25 Mayıs 2018
22 °
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
39 dk
Akşam'a kalan süre
İmsak 03:39 Güneş 05:31 Öğle 13:07 İkindi 17:04 Akşam 20:31 Yatsı 22:14
Osman Elmacı

Osman Elmacı

Avrupa-Erdoğan–Atatürk üzerine...

AB – Türkiye ilişkisi: Seviyor–Sevmiyor-Sev…

Avrupa ile Türkiye’nin bir zamanlar aşka giden ilişkisi, çıkar ve nefret ilişkisi haline gelmiştir... Kim kimi neden nasıl seviyor? Ağır ağır netleşiyor.

Bir taraftan Suriyeli mültecilerin olası AB’ne göç tehlikesi, Orta Doğu'dan teröristlerin AB'ye rahatça geçme korkusu diğer taraftan AB'ye giden enerji hattının Türkiye'den geçme rahatlığı Türkiye-AB ilişkisini şimdilik “kerhen seviyor” gözükmekten öteye gitmiyor.

Avrupa Erdoğana nasıl bakıyor?

Cumhurbaşkanı Erdoğan üzerinden itibarsızlaştırma algısı AB'nin büyük çoğunluğunda hayata geçirilmiş durumda.

Avrupa Birliğinde de tek tük “olumlu” haberler çıksa da sayıları halen cılız kalmakta.

Son günlerde Belçikalı profesör Lasage'nın Hollanda medyasında çıkan mülakatından Avrupa’da Türkiye’ye bakışın net bir şekilde anlıyoruz.

Belçika Gent üniversitesinden, politikalog ve Türkiye uzmanı Profesör Lasage aynı zamanda “Türkiye hakkında bilmemeniz gerekenler” ( “Wat u niet mag weten over Turkije”) adlı kitabın yazarı.

Dries Lasage’ya göre, Avrupa Birliği Erdoğan’ı anlamakta zorlanıyor.

Erdoğan’ı “kötü adam” diğerlerini “özgürlük savuucuları” olara nitelendirmek kolaycılıktan öteye gitmiyor. "Acilen Erdoğan'ı anlama zamanı gelmiştir” diyor.

Çok ilginç sorulara cevap veriyor Lasage. Kısaca kesitlerine göz atalım.

Avrupa Birliği Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı anlamak için hangi gözle bakmalı?

Lasage: Erdoğan halk nezninde güçlü bir lider.
Toplumun isteklerini, korkuları ve kimliğini çok iyi bilen bir lider. Liderliğini Türkiye'de 100 yıldır cereyan eden siyasi bir güç kavgasının yörüngesinde görmek gerekir.

Ama Erdoğan kedine muhalif olan herkesle hesabını sert görüyor? Gazeteciler, hakimler, avukatlar hapse atılıyor. Buna nasıl bakmalı?

Lasage: Kaygı verici evet. Ancak bu tutuklamaları Türkiye'de yıllardır süren siyasi bir kavganın ışığında görmek gerekir.
Bu kavgada yutmak veya yutulmak, hapsetmek veya hapsedilmek var. Aktörler Erdoğan ve partisi AKP, Gülen, Kemalistler, ve AKP.

Sizce Türkiye ve Erdoğan ile alakalı en önemli yanlış anlama nedir?

Lasage: Batıdan Türkiye'deki siyasi durumu basitleştirme isteği var. Yani iyiler ve kötüler arasında bir kavga olarak görülmek isteniyor.

Kötüler arasında Erdoğan var. “Gülen hareketi, PKK, Kemalistler Türkiye'de şiddet ve anti-demokratik yolları kullanarak yönetimi ele geçirmek istiyorlar. Örneğin PKK şiddet kullanarak Türkiye’de 40.000 kişiyi öldürmüştür. Halen Avrupa PKK'yı idealist özgürlük savunucuları olarak görmekte."

“Gülen” sempatizanlarına oldukça tepkilisiniz. Darbe girişiminin ardında onların olduğunu düşünüyorsunuz.

Lasage: Evet. Hiç kimse Gülen hareketinin anti demokratik yolları kullanıp yönetimi ele geçirmek istediğini sorgulamıyor.

