Gündem |

Aydın Ünal'dan, Bingöl'de kendisine yöneltilen bu soruya çarpıcı yanıt...

Yeni Şafak yazarı ve AK Parti milletvekili Aydın Ünal, Bingöl'de vatandaşlarla 3 gün geçirdi.

Seyehatinin ardından izlenimlerini yazan Aydın Ünal, kendisine Bingöl'de sorulan bir soruya verdiği yanıtı aktardı.

Ünal yazısında şu ifadeleri kullandı;

"Bingöllü bir arkadaş, o yaygın kaygıyı ve merakı dile getiriyor: “Suriye'de, Irak'ta taarruzdayız; FETÖ ile, PKK ile mücadele ediyoruz; HDP'liler tutuklanıyor; gazetelere operasyon yapılıyor; ABD ve AB ile ilişkiler gergin. Çok fazla cephe açmıyor muyuz? Nereye varacak bunun sonu, altından kalkabilecek miyiz?”

Çok cephede savaştığımız doğru, ama çok düşmanla değil, tek düşmanla savaşıyoruz."

İşte yazının tamamı;

* Çok cephede savaşmak

Tam da dokunulmazlığı kalkan HDP milletvekilleri ifade için alındığında; tam da HDP bütün şehirlerde protesto çağrısı yaptığında; tam da PKK Diyarbakır'da bomba patlatıp yine polislerimizi ve Kürtleri katlettiğinde, bir grup arkadaş Ankara ve İstanbul'dan kalktık, Bingöl'e geldik.

“Tehlikeli”, “sakıncalı”, “zamanı değil”, “gitme” uyarılarına kulak asmadık.

3 günümüzü Bingöl'de, gençler ağırlıkta olmak üzere Bingöllülerle geçirdik; çokça çay içtik; istişareler yaptık, dertleştik, konuştuk, hasbihal ettik. Ne kadar çok özlendiğimizi gördük, çok sıcak karşılandık, şehirde gerçek anlamda bir heyecan oluştuğunu hissettik.

Son gecemizde, Anadolu'nun her köşesinden yanık türkülerimizi dinlerken, Bingöllü genç bir tiyatrocu, Yusuf Buyankara, “Orda bir köy yok, uzakta da değil” dedi; “Bingöl-Diyarbakır arasında, kırsalda terör eylemleri oluyor, siz İstanbul'da, Ankara'da nasıl televizyondan izliyorsanız, biz de aynı şekilde televizyondan izliyoruz” dedi.

Malatyalı bağlama ustası Bora Çoban, Neşet Ertaş'ı neredeyse Neşet Ertaş kadar güzel yorumlarken, Ankaralı, İstanbullu, Bingöllü, Diyarbakırlı, Elazığlı, Erzurumlu, Rizeli, Trabzonlu, Batmanlı, Bayburtlular da ezbere bildikleri türkülere eşlik ettiler.

İster Zazaca, ister Kürtçe, ister Türkçe olsun, türkülerin ortak dili gönül dilidir. Bingöl'de, 81 vilayeti birbirine bağlayan gönül köprülerinin hâlâ çok ama çok sağlam olduğunu bir kez daha gördük.

Milletin fertlerinin gönülleri arasındaki irtibat kopmadıkça umut da inşallah hiç sönmeyecek.

Bingöl Valisi Yavuz Selim Köşker'e, Bingöl Belediye Başkanımız Yücel Barakazi'ye, elbette bu güzel buluşmayı tertip eden değerli dostumuz Muhammed Berdibek'e sonsuz teşekkürler...

Bütün vilayetlerimizde olduğu gibi, Bingöl'de de, 15 Temmuz gecesi başlayan yeni sürecin nereye varacağını herkes merak ediyor.

Bingöllü bir arkadaş, o yaygın kaygıyı ve merakı dile getiriyor: “Suriye'de, Irak'ta taarruzdayız; FETÖ ile, PKK ile mücadele ediyoruz; HDP'liler tutuklanıyor; gazetelere operasyon yapılıyor; ABD ve AB ile ilişkiler gergin. Çok fazla cephe açmıyor muyuz? Nereye varacak bunun sonu, altından kalkabilecek miyiz?”

Çok cephede savaştığımız doğru, ama çok düşmanla değil, tek düşmanla savaşıyoruz.

Karşımızda ne Suriye, ne de Irak var. Karşımızda ne DAİŞ, ne FETÖ, ne de PKK var. Karşımızda ne Cumhuriyet Gazetesi, ne HDP, ne de diğerleri var. Karşımızda, tüm bu cepheleri bir maşa olarak kullanan, tam da Cumhurbaşkanımızın ifade ettiği gibi tek bir “üst akıl” var.

15 Temmuz akşamı, Cumhurbaşkanımızı ve hükümeti etkisiz hale getirip, Türkiye'yi “fabrika ayarlarına” döndüreceklerdi.

Fabrika ayarları ne mi? 1 ileri, 2 geri giden ekonomi. Pasif, kendi çıkarlarını koruyamayan bir dış politika. AB kapısında sonsuz bekleyiş, azar işitmeler, kibirle sallanan parmaklar. Milletin değil, vesayet kurumlarının emrinde bir siyaset. Bir türlü bitmeyen ve hiç bitmeyecek terör. Kürtlerin çözülmeyen sorunları. Ağır aksak demokrasi. Kimi zaman yüksek, ama çoğunlukla düşük yoğunluklu istikrarsızlık. 10 yılda bir darbe. İddiasız, kırılgan, muhtaç, kontrol edilebilir bir Türkiye...

50 yıldır bel bağladıkları Fetullahçı çete korkak ve beceriksiz çıktı. 40 yıldır koruyup kolladıkları PKK tükenme paniğiyle artık doğrudan Kürtleri hedef almaya başladı. TSK'da, yargıda, emniyette, siyasette, medyada, kamu ve özel sektörde yıllardır beslenip büyütülen ajanlar, hainler ayıklanıyor, hepsine tek tek hesap soruluyor.

“Üst akıl”ın 100 yıldır yatırım yaptığı “maşalar” hızla çöküyor.

ABD ve AB, elbette Türkiye içindeki terörist müttefiklerine sahip çıkacak, 100 yıllık yatırımlarını korumaya çalışacaktır. Tekrar yazalım: Dedikleri, yaptıkları, özellikle de algı operasyonları umurumuzda değil. Biz kimin ne dediğine değil, milletin ne dediğine bakarız. Egemenliğimiz ve birliğimiz söz konusuyken, ABD ve AB'nin terörü kollayan açıklamaları hiçbir kıymet ifade etmiyor.

Bir aslandan daha tehlikeli olan, yaralı bir aslandır ve biz 15 Temmuz gecesi gönüllerimizden yaralandık.

Ne kadar cephe açabilirsek açacak, karşımızdaki o tek düşmanla, sonuna kadar mücadele edeceğiz.

Ölümün kıyısından dönmüş bir millet olarak, diz çökmeyecek, ama “üst aklı” masaya çekinceye kadar kararlılıkla savaşacağız.

Tam da Cumhurbaşkanımızın dediği gibi: Yaşayacaksak adam gibi yaşayacak, öleceksek de adam gibi öleceğiz.