Dünya

Analiz: Libya'daki iç savaşın kökleri ve Türkiye'nin politikaları

Libya'da süregelen şiddet ortamı bir türlü durulmak bilmezken, Türkiye'nin son iç savaştaki müdahalesi sayesinde biraz huzur bulan Libya, tekrar karışacağa benziyor. Peki Libya'daki iç savaşın nedeni ne? Neden özellikle Türkiye için Libya çok önemli? Hem Türkiye'nin hem de Libya'nın kurtuluşu neden Türk ordusunun Libya'daki varlığına dayanıyor? Yanıtları analizimizde bulabilirsiniz.

Cengiz Büyükuncu
Cengiz Büyükuncu

LİBYA NEDEN TÜRKİYE İÇİN ÇOK ÖNEMLİ?

Libya, özellikle Kuzey Irak'a operasyonların gündemde olduğu bugünlerde sürekli göz önünde olan bir komşumuz gibi durmayabilir fakat ülkemizin bekası için son derece kritik bir önem arz ediyor. Ve önemi de giderek artacak.

DOĞU AKDENİZ'DEKİ TÜRKİYE KARŞITI BİRLİK

Fransa, Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Suriye, İsrail ve Mısır'ın Akdeniz'in doğusunu Türklere kapatmak için birleştiği görülüyor. Türkiye, Doğu Akdeniz'de uluslararası hukuktan doğan haklarını talep ettiğinde, zaten hasım olan neredeyse tüm Doğu Akdeniz ülkeleri kendisine karşı birleşti. 

 

 

AFRİKA'DA TÜRKİYE

Türkiye, Doğu Akdeniz'in dışında aynı zamanda Afrika'ya da yoğun bir şekilde yatırımlarını sürdürüyor. Özellikle Somali ve Libya'da istikrarı sağlayan ve yerel halka birçok fayda sağlayan Türkiye, sömürgecilikten uzak, kardeşliğe dayalı bir politika güdüyor.

Endonezya'dan sonra tüm dünyadaki ülkeler arasında Afrika'da en hızlı ticari ilişki kuran ülke, Türkiye Cumhuriyeti. 

Türkiye'nin orta ve uzun vadedeki rakibi ise Çin olacak. Çin'in Afrika'daki yatırım ve etkisi tüm ülkeleri halihazırda geride bırakmış durumda. Ama aşağıdaki karşılaştırmalı haritada görüldüğü üzere Türkiye, Afrika'da Çin'den 7 kat daha hızlı ticari partner kazanıyor.

Türkiye, Afrika'daki ülkelerde 'büyükelçilik açma hızı' dünyada en yüksek olan ülke. Öyle ki, Türkiye sadece 2013 - 2019 yılları arasında 40 kadar ülkeye büyükelçilik açarak diplomatik temas kurmuş durumda

Geleceğin jeopolitiğinin en önemli coğrafyasının Afrika olacağının farkında olan Türkiye Cumhuriyeti, Afrika'da Batı'yı kıskandıran bir ülke.

Özellikle de sovyet ve batıı koloniciliğinden bıkmış olan Afrika halklarının gözünde, kazan-kazan stratejisi güden ve karşılıklı kazanca dayalı olarak kurduğu ilişkilerle tüm diğer ülkelerden ayrılıyor Türkiye. Bu ise Batı'nın asla sahip olamayacağı en kilit avantaj.

TÜRKİYE'YE KARŞI KURULAN ARAP EKSENİ

Bunu gören bazı Arap ülkeleri ise Birleşik Arap Emirliklerin'den başlayarak Suudi Arabistan, Bahreyn, Mısır ile devam eden ve Cezayir, Fas ile biten, hatta darbe ile yakın tarihte Sudan'ı da içine alan ve adeta Türkiye'yi, özellikle Afrika'da en hızlı büyükelçilik açan ülke olarak, Afrika'dan coğrafi olarak koparmak istiyor.

Bu amaçlarına ulaşmak için Basra Körfezi'nden Atlantik Okyanusu'na kadar uzanan güzergahta bir şerit gibi şekillenen bir Arap Ekseni Cephesi kuruyorlar.

 

Haritada görüldüğü gibi, Türkiye'yi Afrika'dan koparmak için Orta Doğu ve Kuzey Afrika'da örülen duvarda bir delik açabilmek, bu haksız ve düşmanca gidişata dur demek için yasalara uygun olarak 2019'dan beri aktif olarak Libya'dayız. 

