17 Eylül 2020
25 °
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
46 dk
Akşam'a kalan süre
İmsak 05:14 Güneş 06:40 Öğle 13:04 İkindi 16:32 Akşam 19:18 Yatsı 20:38

Merve Şebnem Oruç

Azerbaycan-Ermenistan çatışmasında dış aktörlerin rolü nedir?

Güney Kafkasya'da kısa bir uykuya yatmış, kökenleri çok eskiye dayanan bir mesele yeniden uyandı.

Azerbaycan-Ermenistan arasında Dağlık-Karabağ nedeniyle, son altı yıldan beri, donmuş ihtilafların buzunun çözüleceği yeni bir çatışma sürecine zemin oluşturabilecek bir gerilim hakimdi. 2014 yazından beri, iki ülkenin askeri güçleri arasındaki tehlikeli ancak sınırlı çatışmalar neredeyse günlük sıklıkta yaşanır hale gelmişti, yine de ancak ölü olduğunda uluslararası gündeme düşmekteydi.

En son 2016’nın Nisan ayında, Azerbaycan’ın ikisi sivil 94 şehit verdiği, Ermenistan tarafında 84 askerin öldüğü “Nisan Muharebesi”nden beri taraflar bir kez daha eli tetikte beklemeye geçmişti.

 Ancak Ermenistan’ın 12 Temmuz’da ansızın Azerbaycan’a saldırmasıyla bölgedeki gerilim bir kez daha tırmandı. Bu saldırının öncekilerden farklı bir tarafı var. Saldırının hedefindeki Tovuz, Azerbaycan’ın öz toprakları içerisinde gerçekleşti; yani Karabağ gibi uluslararası ihtilafa konu olan bölgede değil. Erivan yönetiminin Anlaşmazlık olmayan, Ermenistan’ın da kabul ettiğini söylediği sınırların içinde kalan bölgeye düzenlenen bu saldırı uluslararası hukuka açıkça aykırı bir eylem ve Ermenistan’ın barış ve huzura karşı politikasını açık şekilde ortaya koyuyor.

Ermenistan’ın yeni başbakanı Nikol Paşinyan, hem Azerbaycan hem de Türkiye ile normalleşme planları yaptıklarını söylemesine rağmen, söylemlerinin aksine saldırgan bir çizgide ilerliyor. Daha önce de Karabağ’a gidip “Burası Ermenistan toprağıdır,” diyen Paşinyan’ın sözde barış vaat eden sözlerinin sadece imaj çalışması anlaşılıyor.

 Ermenistan’a destek veren, hatta belki de onu teşvik eden başka ülke ya da ülkelerin varlığı henüz belirsiz olsa da saldırının gerçekleştiği yer fazlasıyla şüphe uyandırıcı. Tovuz, Azerbaycan-Gürcistan-Türkiye koridorunun çok yakınında, yani enerji ile taşımacılık yollarının dibinde. Hazar petrol ve doğalgazı Türkiye’ye bu koridor üzerinden taşıyor. Azerbaycan ekonomisinin kalbinin attığı bu bölgede yaşanacak bir çatışma, Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol boru hattını, Güney Gaz Doğalgaz Boru Hattını ve Bakü-Tiflis-Kars demiryolunu doğrudan etkileme potansiyeline sahip.

 24 yıl önce AGİT bünyesinde sorunun çözümü için kurulan Minsk Grubu, iki ülke arasında anlaşmaya dönemeyen ateşkesi uzlaşmaya çeviremediği gibi, o günden bugüne meselenin uluslararası boyut kazanmasının ötesinde hiçbir gelişme kaydedemedi. Minsk Grubu'nun eş başkanlığını Fransa, ABD ve Rusya yapıyor; üyeleriyse Türkiye, Almanya, Hollanda, İtalya, Portekiz, Belarus, İsveç ve Finlandiya. Özellikle Fransa'nın, Ermeni meselesine yaklaşımı malum, çok da tarafsız olduğu söylenemez. ABD ve Rusya’nın bir arada yürüttüğü süreçten ise pek de hayırlı bir sonuç beklenemez; dolayısıyla sadece eşbaşkanlara bakarak dahi grubun neden bir arpa boyu yol kat edemediğini, dahası Ermenistan'ı işgal ettiği topraklardan geri çekilmeye davet etmek gibi bir amacı olmadığını anlamak mümkün.

 Her iki ülke de olası bir büyük ölçekli çatışmaya karşı silahlanmalarını yıllardır sürdürüyor. Azerbaycan yüksek petrol ve doğal gaz gelirleri sayesinde savunma sanayisine çok daha fazla yatırım yaptı, yapıyor. Örneğin Ermenistan Rusya’dan kredi karşılığı özel donanım alabiliyorken Azerbaycan Rusya ve diğer ülkelerden rahatlıkla çok sayıda silah satın alabiliyor. Artık Türkiye’den de silah alımı yapan, Altay tankı, ATAK helikopteri, İHA ve SiHA ithal eden Azerbaycan, İsrail’den aldığı İHA, yarı balistik uzun menzilli LORA füzeleriyle Ermenistan’da herhangi bir hedefi vurabilecek kapasitedeyken sahip olduğu İsrail ve Güney Kore yapımı anti-tank füzeleri gibi bazı silahları ne Ermenistan’ın ne de Rusya’nın envanterinde var. Ermenistan elinde daha çok Sovyet dönemi tankları ve benzeri ağır silahlar bulundururken Scud-B balistik füzeleri ve daha yeni olan yarı balistik İskender füzeleri ile Azerbaycan’ın petrol ve doğal gaz tesisleri gibi hassas noktalarını vurabilecek durumda. Ancak böyle bir saldırı sonucunun Erivan’ın 40 kilometre batısındaki Metsamor nükleer tesisinin vurulmasına kadar gidebilecek bir kapı açabilir. Dolayısıyla Ermenistan’ın elinin Azerbaycan’a karşı zayıf durumda.

