12 Ağustos 2020
30 °
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
1 sa 0 dk
İkindi'ye kalan süre
İmsak 04:26 Güneş 06:04 Öğle 13:14 İkindi 17:04 Akşam 20:14 Yatsı 21:46

Merve Şebnem Oruç

Birleşik Arap Emirlikleri Libya’nın acısını Suriye’de çıkarmaya çalışır mı?

İdlib bölgesinde Türkiye ile Rusya arasında varılan son anlaşma, her iki ülkenin ortak devriye faaliyetleriyle beraber devam ediyor olsa da, Esad rejiminin İdlib’i alma yönündeki iştahı geçmiş değil. Bu nedenle Suriye’de hala kırılgan bir zemin üzerinde yürünüyor.

 Esad’ın İdlib’i alıp zafer ilan etme arzusunu Rusya’yı karşısına alarak ya da yanına almadan gerçekleştiremeyeceği muhakkak. Bu nedenle, rejimin Kremlin’i ikna edecek yeni provokasyonlar, yeni sahte bayrak operasyonları düzenlemesi ya da farklı planlamalar içine girmesi her daim mümkün. Öte yandan da, Türkiye’nin Suriye’de artan etkisine karşı faaliyetlerini artıran Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) Şam’ın yanında yer alması Esad rejiminin yeni umutlar beslemesine neden oluyor. 

Rusya gibi BAE’nin de sadece Suriye’de Türkiye ile karşı cephelerde yer almadığını Libya örneğinde de görüyoruz. Libya’da darbeci Halife Hafter’i en baskın şekilde destekleyen ülke BAE. Türkiye’nin Fayez el-Sarraj liderliğindeki Ulusal Mutabakat Hükümeti’ne (UMH) verdiği destek arttıkça, Mısır gibi bazı ülkeler Hafter’e alternatif arıyor olsa da BAE de darbeci eski askere olan desteğini arttırıyor.

 Suriye’de ise, iç savaşın başlarında her ne kadar Suudi Arabistan ve benzeri Körfez ülkeleri gibi muhalefeti destekleyen cephede kendini gizlese de, BAE farklı grupları destekledi; hatta çok yakın olduğu Suudi Arabistan’dan da ayrışarak farklı muhalif grupları finanse etti. Böylece, desteklediği grupların Suriye muhalefetinden ayrışmasına, muhaliflerin kendi içlerinde bölünmesine yol açarak devrimin başarıya ulaşmasına engel olan ülkelerden biri oldu.

BAE’nin Türkiye gibi Katar’a olan düşmanlığı da Suriye’de muhalifler arasındaki bölünmelerde belirleyici bir faktördü. BAE son birkaç yıla kadar Esad’a karşıymış gibi görünüyordu ama rejimin öne çıkan isimlerinin Dubai ve Abu Dabi ile ilişkisi hep devam etti. Bu temas maalesef çok az kişinin dikkatini çekti; genel olarak gözlerden kaçtı. Örneğin Beşar Esad’ın annesi Anisa Makhlouf son yıllarını Dubai’de geçirdi ve orada öldü. Rejimin önde gelen isimleri servetlerini genellikle Abu Dabi bankalarında saklamayı tercih etti.

Suriye’nin geleceğini kendi çıkarları doğrultusunda şekillendirmek isteyen BAE, Şam’daki büyükelçiliğini 2018 sonunda tekrar açmasının ardından, saklandığı gölgeler arkasından yavaş yavaş çıkıyor ve on yılın sonunda gerçek yüzünü göstermeye başlıyor

Bu bağlamda, geçen ayın Suriye’ye ilişkin en önemli haberi, Abu Dabi veliaht prensi ve BAE’nin de-facto yönetici olan Muhammed bin Zayid’in Esad’a İdlib’deki ateşkesi bozması için 3 milyar dolar önermesiydi. Esad şüphesiz ki bunu gerçekleştirmek için uygun fırsatı ve Kremlin’i ikna etmek için en doğru zamanı kolluyor.