Polis, askeriye, adliye mekanizmalarında sızmaları mevcut. Hiçbir Avrupa ülkesi bunu kabul etmez. Erdoğan’ın bunu görerek devletini korumak adına “temizlemesi” garip değil. Demokratik bir düzeni ele geçirmek isteyen bir harekete göz yumulamaz.

Avrupa siyasilerine bir tavsiye vermek durumuz olsa; Erdoğan ile nasıl geçinilmeli?

Lasage: Siyasi fotoğrafın tamamını görmelerini isterim. Avrupa’nın Türk halkına güvenli olmak istiyorsa bunu yapmalı.
Tavsiyem, sürekli Erdoğan’ın “kötü adam” rolünü biçip “diğerlerine” sempati ile bakılıp kendi hallerine bırakılmamalı.

Son 2 yıldır Avrupa'da yaşayan Türk kökenli Avrupalı olan bizler sosyal medya, radyo televizyonlarda sabah akşam “Erdoğanfobik” haberlerle yatıp kalktık.

Sanırım birçoğumuz Profesör Lasage'nin düşündüğünü düşündük ama cümlelere dökemedik.
Avrupalı siyasi muhattaplarımıza atfen paylaşmak isterim.

İki şey var ki!

İki şey çözümsüz görünen problemleri çözer:
Bakış açısını değiştirmek
Karşısındakinin yerine kendini koyabilmek

Avrupa ve Türkiye ilişkisindeki tavsiyem kendi bildiğimiz doğrulara saplanıp “Hayır” modunda kalmak yerine, ortak çıkarlarımıza “Evet” diyerek beraber yaşamanın yollarını bulmak gerek. Gelin hep beraber bakış açısını değiştirerek empati yaparak çözümsüzlüğe çözüm getirelim.

Anadolu'nun “iki Mustafa'sı”

Çok yazık… 6 Mayıs’taki TVnet’deki ‘Derin Tarih’ isimli programda ‘Mustafa Kemal’in gönül galerisi’ konu başlığı tartışılmış, Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk ile alakalı yine, yeni yapay bir tartışma alevlenmiş.

Kimseye bir getirisi olmayan bu boş ve sunni tartışma beni ve benim gibi düşünenleri üzüyor.
Türkiye, ekonomisi ve demokrasisi ile her geçen gün büyüyen ancak gelişme yolunda çeşitli yol kazaları atlatan bir ülke.

Yol kazalarının en önemlilerinden biri ise tartışma kültürünün olmaması.

Tartışma ancak ve ancak bireyi ve topluluğu geliştirıp ileriye götürüyorsa ilaç, aksi takdirde zehir olup bireyi ve toplumun dengesini bozmaya yeten bir mekanizma.

Evrensel kaideler içerisinde şu prensibin altını çizmek isterim: "Bireyin ve toplumun değeri ile oynayan ateş ile oynar. Ateş ile oynayan’da yanar."

Anadolu topraklarının birçok değeri var. İki önemli değerin altını çizmek isterim. Bu değerleri sevebilir yada nefret edebilirsiniz. Ancak saygı duymak zorunluluğumuz var.

Bu değer “İki Mustafa”dır.

Bir değer, fahr-i kainatın efendisi, alemlere rahmet olarak gönderilen, kainatın, bütün varlık aleminin kendisiyle övündüğü, Mahlûkâtın Mefhari, Peygamber Efendimiz “Muhammed Mustafa (S.a.v.) “ dir.

Diğeri ise, Anadolu'nun istiklalinin baş savunucusu, kurtuluş savaşının başkomutanı, gazi, Türkiye Cumhuriyetinin kurucu ve ilk cumhurbaşkanı, “Mustafa Kemal Atatürk”tür!

Bu değerler içinde din var, ahiret var, dayanışma var, milliyetçilik var, liderlik var, maneviyat var. Bu iki önemli değeri, bu topraklara mensup olan herkes sevsin sevmesin ancak saygı duymak zorundadır.

Aksisi boş lakırdı ve abesle iştigaldir.

Nokta!

Diğer Yazıları