 Süregelen bölgesel çatışmaların ve bölgesel/küresel aktörleri karşı karşıya getiren krizlerin, enerji hatları üzerinde kurulmaya çalışılan yeni oyunların ve son dönemdeki Libya ve Doğu Akdeniz’deki gelişmelerin, Ermenistan-Azerbaycan arasındaki gerilimde akla gizli aktör olarak Rusya’yı getirmesi normal. Ama Rusya esasen, her iki ülkeye de silah satarken aynı zamanda her ikisi ile de yakın ilişkilerini sürdürmek istiyor.

 Yeni Ermenistan Başbakanı Paşinyan, iki yıl önce Moskova yanlısı rejim karşıtı gösteriler sonucu göreve gelmişti. Bu nedenle Rusya onu şimdilik Batı destekli bir “devrimci” olarak görüyor; dolayısıyla Erivan’ı izliyor, takip ediyor.

Öte yandan, zengin petrol ve doğal gaz kaynaklarına sahip Azerbaycan'la Ermenistan arasındaki gerilimi tırmandırıp Bakü'nün Kafkasya'da kendi kontrolü dışında daha da büyüyen bir oyuncuya dönüşmesini istemiyor. İlham Aliyev’le ilişkilerini iyi tutan Rusya’nın bölgeyi yalnızca Erivan’la değil, Bakü ve Tiflis’le de stratejik yakınlığını sürdürerek domine etme amacının olduğunu söylemek mümkün. Bu nedenle, Azerbaycan’la bir gerilimin içine girmek istemiyor. Son saldırıya Türkiye’den de sert tepki gelince, Erivan Rusya ile birlikte üyesi olduğu Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü’nü (KGAÖ) Azerbaycan’a ve “olası bir Türkiye müdahalesine karşı” destek ve dayanışmaya çağırdı. Ancak tek bulabildiği müttefiklerinin ateşkes çağrısı olabildi.

 Diğer taraftan, Azerbaycan-İsrail arasında silah satışının dışında petrol ve doğal gaz girişimleri temelinde süregelen yakınlık, Rusya’nın gözünden kaçmıyor. İsrail aynı zamanda, Ermenistan’ın “soykırım” yalanının dünyada kabulünü, “soykırıma uğrayan tek millet” olma iddiası nedeniyle engellemek istiyor. İran ise Ermenistan’ın önde gelen ticari partneri. İran’da Azerbaycan Türklerinin yanı sıra geniş ve yüksek nüfuzlu bir Ermeni toplumu da yaşıyor. Dolayısıyla bölgedeki Türkiye-Azerbaycan-Gürcistan yakınlığına karşı Rusya, İran-Ermenistan hattına bir adım daha yakın duruyor. Ermenistan’ın İran’la olan yakınlığı, İsrail’de olduğu gibi, her ne kadar geniş bir Ermeni lobisi barındırsa da ABD tarafında da not düşülüyor.

 Tüm bunlar Rusya’nın ne Ermenistan’ı ne de Azerbaycan’ı kaybetmek istemeyeceğini gösteriyor. Fakat yine de, Kafkasya’dan Akdeniz’e gücü yükselerek artan Türkiye’ye karşı dikkatinin dağılabileceği mesajları Moskova tarafından gönderiliyor olabilir. Türkiye her ne kadar son dört yılda Rusya ile yakın ilişkiler geliştirse de, Rusya’nın güçlü bir Türkiye istemeyeceği malum. Türkiye Ermenistan’ın agresifliğine karşı Azerbaycan’ı askeri olarak destekleyeceğini söyledi. Rusya’nın Ermenistan’daki askeri üssünde birkaç bin askeri, savaş jetleri, zırhlı araçları ve uçaksavar füzeleri var. Bunların varlık amacı da zaten, Azerbaycan’la savaşmak değil, Türkiye’ye karşı Ermenistan’da caydırıcı unsur barındırmak. Ancak iş o noktaya gelirse, Türkiye’nin eli üstün. Zira Rusya için Gürcistan üzerinden Ermenistan’a askeri destek göndermek problem olacaktır. Fakat Rusya’nın Doğu Avrupa’da olduğu gibi elinin erişemediği yerlere nükleer gücüyle gözdağı verdiği gerçeğini de unutulmamak gerekir.

 Sonuç olarak, Ermenistan’ın saldırısıyla başlayan gerilim çok muhtemeldir ki işler o noktaya gelmeyecek ve ateşkese geri dönülecektir. Bölgedeki denklem de onu gösteriyor. Özetle donmuş ihtilaflar yine bir kısa uykuya yatacak gibi gözüküyor, ta ki yeniden uyanana kadar… Ve aralıklı olarak yükselen gerilim devam edecek, ta ki bir noktada patlayana kadar.

Yorumlar
Diğer Yazıları