Muhammed bin Zayid bu teklifi ile bir taşla iki kuş vurmayı amaçlıyor: Birincisi, İdlib’de çatışmaları tekrar alevlendirerek Rusya ile Türkiye’nin bölgedeki mutabakatını bozmak. İkincisi, Türkiye’nin dikkatini Libya’dan Suriye’ye çekmek.

 Malumunuz, Libya’da Ulusal Mutabakat Hükümeti Türkiye’den aldığı destekle Hafter’e karşı büyük başarılar elde etmeyi sürdürüyor. Vatiyye üssü ve Tarhuna’nın alınmasıyla sahadaki üstünlüğü ele geçiren UMH sadece başkent Trablus’un işgal edilmesini engellemekle kalmadı; aynı zamanda Hafter güçlerini kaçtıkları Sirte’de de sıkıştırdı. Türkiye’nin hava savunma sistemleri BAE’nin savaş uçaklarının hava saldırılarına karşı UMH’nin karada ilerleyişini hızlandırdı; aynı zamanda BAE’nin drone’larını etkisiz hale getirdi. Bu sayede Türkiye’nin SİHA’ları da Hafter hedeflerine başarılı saldırılar gerçekleştirebildi.

 Yaşadığı hezimeti Mısır’ı Libya’da daha da aktif hale getirerek ve zaman kazanmak için Hafter’e ateşkes ilan ettirerek telafi etmek isteyen BAE’nin Türkiye’nin Mağrib’deki dikkatini dağıtmak için Suriye’de yeni bir çatışmayı tetiklemesi fazlasıyla mümkün.

Öte yandan, Kremlin tarafından açıkça kabul edilmese de, Libya sahasında paralı asker olarak görülen Wagner birliklerinden ve Rus yapımı top, tank, insansız hava aracı ve mühimmatlarından anlaşıldığı üzere, Rusya’da sahada kaybetmeye başlayan Hafter’in yanında yer alıyor. Rusya Hafter’i Suriye’de Beşar Esad’ı desteklediği gibi şiddetli şekilde desteklemiyor ancak Doğu Akdeniz’deki enerji çekişmesinde kritik rol oynayan Libya sahasında varlık gösteriyor.

Rusya’nın Hafter’i desteklemek ve UMH’ye karşı yeniden güçlendirmek adına Türkiye ile Libya’da karşı karşıya geleceğini düşünmüyorum. Ancak Türkiye’nin hava saldırılarıyla yok edilen Rus top ve tanklarına karşı Moskova’dan bir hamle gelecekse bu muhtemeldir ki Suriye’de olacak. Aslında bunun ilk işaretini 8 Haziran’da gördük. Anadolu Ajansı’nın askeri muhaliflere ait uçak gözlemevine dayandırdığı haberine göre, Rus savaş uçakları İdlib’de ateşkesi ihlal etti ve Cebel el Zaviye bölgesindeki bazı köylere hava saldırısı gerçekleştirdi. Sivillerin hayatını kaybettiği bu saldırı, İdlib’de 5 Mart’ta ilan edilen ateşkesten sonraki ilk saldırı oldu.

Rusya’nın bu saldırıyla İdlib’de Türkiye’yle vardığı mutabakatı bozmayı tasarlamıyordur; ancak Ankara’ya bir mesaj gönderiyor olabilir. Bu gelişmenin BAE’nin de teşvikiyle İdlib’te ateşkesi bozmaya heveslenen Suriye rejimini heyecanlandırdığına şüphe yok. Rusya her an kışkırtılabilir ve Ankara ile Moskova arasında İdlib konusunda varılan mutabakatın, Şam’ın ya da Tahran’ın değil, bu kez Abu Dabi’nin kurduğu oyunla bozulması hedeflenebilir. Türkiye’nin Libya’yı yakından takip ederken gözlerini Suriye’den de ayırmaması gerek.

Yorumlar
Diğer Yazıları