17 Nisan 2021
10 °
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
1 sa 2 dk
Öğle'ye kalan süre
İmsak 04:43 Güneş 06:15 Öğle 13:09 İkindi 16:52 Akşam 19:52 Yatsı 21:19
Gündem

Liyakat mi demiştiniz?

Boğaziçi Üniversitesi'nde nepotizm!

Cumhurbaşkanı Kararı ile Boğaziçi Üniversitesi Rektörü olarak atanan Prof. Dr. Melih Bulu'ya karşı çıkanların birkaç gerekçesi var. Biri Bulu'nun üniversite bünyesinden atanmaması, ikincisi ise liyakat. Üçüncü gerekçeleri ise Boğaziçi geleneği. Peki, Boğaziçi'nin geleneğinde nepotizm var mı? Eğer yoksa hiçbir akademik ünvanı bulunmayan, 'eşcinsellik' üzerine bir film yapmak dışında öncelenebilecek bir özelliği olmayan Can Candan nasıl öğretim üyesi oldu? Detaylar haberimizde...

Prof. Dr. Melih Bulu'nun rektör olarak atanmasının ardından Türkiye'nin gündemine "Boğaziçi Üniversitesi Geleneği" lafzı girdi. 

Tarihi bir okul olduğu düşünülürse bu ifadede herhangi bir sıkıntı, sakınca ya da yanlış yok. 

150 yılı aşkın bir süredir eğitim hayatında olan Boğaziçi Üniversitesi aynı zamanda Türkiye'nin kalburüstü birkaç üniversitesinden biri. 

Doğal olarak hem idari hem de akademik kadrosunda seçici davranması, mümkünse kendi bünyesinde yetişmiş insanlarla eğitim yolculuğuna devam etmesinde de bir sakınca olmadığı gibi savunulabilir, anlaşılabilir bir durum bu. 

Bilindiği gibi Prof. Bulu'ya itirazlar da işte bu kaygı merkezlerine işaret edilerek yapılıyor ağırlıklı olarak. 

Daha önce yönettiği üniversitelerde elde ettiği başarılar gözardı edilen Bulu'nun okul bünyesinden atanmaması da en temel itiraz argümanı. 

Peki, şimdi bir örnek üzerinde sormak istiyoruz. Boğaziçi Üniversitesi'nde bir akademisyenin görev alması için ne tür ilişki ya da bağlantıları bulunmalı? Üniversitede bir kadroya sahip olabilmek için bir yakını ya da siyasi, ekonomik ve sosyal ne tür destekçisi olmalı?

Kendisini başka üniversitelerde kanıtlamış ve profesör ünvanı almış bir kişiye bile 'liyakat' şerhi koyan akademisyenlerin bulunduğu bir eğitim kurumuna kapağı atmak hiç de kolay olmasa gerek. Tabi arkanızda güçlü bir grup ve size kefil olabilecek bir yakınınız yoksa. 

NEPOTİZM Mİ CAN CANDAN MI?

Daha önce Boğaziçi'nde akademik eğitim aldığı da bilinen Bulu'ya itiraz edenler mesela hiçbir akademik ünvanı bulunmayan Can Candan için ne diyecekler? 

Can Candan bir film ve belgesel yönetmeni. En dikkat çeken filmi ise 2013 yapımı olan ve eşcinselliğin anlatıldığı 'Benim Çocuğum' 

Candan'ın Boğaziçi ile bağlantısı üniversitedeki LGBTİ'yi destekleyen gruplar gösteriliyor. 

Ama sadece bu da değil. Can Candan aynı zamanda Boğaziçi Sosyoloji Bölümü'nde görev yapan Doç. Dr. Ayfer Bartu Candan'ın da eşi. 

Bir başka deyişle ortada tam anlamıyla bir Nepotizm durumu var. İster bunu eş durumundan kayırmacılık deyin, isterse filmleri ile övdüğü bir grubun desteklemesi olarak görün. 

Peki, Can Candan mesleki kariyeri tarafından bu göreve layık olamaz mı? Konu Boğaziçi olunca durup düşünmek ve öyle cevap vermek gerekiyor galiba.

Yorumlar