19 Aralık 2018
4 °
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
26 dk
Öğle'ye kalan süre
İmsak 06:45 Güneş 08:17 Öğle 13:07 İkindi 15:24 Akşam 17:45 Yatsı 19:11
Demet Cengiz

Demet Cengiz

Benzin pahalıysa parfüm sıkalım yoldaşlar...

“Yemişim kralını!”

Dünyada tarihin akışını, rejimleri, sınırları değiştiren Fransız Devrimi’ni anlatan amiyane tabir bu olmalı bence.

Birkaç haftadır ise “Fransız Baharı mı, Faşizmin ayak sesleri mi” tartışmaları eşliğinde ‘Sarı Yelekliler’i izliyoruz.

Olaylar akaryakıt zamlarını protesto etmek için başlamıştı. Fransızlar iki şeyle meşhurlardır: Bir; her dakika öpüşmeleri, iki; hemen her şeyi protesto etmeleri.

Eğer bir gün protesto etme geni diye bir şey bulunursa, Fransızlar’da bundan bolca olduğu da anlaşılacaktır. ‘Öpüşkenlik’ için ise bir şey diyemiyorum.

‘Sarı Yelekliler’in eylemleri sonuç verdi ve yapılan zamlar geri alındı. Ancak gerilim hâlâ devam ediyor.

Arkalarında bir dernek, sendika veya siyasi parti yok. Dolayısıyla hükümetin müzakere etmek için karşısına alacağı bir heyete veya lidere de sahip değil hareket.
***
Bütün bu olayların ortasında ilgimi çeken iki konu var. Sokaklar yakılıp yıkılsa da kapitalizm sistemi öylesine yerleşik ki protestocular hafta içi işinde gücünde, hafta sonu ise eylemde.

Sistemle barışık(!) eylemciler, her ne kadar sistemi/rejimi/ekonomik modeli değiştirecekleri yönünde sloganlar atsalar da mevcut düzenleri bozulsun istemiyorlar. Misal, kimse işini kaybetmek istemiyor.

Geçen hafta sonu lüks bir markanın mağazasını yağmalayanlar, parfüm başta buldukları her şeyi kapıp götürdüler. Bu manzarayı görünce, kapitalizmin hiçbir zaman çökmeyeceğinden
emin oldum, yoldaşlar.

İkinci konu ise güvenlik güçlerinin uyguladığı şiddet… Türkiye de bu konuda sıklıkla eleştirilir. Devlet mefhumunun, kendini koruma refleksi gösterirken üç beş kişinin fazlaca coplanmasını pek dert etmediğini Fransa sokaklarında şimdi görmek mümkün.

Hükümetin yaptığı “Radikal gruplardan ayrışın” çağrıları ise komik… Sokaklar karıştığında kimse sağdan yürümez.

Böyle söyleyince Türkiye’de sokakların hep karışık olduğu sonucuna varılabilir tabii ki.

Sokaklarda barikat kurulup, yangın çıktığında sadece itfaiyeciler gelmez, radikaller de gelir.
***

Evet, zamlar geri alındı ancak yine de bu hafta sonu eylem yapmaktan vazgeçmedi Sarı Yelekliler.

Eylemler yüzünden sadece Paris’te turizmin ciddi darbe aldığı biliniyor. Hükümete geri adım attıran şiddet eylemlerinin artması kadar kaybedilen paralar da.

Bakalım hafta sonu eylem yapılacak mı?

Hem eylemciler hem de polis şiddete başvuracak mı?

NOT: Fransa’da her aracın içinde bulundurulması zorunlu olan sarı yelekleri giydikleri için ‘Sarı Yelekliler’ ismini alan protestocuların kim olduğunu merak ediyorsanız…

Radikal sağ tabanın yüzde 80’inin, sol tabanının ise yüzde 77’sinin desteklediği eylemciler homojen bir yapı göstermiyor.

 

Diğer Yazıları