Farkettiyseniz, Doğu Akdeniz haritasındaki kırmızı ülkeler ile Arap Ekseni haritasındaki kırmızı ülkeler kümelerinin kesiştiği yer Libya ve Mısır. Her iki oluşumda da yer alan bu iki ülke bizim için kilit bir önem taşıyor. 

Sahada bizimle yukarıda bahsedilen Türksüz Akdeniz planını çökertecek olan Deniz Alanları Anlaşmasını yapan, BM'nin tanıdığı resmi Trablus hükümetini destekliyoruz.

İKİ OLUŞUMUN KESİŞİM KÜMESİ: LİBYA VE MISIR

Türkiye karşıtı ve batı bağlantılı olan bu iki uluslararası yapının her ikinsinde de coğrafi olarak bulunan ortak iki ülke; yani hem Türksüz Akdeniz yapılanmasının, hem de Arap Şeridi'nin kesişim kümesi Mısır ve Libya olarak karşımıza çıkıyor.

Libya'nın Türkiye için önemi güvenlik politikalarıyla sınırlı değil: Afrika'da onaylanmış en büyük petrol rezervine sahip ülke olan Libya, Akdeniz'in tam ortasında, Yunanistan ve İtalya'nın hemen altında, Orta Doğu ve Afrika'ya açılan bir kapı.

Ayrıca eski bir Osmanlı toprağı. Tunus'u Fransızlar ve Mısır'ı İngilizler ele geçirdiğinde bu iki medeniyet arasındaki 3 eski Osmanlı vilayeti bugünkü Libya'yı oluşturdu. Ve 1911'de gelen bu son dakika koloni fırsatı Avrupa'yı birbirine düşürdü. O zamandan beri Libya'da huzurlu günler çöldeki su kadar nadir. 

Türkiye'nin yükselmeye devam etmesinin yolu da, Türkiye'yi durdurmanın yolu da en başta Libya'dan geçiyor.

Dolayısıyla yakın ve orta gelecekte Libya'yı kimin yönettiği ve bizimle olan ilişkileri biz Türkleri yakından ilgilendiriyor. Uğruna bedeller ödeyip kazandığımız hakkımızı almış olmamız kadar elimizde tutmamız ve kamuoyunun konuya hassasiyet geliştirmesi de önemli. 

Libya, Mavi Vatan doktrinimizin en önemli ayağı olmakla beraber, Türkiye ile müttefik olması, Libya'nın kendisinin de istikrarsızlıktan tek kurtuluş yolu. 

LİBYA'DA KİM, NEDEN SAVAŞIYOR: CEVABI ANTİK ÇAĞDAKİ BİR OLAY

Neden sonuç ilişkisi kurarak tarihte dedektiflik yaptığımızda ve ipuçlarını takip edip noktaları birleştirdiğimizde bugünkü Libya Savaşı'nın nedenlerinin kökenlerini de, orada kalıcı olmanın çözüm yollarını da tarihin derinliklerinde, Antik Çağ'da yaşanmış bir olaya kadar takip edebiliyoruz. Antik Çağda yaşanan olayın aktörlerinin bugünkülerle neredeyse tıpatıp aynı olması ve paralellikleri bize doğru bir tarihi ters mühendislik yaptığımızı söylüyor.

KISACA LİBYA:

Libya'nın 3 tane eyaleti vardır. Batıda, başkent Trablus'u da içine alan Tripolitania Eyaleti, Doğu'da Türkiye'nin yaptığı Deniz Yetki Alanı Anlaşması'nda bahsi geçen Türkiye'ye bakan kıyılara sahip olan ve Tobruk-Bingazi'yi bulunduran Sirenayka Eyaleti ve ikisinin altında genelde bedevi kabilelerin yaşadığı Fezzan eyaleti. Tripolitania ve Sirenayka, İç Savaş'ın taraflarıdır.

ANTİK ÇAĞDA YAŞANAN OLAY VE BUGÜNE YANSIMALARI: İÇ SAVAŞ

Büyük İskender öldüğünde, Helen kültürünü her yerine yaydığı devasa imparatorluğunu generalleri arasında bölüştürdü. Böylelikle Helenistik Mısır, General Ptolemy'nin yönetimine verildi ve 7. Ptolemy'e kadar bu hanedanlık tarafından yönetildi.

