Kendi kıyametine koşan insan toprağı talan etmekten vazgeç!

“Küresel ısınma çok vahim sonuçları olacak seviyeye gelmeden önce, acilen insanlar beslenme biçimlerini değiştirip, toprağı talan etmekten vazgeçmeliler. Toprağın daha fazla karbon emebilmesine müsaade etmeliler.”

BM’nin (Birleşmiş Milletler) yeni açıklanan raporu, yukarıda okuduğunuz uyarıyı yaptı. Söz konusu rapor ilk kez küresel ısınma ve toprak arasındaki ilişkiyi ortaya koyuyor. Sürdürülebilir tarımın, beslenme biçimlerindeki değişikliğin ve gıda israfının azaltılmasının küresel ısınmayla mücadelede etkili olacağı da raporda yer alıyor.

İnsan faaliyetleri; gezegenimizde erozyona, ormansızlaşmaya, doğal yaşam alanlarının yıkımına neden oldu. Bütün bunların sonucu olarak karbondioksit salınımındaki artış atmosferi tehdit ediyor. Binlerce, milyonlarca yıldır karbondioksit gazını emen toprak, sera gazlarının üçte birini üretir hale geldi.

İklim değişikliğine bağlı olarak artan orman yangınları, buzullardaki erime, çölleşme de toprağa baskı yapıyor ve daha fazla sera gazının atmosfere salınımı söz konusu oluyor.
İnsan eliyle yaratılan bu muazzam kısır döngü, mükemmel bir fırtınaya dönüşmek üzere.

BM raporunun danışmanı Edinburg Üniversitesi’nden Prof. David Reay, “Sınırlı toprak, artan insan nüfusu ve hepsi iklim aciliyetinden bunaltıcı bir battaniyeye sarılı” diyor. Mahsul verimliliğindeki azalmaya; mısır, buğday ve pirinç gibi ürünlerin çoktan risk altına girdiğine dikkat çeken Reay şöyle devam ediyor: “Gıda sisteminin küresel ağı, binlerce kilometre uzaktaki çiftlikteki etkiyi tabağımıza taşıyor. Dünya, daha önce hiç bu kadar küçük olmadı. Ekosistem daha evvel hiç bu kadar direkt bir tehditle karşı karşılaşmadı.”

Daha evvel dünyada üretilen karbonun yüzde 7’sini tutan toprak, artık sadece yüzde 1’ini tutabiliyor.

Rapor, kısır döngüyü kırmak için çözüm olarak yağmur ormanlarının yok edilişinin acilen durdurulmasını, toprağa kötü muamelenin son bulmasını, sürdürülebilir tarımı, ağaçlandırmayı (ormanlar yaratmak) ve doğal yaşamın korunmasını tavsiye ediyor.

Yani diyor ki: “Ey insan, Dünya’ya saygılı davran!”

Rapordan anlamamız gereken şu: Dünyaya, toprağı talan eden; ormanları yok eden; her aklına eseni yiyen; gıda israfını engellemeyen insan kendi kıyametini yaratıyor. Cayır cayır yanacağı ve aç kalacağı bir dünya insanı bekliyor.

Cehenneme dönüşmüş bir dünyada artık ciğerinize oksijen değil karbondioksit çekersiniz. Çıkardığınız altınları yersiniz. Betonla, asfaltla karnınızı doyurur; çocuklarınızı onlarla beslersiniz. Afiyet olsun!

ÇEVRECİLİK ÇOK ‘KADINSI’

Dünyanın küresel ısınmaya bağlı kıyamet senaryosunu okurken, çevreyi koruma önlemlerinin genellikle kadınsı eylemler olarak algılandığını, erkeklerin eşcinsel zannedilmemek için daha az geri dönüşüm yaptığını öğrendim.

SexRoles isimli bilimsel yayında yayımlanan bir araştırmaya göre gezegeni korumak, kadınların koruyucu ve kollayıcı rolüyle örtüştüğü için ‘kadınsı’ bir eylem olarak görülüyor.

Erkekler ise eşcinsel sanılmaktan korktukları için geri dönüşüm yapmaktan, yeniden kullanılabilir bez çanta almaktan, tekrar kullanılabilir termos bardak kullanmaktan, klimayı veya ışığı kapatmaktan kaçınıyormuş.

‘Erkekliğin’ bu kadar kırılgan olması nasıl bir çelişkidir? Anlayan biri varsa lütfen bana anlatsın.

Tüm yazılarını göster