Magazin

Bir döneme damga vuran şarkıcı Yeliz Eker'in büyük pişmanlığı

70 ve 80'li yıllarda adından sıkça söz ettiren, Türk Pop Müziği'nin önemli isimlerinden 63 yaşındaki şarkıcı Yeliz Eker, Hürriyet'ten Savaş Özbey'e hayatıyla ilgili samimi açıklamalarda bulundu. Bir dönem Özcan Deniz ile aşk yaşayan sanatçı çok konuşulacak açıklamalarda bulunarak en büyük pişmanlığının ne olduğunu da anlattı.

İşte bir döneme damga vuran şarkıcı Yeliz'in o açıklamaları...


İtalyan Lisesi’nden arkadaşınız Nilüfer’in yardımıyla çok genç yaşta sektöre girdiniz. Hayallerinizdeki gibi miydi, düş kırıklığı mı?

- O zaman biz gerçek çocuklardık. Şimdikiler gibi 15 yaşında küçük kadınlar değil. Çocuktum, aklım bir karış havadaydı. Çok erken evlilikler yaptım. Pek kıymetini bilemedim aslında mesleğimin. Hep öyle gidecek zannettim. Ama hiçbir zaman pişman olmadım. Yeniden doğsam yine şarkı söylemek ve Yeliz olmak isterdim.

 

Müziği tercih etmenizin hangi bedeli daha ağır oldu: Hosteslik hayalinden vazgeçmek mi, okulu bırakmak mı?

- Aslında hostes olmak istemiyormuşum. Laf aramızda, okulu da çok sevmiyormuşum. Öyle çıkmış ağzımdan ama uçaktan korkan biri olarak en son hostes olacak kişiyim. Ama iyi bir öğrenciydim, mesleğimi hiçbir şeye değişmezdim. Asla.

Yelix

 

1975’te Türkiye Eurovision ikincisi seçildiniz, birinciliği alan Semiha Yankı’nın “Seninle Bir Dakika”sı üç puanla sonuncu oldu. Sizce siz gitseniz, daha çok mu puan alırdınız, daha az mı?

- Ben de gitseydim sonuç aynı olurdu. Çünkü ilk katılmamızdı. Politik yönleri olduğunu da bilmiyorduk, anlamıyorduk zaten. Gerçi şarkım “Hayalimdeki Adam” çok güzeldi. Belki bir tık üstü mü olurdu acaba? Bilemedim.

 

Hangisi daha büyük pişmanlık: 1 sene sonra assolist olacakken sahneyi bırakmak mı, yaptığınız kötü evlilikler mi?


- En büyük pişmanlığım yaptığım evlilikler. Zaten onları yapmamış olsaydım mesleğimde bu kadar aralar olmazdı. Daha hak ettiğim yerde olurdum. Gençlik kafasıyla bozuk para gibi harcadım yıllarımı.

 Yeliz

Çok paralar, mücevherler, arabalar kaybetmişsiniz. Şu anda kendinizi nasıl hissediyorsunuz: Zengin mi, fakir mi?


- Ben her zaman kendimi zengin hissettim. Öyle bir ailede yetiştim ki zenginlik maddesel değil. Araba, kat, mücevher, her şey olabilir ama en önemli olan şey görgü, altyapı, kültür, vicdan, insan olabilmek... Onun için ben her daim çok zenginim. Hiç fark etmez, pazardan da giyinebilirsin, marka da giyinebilirsin ama insan olamazsın. Onun için ben çok zenginim.

 

Eşlerinizden uzun yıllar psikolojik ve fiziksel şiddet gördünüz. Neden kaçıp gitmediniz: Korku mu, çaresizlik mi?


- Şiddet gördüm. Şimdiki aklım olsa görmezdim. Doğduklarına pişman ederdim. Korku çoktu tabii. Çok zor aştım o korkuları ama artık feriştahı gelse beni korkutamaz.

8 AYLIK DOĞUM YAPTIM, KIZ... ADINI “NAZIM” KOYACAKTIM, ÖLDÜ

Çocuk düşürdükten sonra bir daha hamile kalmadınız. Üzüntüden mi, uygun kişiyi mi bulamadınız?

- Eksik bilgi. Çocuk düşürdükten sonra tekrar hamile kaldım aslında. 8 aylıkken doğum yaptım. Kız. Adını da Nazım koyacaktım. Öldü. Ondan sonra da bir daha çocuğum olmadı.

 


Sizce hangisi daha avantajlı: Zengin ve çirkin doğmak mı, fakir ve güzel doğmak mı?

- Çirkin doğan artık çirkin kalmıyor. Estetikle herkes fabrikasyon vaziyette. Herkes güzelleşiyor da... İç güzelliğini n’apacağız? Onun için madden fakir kalben zengin doğmayı tercih ederim. Güzellik zaten o kalbin yüze de vurması. Çok şükür güzel doğdum, fakir de değildik. Yine aynısını isterdim.


ÖZCAN’LA HER ŞEYİYLE GÜZEL BİR AŞK YAŞADIK

İlk çıktığı dönemde Özcan Deniz’le aşk yaşadınız. Hatırladığınız en güzel şey ne: Akşamları programınızın bitip eve gelmenizi beklemesi mi, yaş farkına aldırmaması mı?

- Her ikisi de. Her şeyiyle güzel bir aşk yaşadık. Saygı ve sevgi doluydu. Aşk gibi aşktı yani.

 

Peki aşkın karşıtı: Nefret mi, kayıtsızlık mı?

- Ne nefret ne de kayıtsızlık. Çünkü benim için aşk kavuşamamaktır.


Hangisi daha kötü senaryo: Kimselere âşık olamamak mı, her aşkınızın kötü bitmesi mi?

- Kötü de bitse âşık olmadan mümkün değil, yaşanmaz. Aşk dünyanın en güzel duygusu. Aşk kadını olmak güzel bir şeydir. Herkes olamaz.