Bu etki, bugün darbeci Amerikan vatandaşı Hafter'in kontrolünde bulunan, Mısır'a komşu olan Sirenayka eyaletini de kapsadı.

Sonraları Antik Yunan bilim ve felsefesinin beşiği olan Mısır'daki İskenderiye Kütüphanesi Hıristiyanlarca yağmalandı ve yakıldı, Hıristiyanlığı kabul etmiş Roma İmparatorluğu giderek yayıldı ve sonunda Mısır ve Libya Roma İmparatorluğunun etkisine girdi.

Fakat Libya'nın ortasından, yani sahildeki Sirte şehrinden itibaren doğudaki, Sirenayka Eyaletindeki ve hatta Mısır'daki insanlardaki Helen ve Arap kültürü sabit kaldı.

İşte bugün Kaddafi'nin doğduğu ve öldürüldüğü Sirte'den ve Rus savaş uçaklarının Türk destekli ilerlemeyi durdurmak adına konuşlandığı el-Jufra hava üssünden geçen ve Libya'yı tam ortadan doğu ve batı olarak ikiye bölen çizgi, sadece Sirenayka-Tripolitania eyaletleri sınırı olarak kalmaz.

O çizgi, aynı zamanda Roma ve Helen-Arap dünyaları arasında Antik Çağ'ın en büyük kültür savaşının verildiği cephedir. Zira Türk ordusu Sirte'yi kuşattığında Mısır bu yüzden ''Sirte kırmızı çigimiz.'' demiştir.

Neredeyse her şeyleri farklı olan Libya'nın iki yarısının, bir zamanlar birlikte Osmanlı olmuş olmak dışında ortak bir kimliği yok gibidir.

 

HER KONUDA BÖLÜNMÜŞ BİR ÜLKE: LİBYA


• Tripolitania'lılar kendilerini Afrikalı olarak görür.

• Sirenayka'lılar kendilerini Arap olarak görür.

• Tripolitania'lılar kendilerin Roma'nın devamı sayarlar.

• Sirenayka'lılar kendilerini Helen kültürünün devamı olarak görür.

• Tripolitania'da Magrebi diyalektler konuşma diline hakimken,

• Sirenayka'da Masri diyalektlere rastlanır.

• Tripolitania'daki Antik şehirlerde mimaride Roma etkisi görülürken,

• Sirenayka'da bu yerlerde Helenistik mimari örneklerine rastlanır.

 

TEK ORTAK NOKTALARI: OSMANLI TORUNU OLMALARI

Tüm Libyalıların Osmanlı torunları olduklarını değerli gazeteci Mehmet Akif Ersoy'un yaptığı röportajda açıkça söyleyen ve Kara Harp Okulu mezunu olan, Kıbrıs Barış Harekatı'nda Türkiye'ye yardım etmiş ve Türkiye ile ortak iş projelerine imza atmış Muammer Kaddafi, 1969 yılında Sanussi monarşisini kansız şekilde devirerek başa geçmişti.

KADDAFİ ÖNCESİ VE SONRASI

Sanussiler, 2. dünya savaşında İtalyanlara (yani Roma'ya) karşı direniş başlatıp yönetimi onlardan alan aileydi. İtalyanları deviren aileyi devirmesinin yanında olarak Kaddafi, Bingazi ve Sirenayka'daki muhalifleri bastırarak Helenizm potasiyelini baskı altında tutuyordu.

Fakat Roma'yı yani İtalyanları da halkına yaptıkları katliamlardan sorumlu tutup suçlamaktan geri kalmıyordu. (Osmanlı 1911'de Libya'dan çıktığında 1.3 milyon Müslüan nüfus varken, 1947'de İtalyanlar çıktığında bu sayı sadece 800.000'di. İtalyanların Libya Soykırımından bugün kimse bahsetmez.) Kaddafi, Arap milliyetçiliğinden ve özgürlükçü hareketlerden etkilenmişti. 40 yıl sonra kendisinin sonunu da o hareketler getirecekti.

Kaddafi öldürüldüğünde iki tarafı da baskılayan ve cepheyi ortadan kaldıran güç ortadan yok oldu ve deyim yerindeyse fren kalmayınca Yunanistan hemen bu otorite boşluğunu Helenizmle kapatmak istedi. Sirenayka Eyaleti'ni kışkırttı.

