiyorum.

Henüz ilk sayfalarda, kendini hemen belli eden lezzetli bir dil ve ironik bir üslup karşılıyor bizi. İronisi eni, boyu, derinliği, köşeleri, köşelerinin keskinliği itibariyle kendine mahsus.

Yüksek dil yeteneği ve kuvvetli gözlem gücü sayesinde dalgın bir bakışla soluk görünen dünyayı detaylandırıp, renklendirip olanca canlılığıyla gözümüzün önüne sermiş Şahin. Emprovize caz parçaları gibi şiir tadında girişleri, geçişleri ve bitirişleri var. Ayrıca kelimelerini rüzgara bırakıp uçurduğu masalsı pasajları… Bütün bir ahaliyi koluna takıp halay çektiği bağlantıları…

Hepsinin yanında umut var. Satır aralarında biraz nefeslenince ortaya çıkan, ‘Hızır İlyas yaylasındaki gelecek gibi bir umut..!’

Hatıralar var. İçinde kendimizi buluverecekmişiz heyecanıyla okuduğumuz hatıralar…

Daha önce çeşitli dergilerde yayınlanan öykülerini bir araya getirmiş Şahin. Kitapta öykülerin ilk yayın tarihlerine dair bilgi yok. Ancak geniş bir zaman dilimine yayıldıklarını, 12 Eylül’den başlayarak günümüze kadar uzandıklarını söyleyebiliriz.

Ne zaman ve nerede bir öykü ipucu görse hemen yakalıyor. Sabırla çekiyor ipi ve dikkatlice örüyor öykü yumağını.

Kahvelerde sadece çay içmiyor, fotoğraflar çekiyor ve üst üste bindirdiği karelerle yeni, bambaşka görüntülere ulaşıyor. Kitabevlerinde kitaplara baktığı kadar, kitaplara bakanları da gözlemliyor. Belediye otobüslerini sadece bir yerden bir yere gitmek için kullanmıyor, insandan insana ulaşıyor. Akıp giden hayatın kuytu bir köşesine sessizce yerleşip seyre ve kayda başlıyor.

Kırık dökük ömürler, her an dağılıverecekmiş gibi duran ilişkiler, hiç olmayacak rastlaşmalar var Gömleği Yalnız’da.

‘Emret Toprak’ta en yalın haliyle söyleyecek olursak; asker hatırası anlatılıyor. Ancak buradaki hatıra, bugüne kadar hiç duymadığınız türden. Başroldeki Osman ise ender rastlanacak bir karakter.

‘Gönül’ öyküsünde kimsenin hayatlarını merak etmediği, bırakın kulak kesilmeyi, hikayelerine teğet geçmekten bile çekindiği, esmerlikleriyle şehrin ve sosyolojinin kıyısında yaşayan bir topluluğun üyeleri, Roman kadınlar var. Şahin durup dikkat kesiliyor onlara. Rahatsızlık vermeden, ince bir kanaldan sohbet başlatmayı başarıyor. Ve bir duruş, bir samimiyet, bir esaslı örnek çıkarıyor o kısacık diyalogdan.

‘Düzelü’ öyküsünde, henüz en başta, ismindeki tatlı Kastamonu şivesiyle, okuyucu ortadan bir yerden dahil ediliyor akışa. Bir aralıkta kırılmış da bir daha tamamlanmamış, arada kalmış, hatta araya gitmiş birinin öyküsü. Doğu ile batı, buradaki kültür ile oradaki kültür, bizim hayat biçimimiz ile onların hayat biçimi arasında hep eksik kalan, ikisini birden kucaklamak isterken elinde iki yarımla kalakalmış biri. Ve o hayatın etrafında tanıdığımız diğerleri…

‘Benzinsiz’, kapıları her daim kapalı duran bir iç odadan öykü getiriyor bize. İçeriye girilse bile, ancak tülün ardından gözlemlenebilen, kulaktan kulağa anlatılsa da hiç kağıda dökülmeyen bir atmosferi anlatıyor.

Bitirdiğimizde diyoruz ki; “Keşke Suat’ı biraz daha yakından tanıyabilseydik!” Ve daha geniş zamanlar için pişmanlığımız: “Keşke başka Suat’ların öykülerini de bir yazan olsa!”

‘Refüj’ bir film gibi açılıyor. Makara dönüyor ve arabalar, insanlar, düşünceler, can sıkıntıları, telaşlar, korkular akmaya başlıyor.

Kördüğüm’de 12 Eylül var. Şahin diyor ki; “12 Eylül’ü mutlaka çok dinlediniz, belki de yaşadınız. Olsun, bir de benden dinleyin!”

Bazı öykülerin dili çok sıkı dokunmuş. Bütün öykü sanki bir cümleden ibaret. O öyküleri özetlemek, bir detayından hareket ederek tanımlamak zor. Belki de imkansız. Ancak okunarak anlaşılabilir ve içine girilebilir masif birer blok olarak duruyorlar.

Mustafa Şahin yaşadığı dönemi, içinde bulunduğu vadiyi, oradan yola çıkarak bütün ülkeyi, öykülerine sığdırmayı başarmış. Her bir okuyucunun dilinde ayrıca çoğalacak ve zenginleşecek öyküler yazmış. Eski şehirler, eski şehirlere eklenen yeni mahalleler, büyük şehirlerin kenar semtleri ve ille de İstanbul… Köklerde bir yerlerde birbirleri ile teyellenmiş öyküleri bir araya getirdiğimizde, yani kitabı bitirdiğimizde en geniş ‘bu ülke’ panoramasına varabiliyoruz.

Anlatı düzeyinin yüksekliği ve zenginliği üzerinden yakaladığı başarı, Şahin’den beklentileri de yükseltiyor. Her zaman sorduğumuz bir soru vardır: Yaşadığımız değişim ve dönüşümün romanını kim kaleme alacak? Siyasi, kültürel ve sosyal dalgalanmalarıyla, sınıf savaşlarıyla, mahalle baskısı atışmalarıyla, merkez-periferi, lider-kitle analizleriyle, kent-köy rekabetiyle, vesayet tartışmalarıyla ve diğer ayrıntılarıyla, bu dönemin romanını kim yazacak? Elbette yazılıyor ve elbette çok kişi yazabilir. Ancak bu ilk kitap ve özellikle iki öykü, ‘Hiçbir Nisan’ ve ‘Gömleği Yalnız’, bize öyle göz kırpıyorlar ki; Mustafa Şahin içinden geçtiğimiz, konuşmaktan, tartışmaktan yorgun düştüğümüz hallerin, inişlerin, çıkışların, kazanışların, kaybedişlerin ve kayboluşların romanını yazabilir. Yazmalıdır.

Bunu ondan isteyebilir, ondan bekleyebiliriz.

- MUSTAFA ŞAHİN KİMDİR?

Mustafa Şahin, 1962’de Malatya’da doğdu.

Ankara DTCF Urdu Dili ve Edebiyatı mezunu.

İlk yazısı “Yeni Devir” gazetesinde çıktı. Gazete ve dergilerde çalıştı; uzun süre metin yazarlığı yaptı.

“Mavera”, “Dergâh”, “Hece”, “Tezkire”, “İzlenim”, “Ülke”, “Gerçek Hayat” dergilerinde, “Haberiyat.com” adlı haber portalında öyküler, denemeler yayımladı.

“Gömleği Yalnız” yazarın ilk kitabıdır.