23 Mayıs 2019
18 °
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
6 sa 58 dk
Öğle'ye kalan süre
İmsak 03:42 Güneş 05:33 Öğle 13:06 İkindi 17:03 Akşam 20:29 Yatsı 22:11
Yaşam

Rize'de ortaya çıktı...

Bu canlıyı görenler şaşkınlıklarını gizleyemedi!

Rize'nin Hemşin ilçesinde, küresel ölçekte tehlike altında olan 'kuzey şeritli semenderi' görüldü. Semenderlerin yaşam alanının korunması için çalışma başlatıldı.

Bu canlıyı görenler şaşkınlıklarını gizleyemedi!

Rize'nin Hemşin ilçesinde yol kenarındaki su birikintisinde bazı canlılar olduğunu gören Nuri Yazıcı, durumu Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü ile Karadeniz Teknik Üniversitesi'nde (KTÜ) tanıdığı akademisyenlere bildirdi. Bölgede inceleme yapan heyet, su birikintisindeki canlıların IUCN Kırmızı Liste’ye göre, küresel ölçekte tehlike altında olan kuzey şeritli semenderleri olduğunu tespit etti. Sayılarının 36 olduğu belirlenen semenderlerin yaşadığı su birikintisi koruma altına alınırken, canlı türünün hareketleri izleniyor.

'BU TÜR CANLIYA RASTLAMAMIŞTIM'

Semenderleri yörede ilk kez 3 yıl önce fark ettiğini anlatan Nuri Yazıcı, bir süre önce canlıları su birikintisinde çokça gördüğü söyledi. Yazıcı, "Bataklığı incelediğim zaman daha önce görmediğim bu canlıları gördüm. Bu tür bir hayvana daha önce rastlamamıştım, dikkatimi çekti, gözlem altına aldım. 3 senedir de bunları inceliyorum" dedi.

"İNSANLARIN DİKKATİNİ ÇEKMEMEK İÇİN BURAYA FAZLA GELMEMEYE VE SAKLAMAYA ÇALIŞTIK"

Yazıcı, "Uzmanlar bu canlıların endemik olduğunu söylediği zaman biraz daha sevindim. Özel bir türü koruyarak doğru bir iş yaptığımı anladım. Yolun hemen kenarında yaşayan semenderler tehlike altında. İnsanların dikkatini çekmemek ve zarar vermelerini önlemek için buraya fazla gelmemeye ve saklamaya çalıştık." ifadelerini kullandı.

'ZARAR GÖRMEMELERİ İÇİN TAKİP EDİYORUZ'

Çaykur Organik Hemşin Çay Fabrikası Müdürü Ömer Demirci de bölgede organik tarıma geçilmesi ile endemik canlı türlerinin görülmeye başladığını belirterek, "2009 yılında bölgenin organik çay tarım havzası ilan edilmesi ile beraber doğa eski halini almaya başladı. Doğanın dengesinin oluşması ile bu tip endemik hayvanlar da yeniden gözükmeye başladı. Biz yolun kenarındaki birikintide yaşamaya başlayan kuzey şeritli semenderleri fark ederek, zarar görmemeleri için takip ediyoruz” diye konuştu.

 

'YAŞAM ALANLARI KORUNMALI'

Ziraat Yüksek Mühendisi Emel Babalık Sayın ise küçücük bir su birikintisinde endemik bir türün yaşadığını duyunca dikkatini çektiğini belirterek, “Saadece bu coğrafyada yaşayan bu kadar değerli bir canlının böyle yolun kenarında tehlike ile iç içe olmaları beni endişelendiriyor. Fabrikanın yanında olması, yaz dönemlerinde kamyon giriş çıkışlarının artması nedeniyle ayrı bir tehlike oluşturuyor. Muhakkak burada hızlıca koruyucu önlem alınmalı, bu canlıların yaşam alanlarında korunmaları sağlanmalı” ifadelerini kullandı.

 

PROF. DR. BÜLBÜL: BU CANLININ KORUNMASI GEREKİYOR

Karadeniz Teknik Üniversitesi Zooloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ufuk Bülbül ise, son yıllarda su kaynaklarının azalması ile 'amfibi' denilen hem suda, hem karada yaşayan canlıların olumsuz etkilendiklerini söyledi. Prof. Dr. Bülbül, şunları dedi:

"Bu hayvanlar bağımlı olduğu suya yumurtalarını bırakıyor. Bu canlılar solungaç solunumu yaptıkları için larvaları da suda büyüyor. Bulundukları su ortamı da insanlar tarafından bir şekilde yok edilirse, ya da tahrip edilirse yaşam şansları olmuyor. Erginlerin karaya kaçma ve kurtulma şansı olabilir belki, ama yumurtaların ve larvaların böyle bir şansı yok. Bu bahsettiğimiz hayvan da tehdide yakın statüsünde. Bu canlının korunması gerekiyor. Çünkü bu tehdit artmaya devam ederse, bu canlıların yaşam alanı olan su kaynakları yok edilirse, artık ‘tehdit altında’ aşamasına gelecek. Bu aşamaya gelmeden ülkemizin bu biyolojik çeşitliliğini oluşturan bu hayvanları doğal yaşam ortamlarında korumamız ve bilinçsiz bir şekilde yok olmalarını engellememiz gerekiyor. Bunun adına, tür koruma eylem çalışma ve projeleri var. Devletimiz bu koruma çalışmalarını yaparken, halkımızın da bu konuda bilinçlenmesi gerekiyor."