Davutoğlu bu gidişatın sonu iyi değil

Sevda Noyan noyansevda@gmail.com

Ahmet Davutoğlu'nun açık açık meydanlara çıkmasıyla, hakkında yazılar, fikirler, yorumlar havada uçuşmaya başladı...

Bazı gazeteciler doğrudan doğruya kendisine seslenerek yazmayı ve uyarmayı seçerken, bir kısım “nemelazımcı” ise “ne şiş yansın ne kebap” modunda yazılarla ufak ufak dokunuyorlar bu duruma…

Burada, Karar gazetesinin yazarlarını dışarıda tutuyorum…

O gazetedeki yazarların Davutoğlu aşkını duymayan kalmadı…

Orada yazan bazı kardeşlerim için derinden üzülsemde, ne diyelim, “kendi düşen ağlamaz”...

Ahmet Davuğlu nasıl oluyorda hâlâ üstenci bir yaklaşımla konuşabiliyor, hayret ediyorum!

Üstelik hala AKPARTİ üyesi olduğu halde!

Daha da ilginç olanı ise şu: besbelli Davutoğlu yeni bir parti kurma derdinde değil; asıl derdi AKPARTİ’yi, yani her konuda güçlü ve hazır olan bir partiyi ele geçirmek!

Bu operasyonun iç ve dış destekçilerinin olduğunu açıkça görüyoruz…

Ayrıca bunun öyle pek yeni bir girişim olmadığı da aşikar!

Ahmet Davutoğlu gerçekten birçok kişi için ciddi bir hayal kırıklığı olduğu kadar, aynı zamanda çok tehlikeli bir operasyonun peşindedir…

Yakından tanıdığım ve fikirlerine önem verdiğim birçok kişi Ahmet Davutoğlu konusunda oldukça şaşkın haldeler...

Ben ise bir çok kişinin Ahmet Davutoğlu'nun bu girişimlerine niye şaşırdıklarını kendilerine soruyorum...

Daha şimdiden siyasi bir mevta olacağının ayak sesleri duyulurken, Ahmet Davutoğlu'nun başbakanlık görevi kendisine tepsi içinde sunulduğu zamanlardan başlayan bir sona yaklaşma, kendini bitirme, kibirden gözleri kör olma, çok çabuk gaza gelme durumunu görüp sonuçlarını hep birlikte yaşamadık mı?

Bir zamanlar, Recep Tayyip Erdoğan’ın “Cumhurbaşkanı” sıfatı taşıdığı dönemde onunla girdiği erk mücadelesinde işi nerelere getirdiğini ve nasıl ucuzlattığını ne çabuk unuttunuz?

Seçim dönemi için hazırlanan AKPARTİ afişlerinde boy uzatmalardan tutunda, özellikle aynı saate getirilen mitinglere kadar daha ne acayip durumlar yaşadık… Bilenler, bu saçmalıkları çok iyi biliyor… Bu mücadelenin, Davutoğlu'nun başbakanlık görevine getirilmesinden çok kısa bir süre sonra başladığını, görevde kaldığı sürecede önemli ve can alıcı ülke meselelerinde cumhurbaşkanın arkasından iş çevirip, AB'nin en has adamı olabilmek için mazlum mülteci Suriyeli kardeşlerimizi pazarlık konusu yaptığını, PKK denilen terör örgütü ile Paris'te pazarlık masasına oturduklarını, en stratejik memleket konularda bile istişare yapmadan kafasına göre takıldığını vs vs, ne çabuk unuttunuz (unutmak işinize geldi besbelli)!!!

AKPARTİ teşkilatları içinde yaptığı operasyonları, devşirmeleri, hak yemeleri hiç saymıyorum...

Dün yapılan AKPARTİ MKYK toplantısından en nihayet Ahmet Davutoğlu ve arkadaşları için partiden ihraç kararı çıktı. Şimdi Davutoğlu’nun operasyonlarının ikinci boyutunu göreceğiz… Mağdur edebiyatı ile, sanki Davutoğlu bu büyük oyunun başrol oyuncusu değilmiş gibi, Recep Tayyip Erdoğan hakkında “basit bir eleştiriye bile tahammül edemeyen bir başkan" algısı oluşturma derdindeler yalnızca…

Benim bildiğim AKPARTİ seçmeni bu zokaları yutmaz, yutmayacaktır...

Siyasi tarih Ahmet Davutoğlu gibi kendini “bulunmaz hint kumaşı” zanneden mevtalarla dolu…

BİR ONUR ABİDESİ ŞULE YÜKSEL ŞENLER

Bundan yirmi yıl önce, otuzaltı yaşındayken Allah’ın hidayeti ile şereflendiğim ilk yıllarda tanıdım Şule Ablamı…

Ben kendi içimdeki devrimi tamamlama derdindeyken hayatıma bir ışık gibi girdi Şule Ablam…

İlk tanışmamızda dizinin dibinde uzun saatler, sıkıntı ve mücadele içinde geçen hayat hikayesini dinledim gözyaşlarımla...

Gerçekten muhteşem ve bir o kadar naif bir kadındı… Onu dinlerken aklımdan geçen tek hayal, bu muhteşem hikayenin film yapılmasıydı…

Maalesef yaşarken olmadı… Açıkcası kendisine hiç soramadım bu konudaki düşüncesini… Ama şimdi film yapılmasını çok arzu ederim… Özellikle AVM’leri kendilerine mesken tutmuş, markalar hayatlarının amacı olmuş, rüküş görünümlü sözde tesettürlü hatunlar belki bir nebze aydınlanma yaşarlar....

TAKSİLER İÇİN HER ŞEY ÇOK GÜZEL OLDU MU?

Taksilere iki yıl sonra yüzde yirmibeş zam geldi…

Taksiye bindiğim zaman şöföre espri yaptım, "Vallahi size her şey güzel oldu!” diye… Genç yaştaki şöför arkadaş, gülerek cevap verdi, "Haklısın abla da iki yıldır dört gözle bekliyorduk bu zammı… Aslında bu oran bile yeterli değil ama, her zamdan sonra olduğu gibi bu zamma da ciddi bir tepki gelecektir… Bizler bu kadarına bile razı olduk olmasına da iş geldi, müşterinin bu konudaki sızlanmalarını dinlemeye… Onlar haklı, biz haklı, ne diyelim…”

Bense kısa ve öz bir cevap verdim “Alışırlar, alışırlar, merak etme!”

NOT: Yeni öğretim yılı başlıyor Pazartesi günü… Üç kız torunumdan ikisi okula gidiyor… Onlarla yaptığımız okul sohbetlerinde çok eğleniyoruz… Sınıf arkadaşları ve öğretmenleri hakkında öyle güzel ve komik şeyler anlatıyorlar ki, dinlemeye doyamıyorum… Allah tüm evlatlarımızı bu saçma sapan ve dayatılmış olan eğitim sisteminden korusun… Son yıllarda tüm dünya okul meselesini, dayatılan eğitim sistemi bağlamında tartışıyor… Her geçen yıl çocuklarını evde eğitmek isteyen ailelerin sayısı artıyor… Ülkemizde hâlâ başlanmamış olan “Home Schooling”, yani evde eğitim uygulaması ise çokça rağbet görüyor… Dünyada ikiyüz yıldır uygulanan “resmî ideoloji güdümlü dayatmacı” eğitim sisteminin sakıncaları ise saymakla bitmez...