HAFTER VE YUNANİSTAN

Bunun için aktör olarak CIA ajanı olduğu bilinen Amerikan vatandaşı eski general Hafter seçildi. 2011'deki Kaddafi karşıtı ayaklanma ve 2014'dekinden sonra; 2019'da çıkan ve bizim de dahil olduğumuz 2. Libya İç Savaşı'nı çıkaran isim Hafter'di.

Dolayısıyla bu olaylar, elbette başka bir çok temeli olsa da, Antik Çağ'daki bölünmeden, Megali İdea'dan ve Yunanistan'ın Akdeniz'deki yayılmacı tutumudan bağımsız düşünülemez.

Darbeci Hafter, Türkiye'nin Trablus hükümetine desteği sayesinde ülkeyi ele geçirememiş olsa da bugün Sirenayka onun etkisi altında ve başta Yunanistan ve Arap ülkeleri (Katar hariç) tarafından her yolla destekleniyor.

BUGÜNKÜ KAVGANIN TARAFLARI VE DESTEKÇİLERİ ASLA DEĞİŞMEDİ

Libya'daki iç savaşta; Arap-Helen kültürünü barındırmış olan eyaleti en fazla Araplar ve Atina hükümeti; Afrika-Roma kültürünü barındıran eyaleti ise Türkler ve kısmen Roma hükümeti destekliyor. İşte bu yüzden bugün Libya'da yaşanan kaosun kökleri Antik Çağ'a dayanmakta. 

Yani Antik çağdan beri savaşanlar da savaştıranlar da; savaşma sebepleri de aşağı yukarı aynı bu coğrafyada.

Bu konudaki tek istisna ve huzur dönemi ise Osmanlı İmparatorluğu dönemi.

GELECEKTE LİBYA'DA BİZİ NELER BEKLİYOR?

Nisan 2021'in ortalarında tam her şey düzeliyorken Hafter'in 3. bir iç savaş çıkarmak için Birleşmiş Milletlere ve Dibeybe hükümetine tekrar kafa tutmaya başladığı, Libya Dışişleri Bakanı'nın son günlerde ortaya çıkan BAE lideri Zayid ile çekilmiş samimi pozları ve ABD'nin Biden'la beraber gözünü tekrar Afrika'ya dikerek Afganistan'dan çektiği birliklerini bir bahane bulup sokmak istediği Libya'da özellikle yakın zamanda Fransızca'nın popülerliğinin artması ve Fransız hükümetinin bu konuda birçok teşvikte bulunuyor olması Türkiye için ciddi bir tehdit ve tüm Libyalılar için savaş dolu tarihlerinin tekerrürü anlamına gelebilir.

BATI'NIN KAPANMAYAN ANTİK CEPHESİNİ ANCAK TÜRKİYE KAPATABİLİR

İç savaşın tarafları olan iki eyalet de hiçbir zaman ikisinin birden Romalı, veya hiçbir zaman ikisinin birden Helen olmadığını; ama bir zamanlar iki eyaletin de aynı anda barış içinde Osmanlı olabildiklerini hatırlaması gerekiyor. Türkiye onlara en başta bu konuda yardımcı olmalı.

Türkiye'nin de barışı korumak ve Batı'nın Antik Çağ'dan beri kapatmayı başaramadığı ve masum Libyalıların canlarına mal olan kültür cephesini sonsuza kadar kapatması; Libya'daki kültürel etkisini arttırıcı önlemler alması hem Türkiye'nin hem de tüm Libya halkının yararına bir tutum olacak. 

Milli Güç unsurlarından biri de tarih ve kültürdür. Türkiye, fırtına öncesi sessizlik döneminde, Türkiye dışında başka hiçbir ülkenin barış vaadi sunmayan bu unsurunu Libya'da daha etkin kullanmalı.

 

 

Analiz: SuperHaber - Cengiz Büyükuncu

Yorumlar
Günün Videosu
ABD'nin New York kentinde silahlı bir saldırgan kaldırımda kovaladığı gence yakın mesafeden defalarca ateş etti. Korkunç saldırı sırasında 2 çocuk kurşunların ortasında kaldı. Dehşete düşüren olayda çocuklar şans eseri yaralanmazken, polis saldırganın peşine düştü.