Gündem |

Bayramda bir Çeşme yaptık, bir Bodrum yaptık... Şu Semih ile Nuriye'yi bıraksanız artık!

KHK’yla ihraç edildikten sonra açlık grevine başlayan akademisyen Nuriye Gülmen ve öğretmen Semih Özakça, ‘Silahlı terör örgütü üyeliği' suçlamasıyla tutuklanmıştı.

Açlık grevinin 112’inci gününde Hürriyet gazetesi yazarı Ayşe Arman, Nuriye Gülmen ve Semih Özakça'ya destek yazısı kaleme aldı.

Ayşe Arman'ın yazısında, Çeşme ve Bodrum tatili ile zengin kahvaltı soflarından bahsetmesi dikkat çekti.

İşte Ayşe Arman'ın "Şizoit bir bayramdı" yazısından ilgili bölüm;

TUHAF bir bayramdı bu.

Şizoit.

Parçalanmış duygular içindeydik.

Bir yandan mutluydum. Benim güzel annem 75 yaşına girdi, torunlarıyla girdi, doktorlara göre üç aylık ömrü kalan, çoktan ölmüş olması gereken ama çok şükür ki 6 yıldır hayatta olan kız kardeşiyle girdi.

Hep birlikteydik...

*

Çeşme yaptık, ev gibi bir otelde kaldık, çok az odalı, denizin dibinde. Sonra Bodrum’a döndük, her yazki ritüeller tekrarlandı, büyükler ziyaret edildi, eve arkadaşlar geldi, misafirler ağırlandı, kucaklaşıldı... Bunlar güzel kısımları...

Ve uzun kahvaltı sofraları...

Ama diyorum ya, bu bayram şizoitti...

*

Bütün bunlar olurken, bizler kendi küçük mutluluklarımızı yaşarken, fonda korkunç şeyler oluyor bu ülkede...

İçimizde hatırı sayılır büyüklükte bir acı oturmuş durumda.

İki genç insan, Nuriye ve Semih ölüyor mesela.

Göz göre göre...

Hepimizin gözü önünde...

*

İşini geri isteyen, açlık grevine girmiş, pırıl pırıl iki insan... Ortalıkta ölmesinler diye cezaevine attılar...

Ve akıl alacak gibi değil, artık kalp yetmezliği yaşıyorlar ama hâlâ hiçbir şey yapılmıyor.

Bu nasıl bir şeydir!... Yazıktır, günahtır!

İki genç insan en verimli çağlarında...

Eriyorlar, günden güne ölüme yaklaşıyorlar...

Ama tısss yok.

İnsan hayatının bir değeri yok.

*

KHK’larla haklı-haksız ayırmadan bir sürü insan sorgusuz sualsiz içeri atılmış durumda...

Böyle bir bayramdı bu.

150 gazeteci de cezaevinde, onlara da ne olacak bilinmiyor. İnsan artık bu ülkede önünü göremiyor. Tedirgin halde yaşıyor, kafasını kuma gömerek. Çünkü adalet yok ülkede. Bunu da hepimiz biliyoruz ve işin tuhafı benimsiyoruz, “Yapacak bir şey yok!” diyoruz, içselleştiriyoruz.